YAZIYORUM
BEHİÇ ERKİN VEFAYI HAK ETMİYOR MU?
Devlet Demiryollarının kurucusu ve ilk Genel Müdürü olan Erkin (1920-1926) "Demiryollarının Babası" olarak anılır. Bayındırlık Bakanlığı yaptığı dönemde Milli İstihbarat Teşkilatını kurdu. Emekli Sandığını kuran kişi de o… Bunlar Cumhuriyet sonrası yaşananlar. Peki, öncesinde neler yapmış Behiç Erkin? Mustafa Kemal Atatürk’ün en yakın mesai arkadaşı olarak, kurtuluş savaşımızın en zor anlarında bağımsızlığımız adına elinden geleni yapmıştır... 11 Kasım 1961 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybeden Erkin, vasiyeti üzerine Eskişehir Enveriye’de defnedilmiştir. O Eskişehir’de gömülmeyi vasiyet edecek kadar bu kenti ve kentliyi sevmiştir. Peki, bu kent halkı da aynı biçimde karşılık vermiş midir Behiç Erkin’e? Bu sorunun yanıtı gün gibi ortadadır aslında. Ölümünün 52. Yıldönümünde anıtmezarının başında kaç kişi vardı merak ettiniz mi hiç ey Eskişehirliler? Merkezi ve yerel bazda bu kenti yöneten muhterem yöneticiler? Demokratik kitle örgütlerinin medyatik yöneticileri? Gönlünüzün çektiği, medyanın ilgi gösterdiği, “sizden” isimlerin etkinliklerinde eliniz kanda da olsa zaman ayırıp icabet eden bu kentin saygın şahsiyetleri! Medyanın da ilgisizliğinden ötürü bu değerimizin anma gününde zahmet edip gelmeye gerek duymadınız öyle değil mi? Sizin o güzel canınız sağ olsun. Sizlere şahsım adına gönül koyuyorsam da bana ayıplar olsun. Gönül umduğuna küser der atalarımız. Pek çoğunuzdan ne umduğum ne de bu ülke hayrına yapacağınıza inandığım hiç bir şey yok. Ben Yılmaz Büyükerşen hocamdan beklerdim bir vefa ziyaretini. Koskoca Cumhuriyet Bayramımızda, kentin meydanında popüler kültürün müzisyenlerinden olan, değerli Işın Karaca hanımefendinin konserinde yanında idiniz hocam! Yerel ve Ulusal medyada fotoğraf ve haberleriniz çıktı birlikte. Onca koşuşturma arasında olanak yaratıp konsere icabet ettiniz, şarkılar söylediniz birlikte. O güzel anlamlı kutlamaya, tüm Eskişehirliler tanıklık etme şansını yaşadı ne güzel… Aynı biçimde Behiç Erkin’imizin ölüm yıldönümünde sizleri de aradı gözlerimiz mezarı başında. Bu Cumhuriyetin aydınlık ve sevilen bir siması olarak, Ulusal ve yerel medyanın ilgi alanı içerisinde olan bir değerimiz olarak sizin katılımınızla birlikte Behiç Erkin’e olan ilgi de artacaktı. Bağımsızlık savaşının bu yiğit siması da sizin gibi önemli simalar sayesinde birçoklarının ilgi alanı içerisine girecekti. Hiç duymayanlar da sayenizde bu gizli kahramanın ismine aşina olacaklardı… Bu kenti sanatın gizemli ışıkları ile aydınlatan, Eskişehir’i yaşanası istisna kentler arasına eriştiren, bu Ulusun Cumhurbaşkanlığı makamına yakıştırdığı bir şahsiyetsiniz siz. Sizin ideolojik anlamda söylemleriniz ve bu doğrultuda söyleminize denk düşen eylemleriniz tarih sayfalarının yaldızlı sayfalarına yazılıyor. Lakin kimi zaman da sizi sevenleri şaşırtıyorsunuz da! Eleştiriyi sevmeyen yanınız, dominant yapınız, size üç öğün sallayan ve gazete köşesinden savcılığa adeta ihbar edenleri toplantılarda kanatlarınızın altına alırcasına ödüllendirmeniz ve illa ki Ulusal Bayramlarımızda “halk istiyor” gerekçesi altında popüler kültürün dayatmasına mahkûm olmanız üzüyor bizleri. Öküz altında buzağı aramayı meslek edinmiş güruh bu bizler sözcüğüne takılmış olabilir, hemen aydınlatayım bunu da! BİZ; Sanatın içine tükürenleri değil, İstanbul’dan davet ettikleri sözde yazarları Eskişehirlilere küfür ettirenleri değil, “kızlı erkekli günahkârlar” yakıştırması yapıp yüz bin üniversite öğrencisinin bu kente olan katkılarına nankörlük edenleri ve zan altında tutanları değil, biz bu kentte sanatı baş tacı edenlerin yanında olanlarız. Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde yüz binlerce şehidimizin kanı ile kurulmuş Cumhuriyet yolunu yol eğlemiş ve bu uğurda gereğini yerine getirenleri başımıza taç etmiş halkız…
OZANCA
Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,
Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter!
Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil…
Halim Yağcıoğlu