Başka Kapıya!

Şinasi Kula yazdı

9 Aralık 2015 00:04
A
a
Alican Türk…

Soyadı gibi bir Türk subayı…

28 Şubat Davası adı altında nice Türk subayı gibi uzun yıllar zan altında kalan, Sincan’da tutuklu kalan Türk subayı…

Evinin kapısına sabahın köründe dayanan emniyet görevlilerine “sizler görevinizi yapıyorsunuz kardeşim, sizlerde telefon numaram vardı keşke arasaydınız ben gelirdim” diye metanet gösteren Albay. Her duruşma öncesi ve sonrasında sivil kıyafetleri ile subay selamı çakan Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri…

Hapishanede yattığı süre içerisinde boş durmayıp “Doğu ve Güneydoğu’da Faili Meçhul Cinayetler ve Gerçekler” kitabının yazarı. Yani aynı zamanda bir düşünür, bir aydın…

Bir Kürt anadan dünyaya gelen, Türk subayı olmaktan gururlanan ve hapse girip çıktığı ana dek her daim herkese umut dağıtan güleç adam…

Belli ki yurt dışındaki sağlık sorunu yaşayan ablasını ziyarete gitmesi nedeni ile köşe yazımı dönüşünde okuyabilmiş. Bu nedenle de bana bir ileti yollamış geçtiğimiz günlerde.

Şöyle demiş…

                                              ***

Bu güzel yazı ve yorum için çok teşekkürler Sayın Kula...

Ne yazık ki onlarca insanın kumpas davalarla zindanlara atıldığı dönemde gazeteci Can Dündar bir yazısında “dün burnundan kıl aldırmayan mağrurların bugün mağdur rolü oynamasına cevabımız aynı; BAŞKA KAPIYA” diye seslenmişti. Yani aslında susmamıştı, açıkça kumpasçılara arka çıkan söylemlerde bulunmuş, onların yanında yer almıştı; bugün teker teker aklanan o şerefli askerler, gazeteciler, aydınlar için “mağdur rolü oynadıklarını” iddia etmişti.

Lakin onun “başka kapıya” diye sırt çevirdiği askerler ve diğerleri eminim Can Dündar gibi yapmayacaklar, ilerleyen günlerde kime karşı yapılırsa yapılsın adaletsizliğe karşı olduklarını var güçle haykıracaklardır…

                                               ***

Ey ilericiler, aydınlar, solcular, demokratlar, sosyal demokrat diye tanımlanan cenahın insanları! Yani ben sen o, biz siz onlar…

Biat kültürünün insanlarını yargılarken, zonk diye “balık hafızalısınız” yaftasını da eklemeyi asla ihmal etmeyiz değil mi?      Bu halk balık hafızalı diye kızıp yargıladığımız anlarda kendimizi nedense o halk katmanlarının dışında tutarız.

Neden peki? Biz farklıyız, akıllıyız, entelektüeliz...

Öyle miyiz gerçekten?

Alın size daha yeni yaşadığımız bir örnek ve alın adalet terazimizin tutarsızlığı. Bana kimse laf ebeliği yapmasın ve öncelikle 02 Aralık 2015 Çarşamba günü yazmış olduğum “Susmuştun Sıran Geldi” başlıklı köşe yazıma biriniz yanıt verin! Sıkıyorsa verin ve akabinde de “Alican Türk”ün üstte yayınladığım kısa yazısına yanıt verin! Vicdanınız varsa, cesaretiniz varsa yanıt verin…

Değil Can Dündar, düşüncelerinden ötürü özgürlüğünden edilmiş ya da edilecek tek bir insanın içeride yatmasına “oh olsun” diyen her vicdansızın başına da er geç aynı zulüm gelsin dilerim. Onursuzluktur bunu demek ve içten içe gülmek, baştan açıklayayım da IQ sorunu olanlar öküz altında buzağı aramasınlar!

Şimdi bir kez daha soruyorum çifte standardın sallamacılarına; Can Dündar’ın o günlerde günahsız yere özgürlüklerinden olmuş insanlar için söylediklerinde merhamet var mıydı peki? “Ulusalcı” yaftasını yakıştırdığı bu özgürlüklerinden edilmiş, sevdiklerinden edilmiş, itibarsızlaştırılmış insanların ardından salladığı bu merhametsiz açıklamayı anımsamak hanginizin işine gelir? Daha da ötesi şu sorumu yanıtlayın ey Allah’ın kulları!

Can Dündar popüler bir isim olmasaydı Erdem Gül için hangi biriniz kılınızı kıpırdatırdınız? Toplandınız yüz elli kişi Can Dündar için özgürlük istediniz. İyi de yaptınız! Peki, Ergenekon-Balyoz-28 Şubat-Ay Işığı ve aklıma gelmeyen daha nice düzmece (düzmece olduğunu bugün devletin zirvesindeki insan dahi açıkladı) davalarla canı yanan insanlar için neden kılınız kıpırdamadı? “Kuddusi Okkır”ın 13 aydır açıklanmayan iddianame ile tutuklandığı hanginizin vicdanında sızı olarak kaldı? Son halinin fotoğraflarına bakıp da içinde sızı hisseden insan var mı aranızda? Şimdi tutturmuş “basından dahi bizi desteklemeyen arkadaşlarımız var” nakaratlı modası geçmiş şarkıları dillendirmektesiniz aklınız sıra. Gencecik bir subay (Ali Tatar) uğradığı haksızlığa dayanamayarak intihar ederken hangi birinizin kılı kıpırdadı aktivist kardeşler? Onun subay olması mı alerji yaratmıştı sizlerde ve sizin gibi yoldaşlarınızda? Eğer iş subaylara antipati ise Kenan Evren (ve beşi bir yerde) zalimi için hangi biriniz ne tür yiğitlik ettiniz de içimize su serptiniz? Benim canımı yaktı onlar, küçücük yaşta kardeşim Mamak tezgâhlarından geçerken benim anam bellendi. Ben bedel ödedim faşist 12 Eylül darbesinden. Kısacası darbecilerden tiksinmekse olay Allah’ına kadar iliklerime kadar tiksinen benim, gereğini her zaman yiğitçe yapanlardan biri de benim sizin yaşınız ve yaşadıklarınız yetmez bunların tahlilini yapmaya. Ama orduda “Kemalist çizgide ya da Nato karşıtı” diye algılanmış subayları da o darbecilerle eşdeğer görüp oh olsun diyen mermerler sap ile samanı algılamakta hala zorluk çekiyorlar. Ve o güruh şu sorumun karşıtını veremiyor hala. Devletin bile pardon dediği nice olay sonrasında günahsız yere içerde yatmış bu insanların canı yanarken vicdanınız ya da dilleriniz nereye kaçmıştı? Tuncay ve Mustafa gazeteci değil miydi? Deniz gazeteci değil miydi, Nedim gazeteci değil miydi, ya Müesser? Ha size göre değildi tamam, yani ulusalcıydı bunlar değil mi babişkolarım? Ondan sonra oturur yakınırsınız yüz elli kişiyiz neden kamuoyu destek vermedi diye! Çifte standart ikiyüzlülüğün diğer adıdır. Eğer vicdan varsa ve bir yürekte merhamet üretiliyorsa, empati kurabiliyorsak herkesin acısının eşit olacağına kanaat getirmeliyiz. Ve haksızlığa kim uğramışsa aynı yiğitlikle karşı durmalıyız.

Cihan Yıldırım ile dünya görüşlerim taban tabana zıttır bunu sağır sultan da bilir. Ama haksızlığa uğradığına inandığım an, hak etmediği biçimde aşından olduğunu gördüğüm an onun ve onun gibilerin acılarına ortak olmuyorsam yazıklar olsun altmış yıllık yaşamışlığıma. Hele ki demokratik kitle örgütü içerisinde görev alıyor da haksızlıklara suskun kalıyorsam, savunamıyorsam haksızlığa uğrayanı lafı uzatmamın bir anlamı kalır mı?

“Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz…”

 

OZANCA 

Şahım dünya baki kalmaz sana da

Ne bu telaş ne bu tamah ne bu hırs

Kalmadı Karun’a Süleyman’a da

Ne bu telaş ne bu tamah ne bu hırs…

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi