Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın, 1996- 1997 yılları arasında Kanal 7 Televizyonunda “360 Derece” adlı programı hazırlayıp, sunduğunu bilmiyordum. Söz konusu televizyon kanalını hiç izlemedim desem yalan olmaz. Şu gerçektir ki insanlar kendisini buldukları ya da ait hissettikleri etkinlikler içerisinde olmak isterler…
Kısa süren televizyonculuk anısı ile ilgili yorumu şöyle Nabi Avcı’nın: Gecenin saat 23.00’ün de başlayan pek az kişinin izlediği bir programım vardı. O aklıma geldi. Her hafta bir konuk alıyordum. Ben sorularımı sorduktan sonra mümkün olduğunca konuğumu konuşturmaya çalışıyordum. Pek fazla konuşmadan kafamı sallıyordum. Bir gün programın asistanı “Hocam sizin her hafta buraya gelmenize gerek yok. Biz sizin kafa sallayan görüntülerinizi çekelim onları araya montajla koyarız” dedi...
Anımsarsınız, Bakan Avcı atanamayan öğretmenlerle ilgili bir Einstein örneği vermişti. Albert Einstein’ın izafiyet teorisini atanamayan bir öğretmen olarak Zürih’te memur olarak çalıştığı patent enstitüsünde bilgisayarı olmadan kalem kâğıtla oluşturduğunu anlattı. Yani buradan çıkarmasını istemişti atanamayan öğretmenlerin de!
Diyeceksiniz ki bu anlattıklarının özeti nedir? Anlatayım izninizle…
Her sabah ES TV’de “Sabah Kahvesi” adlı programı hazırlayıp sunarım. Bakan Avcı’nın yayın saati gibi benimki de 11.00 dir. Ama ben gündüz kuşağında sunarım, Sayın Bakan gibi geceye kalmam! Bir farkımız daha vardır ki benim programım izlenir. Sevenlerin izlediği kadar sevmeyenler de izler, alışkanlığa dönüşürüm yani! Öyle ki sabah kahvaltısı zehir ola ola, benden vazgeçemeyen örnekler sayabilirim sizlere. Sevenler sokakta sırtımı sıvazlarken, kahvaltısını zehir ettiklerim de bir kaşık suda boğmanın yollarını ararlar…
Dört ay boyunca bu programımda BONZAİ denen toplumsal tuzağı deşifre etmekle meşgulüm. Bu uğurda Sayın Emniyet Müdürümüz dahil birçok merci ile iletişim de kurmayı ihmal etmedim asla. Ve her sabah programım boyunca başta Milli Eğirim Bakanı Nabi Avcı olmak üzere çağrılar yaparım. Eskişehir’in beş milletvekiline “Allah rızası için duyarlı olun” çağrıları yaparım. Toplumun acılar çektiği bir konuda neden sessizsiniz diye sorarım kendilerine.
Saygın okurlarımız, bilesiniz ki Süheyl Batum’un dışında hiçbir milletvekilimizden tek bir yanıt gelmedi daha! En çok umutlandığım iki anneden (Ülker Can ve Ruhsar Demirel) den ne yazık ki tek yanıt gelmedi daha. Şu konuyu ben çok iyi biliyorum, siz de bilin isterim. Televizyon programlarımda ya da köşe yazılarımda tek bir suç unsuru, ya da şahıslarına yönelik hakaret tespit etselerdi çoktan gereğini yaparlardı öyle değil mi? Bu sessizlikleri beni duymamalarından, izlememelerinden ya da okumamalarından kaynaklanmıyor bu net! Sadece söylediklerim ve yazdıklarım satırına kadar doğru olduğundan sükûtu tercih etmektedirler. Bilmeleri gereken bir konu şudur; Yüz binlerce öğrencinin hedef alındığı(bonzai)bu kentin milletvekilleri olarak beş milletvekili de caydırıcı yasa teklifine imza atmazlarsa, halkın vicdanında sorgulanacaklardır. Bu imzayı atmamaları için, caydırıcı yasaları gündeme getirmemeleri için NEDEN ne olabilir diyerek sorgulanacaklardır…
Özel Bir Astsubay!
O bir astsubay, ismi Emrullah Özdemir. Bundan 3 yıl önce "Son Kağan" iki ay kadar önce de "Türklerin İlk Kadın Hükümdarı Tomris" isimli iki romana imza atan bir yazar aynı zamanda. TSK mensuplarının medyaya çıkması hemen hemen olanaksızdır bunu hepimiz biliriz. Lakin işin içinde sanat olduğunda bu keskin tavrın daha mülayim hale getirilmesi de olanaksız mıdır acaba? Her şeyin hızla değişti, hatta bazı değişimlerin tabiri caiz ise tepetakla biçimde olduğu günümüzde böylesine üretebilen, yetenekli insanların teşvik edilmesi gerekmez mi? Emrullah Özdemir kitabında şu özel açıklaması ile dikkat çekiyor; Türk Kadının toplumdaki yerinin ve öneminin bir kez daha vurgulanması toplumsal gayesiyle yazdığım ve “Türk Dünyası Kadınlarına” ithaf ettiğim bu romanın amacına ulaşması temennisiyle…
OZANCA
Gidiş iyi değil böyle gidemez
Dur demenin zamanıdır dostlarım
Dur deyince durmayanın burnunu
Kır demenin zamanıdır dostlarım.
Öyle şurda burda poz vere vere
Kimse kalkıp yırtınmasın boş yere
Sefalet var, bunu görmeyenlere
Kör demenin zamanıdır dostlarım. Âşık İhsani-1965