Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bu iddiasını şöyle sürdürdü; “Atatürk’ün jandarma istihbarat subayı olan Mehmet Rıfat Efendi’nin torunu Meriç Tumluer’in belgelere dayalı olarak ifadesini naklediyorum. Atatürk hem anne hem de baba tarafından Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in soyundan gelmektedir. Rivayetlere göre Sarı Saltuk, Peygamber ve Hacı Bektaş neslinden gelen Türkmen bir er olarak bilinir. Bu erin şeceresi bizzat nakib-ül eşraflık kayıtlarına geçer. Atatürk’ün annesi Zübeyde hanımın soyu yörüktür. Molla Zübeyde Annemizin ailesi Fatih döneminde Karamanoğlu Beyliği’nin yıkılmasından sonra 1466 Balkanlarda fethedilen yerlerin Türkleştirilmesi için göç ettirilen ailelerdendir. Yani Balkanları irşat etmek için, Müslümanlaştırmak için gönderilmiş ailedir. Hem Molla Zübeyde hanımın soyu hem de eşi Ali Rıza efendinin soyu Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin efendilerimize dayanmaktadır. Yani Atatürk İmam-ı Ali’nin soyundandır…”
Malum medya zaten bu konuyu uzaktan yakından haber yapmadı. Din tacirliği yapan, Atatürk’e kudurmuşçasına saldıran belli güruhlar da sükûtu tercih etti. “Atatürk’ün Partisiyiz diyenler de zaten bireysel ikbal derdinde olduklarından ilgi alanlarına girmedi.” Konunun detaylarını sormak üzere Avukat Fehmi Gürgenburan ve Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi öğretim görevlisi Yard. Doç. Dr. Rıdvan Kozak ile bir söyleşi yaptım. İkisi de inanılmaz hoşsohbet ve deyim yerindeyse hatipler. “Milli Ekonomi” paketinin bu ülkenin dışında dünyanın kurtuluşu için tek çare olduğunda birleşiyor ikisi de. Bu ekonomi modelinin aynı zamanda, İslam dinini terörle özdeşleştirmek üzere neredeyse amacına ermek üzere olan emperyal güçlere bir tokat olacağını savunuyorlar. Benim bu sohbette en hoşuma giden taraf ise; “Mustafa Kemal Atatürk”ü bir din düşmanı gibi göstermek üzere her türlü onursuzluğu yapmayı marifet sanan din tacirlerine bilgi ve belgelerle şamar üstüne şamar atmaları oldu.
Yedi yaşında Kuran-ı Kerimi hatim eden, sekiz yaşında hafız olan Atatürk’ten başka Cuma Hutbesi veren başka bir lider oldu mu hocam sorusunu yönelttiklerinde gözlerim doldu. Atatürk’ün Partisiyiz lakırdısını sürdürmekten öte, bu halka doğruları göstermek adına hiç ama hiçbir gayret gösteremeyen malum partinin hiçbir yöneticisinin ağzından duymadığım bu açıklamaları dinlerken haz duydum. CHP, Atatürk’ün kurduğu bir partidir. Atatürk’ün kurduğu partinin yönetimindeki insanların bu açıklamalardaki önemli bilgilerden haberi olduklarını pek sanmıyorum. Çoğunun ideolojiden yoksun olduğuna eminim. Ve dileğim o ki; benimle bu anlamlı söyleşiyi yapan iki değerli kardeşim, sözünü ettiğim bihaber bu toplulukla da bir söyleşi yapsa ya!
Adı Konmamış MHP’ye…
Adı Konmamış MHP başlık köşe yazıma gelen ilginç iletilerden bazılarını paylaşmak istedim saygın okurlarımızla…
Adem Ünal; Sayın hocam, doğru söze ne derler. Yazdığınız her bir kelimeye canı gönülden katılıyorum. Siyaset halka hizmet etme aracından biridir. Maalesef şimdi siyaset içinde yer alanlar, halka hizmetten çok kendi çıkarları makam ve mevki sahibi olmak için siyaset yapıyorlar. Doğru her yerde doğrudur. Beyaz ise her yerde beyazdır. Bunları görüp aksini ısrarla başkalarına kabul ettirmek neyin kafasıdır bunu çözemiyorum. Ülkemizin yıllardır hayati meselesi olarak burnumuza sokulmak istenen ermeni meselesi, tüm toplum kesimleri tarafından birlik ve beraberlik içinde mücadele edilmesi gereken bir mesele iken; özellikle MHP’nin takındığı bu tavır, ne savunduğu tezlere, ne de kendi parti tüzüğüne uymaktadır. Vatan, millet ve bayrak söylemleri ile şov yapan bu parti yöneticilerinin takındıkları tavır çok manidardır. Benim gözlemlediğim kadarıyla, parti tabanın düşüncesi ile yöneticileri arasında bu bağlamda büyük bir ayrılık vardır. Taban hala Alparslan Türkeş’in fikri siyaseti üzerine bu parti içinde kalmaya devam etmekte iken parti yöneticilerinin aynı çizgiden çok uzaklaştıklarını görmek çok zor değildir. Milliyetçi olarak kendini lanse eden parti, kendi parti program ve tüzüğüne rağmen şu anki “MHP yönetimi” zamanında; “İşçi Partisi” kadar bile bu ülkenin değerlerine sahip çıkar konumda değildir. Hele söylem ve eylemlerine rağmen, mecliste zaman zaman AKP’ye yaptıkları desteklerle de kendi siyasetleriyle çeliştikleri görülmüştür. Ülkemizin önündeki en önemli seçim döneminde maalesef barajı aşan muhalefet partilerinin halkın gerçeklerini bırakıp kendi iç çekişmeleri, ülkemizin adım adım uçuruma gitmesine neden olmaktadır…
Arif Yeşilgil; Tarihi çok iyi bilen biri olarak, Yusuf Halaçoğlu beyin mutlaka orda olması gerekirdi. Ulusal bir davada bile bitaraf olan, MHP'nin bu yönetimi acilen gitmesi gerekir. Seçime bu kadar az bir zaman kalmışken bu olur mu bilmem ama içlerinden gelen biri olarak, vatanseverliklerinden zerre kadar şüphemin olmadığı ülkücü kardeşlerimizin artık, bu yönetime dur deme zamanı çoktan gelmiştir. Yoksa bu yönetimler olduğu müddetçe, ne CHP, ne de MHP, seçmenin teveccühünü kazanabilir. HDP’de seçime parti olarak gireceğim diyerek, AKP'nin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramayacak. Allah hayırlısını versin inşallah…
OZANCA
Dört mevsimde baharıyla yazıyla
Sürü sizin sağmalıyla yozuyla
Öz yurdunda yabancının ağzıyla
Bülbül gibi ötenlere yuh olsun… Fikret Dikmen
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy