YAZI-YORUM
ALPER POTUK’A
Sevgili kardeşim, öncelikle belirtmeliyim ki bir spor köşe yazısı değildir bu. Yılların gazetecisi unvanından hoşlanan köşe yazarlarının, konu sıkıntısı çektiklerinde maç yorumlarına girdikleri söylenir. Yaklaşık on yıldır çeşitli gazetelerde köşe yazıları yazan biri olarak daha maç yorumu içeren bir yazı yazmadım. Ben sadece emekli bir beden eğitimi öğretmeni olarak, yıllarca amatör liglerde top oynamış biri olarak, evladım yaşında bir genç ile yürek paylaşımında bulunmak isterim. Üstelik bu genç bu coğrafyanın çocuğu, yani bizim Alper’imiz olduğu için önem ve özellik taşımaktadır…
Hemen hemen her meslekten öğrencime kavuşuyorum belli zaman aralıkları ile. Kimisi hayal kırıklığına uğratsa da, büyük bir bölümü ile gururlanmışımdır. Bu saydıklarımın içerisinden bir tanesini örnek vermek isterim. Çünkü bu kişiyi kamuoyu bir biçimde tanıdı. Senin de tanıdığın kanısındayım çünkü meslektaşın ve ilgi alanındandır. Hasan Kabze İzmir Atatürk Lisesi’nden öğrencimizdir. Okul takımında göz dolduran, daha kas ve kemik yapısı bile tam anlamı ile gelişmemiş gepegenç öğrencimizdi. Bir biçimde okulumuzdan ayrılıp Bucaspor’da oynamak üzere okul değiştirdi. Daha sonra Galatasaray’da başarılı maçlarda kendisini gösterdi. Hasan’ı nasıl bir şahsiyettir diye bana sorarsan tek kelime ile yanıtlamak isterim; “aslan gibi”… Kötü alışkanlıklardan arınmış, doyumlu ve saygılı bir gençti. Hani bazıları gelişmemiş ya da oluşmamış kimliği yüzünden şöhret sarhoşu olur ya? Bu öyle değil inan, tek kelime ile Mustafa Kemal’in verdiği örnekteki gibi örnek bir sporcuydu. Peki, ne oldu da böylesi bir futbolcu Galatasaray gibi çoğu futbolcunun hayalini kurduğu bir takımdan kısa sürede gözden çıkarıldı? Evet, şu an da Orduspor gibi başarılı bir takımda oynuyor ama İstanbul rüyası neden kısa sürdü? İşte senden sadece bu konu üzerinde kafa yormanı isterim toprağım, yetenekli gencim. Şu sıralar Milli Takım rüyan da gerçeğe çok yakınken, kötülükler kraliçesi İstanbul seni bekliyorken, oraya donanımlı gitmen konusunda bir zerre katkı sunmak isterim. Dört müzik albümü yaptım, bestelerimi ünlenmiş sanatçı arkadaşlarım albümlerinde okudu. İşte bu vesile ile de İstanbul’a sıkça yolum düştü. Öyle bir şehri deryadır ki İstanbul, şöhreti hazmedemeyenler mezarlığını andırır adeta. Hasan’ın konumu böyle değildi, yani şöhret hazımsızlığı değildi. Devasa bir camiada yalnız kaldı o. Siyasetin, kulislerin, adam kayırmaların kısacası cadı kazanının yakıldığı üç büyüklerde uzun soluklu kalmak için şöhreti hazmetmenin dışında da donanım gerekir. İnsana en yakın dost ailesidir sevgili Alper. Ailem dediğin en küçük ama en sağlam toplum çekirdeğine sahipsen 1–0 önde başlarsın İstanbul serüvenine. Sana emek veren herkesin(ama istisnasız herkesin) hayır duasını, alıp kadir bilmenin en güzel örneğini verirsen sana dönecek enerji seni korumaya yeter zaten. Boyalı medyanın magazin malzemesi (yani medya maymunu deniyor artık) olmadığın sürece de korkma zaten, biz seninle uzun yıllar gururlanmaya devam ederiz. Yolun açık olsun gencim…
UZAKTAN GAZEL
ESKİŞEHİR’İN NABZI!
ES TV ve Anadolu gazetesi, Esgroup ile üçüncü yılına merhaba dedi. Bu kısa sürede olağanüstü bir başarıya imza attığını Eskişehir halkının teveccühü sayesinde bilmekteyiz. Ben de naçizane 26 Aralık 2012 itibarı ile “Kent Ozanı” programımla ikinci yılımı kutlayacağım. Kent dışından gelen her sanatçı veya siyasetçi konuğum ES TV’ye hayranlıklarını daima belirtmişlerdir. Teknik donanım ve stüdyo güzelliği anlamında ulusal kanallara eşdeğer görmüşlerdir. Ama bu kanalı özel konuma getiren bir gerçek daha var ki o da program kalitesi ve zenginliğidir. İşte geçen hafta perşembe akşamı “Eskişehir’in Nabzı” adlı programla bir başarıya daha imza attı ES TV. Sunucu ve yönetmenliğini Murat Taşkın’ın yaptığı programda dört değerli gazeteci daha yorumcu olarak katılıyor. Vedat Alp, Sadi Seda, Muharrem Esen ve Kemal Aydoğmuş’tan oluşan bu beşli uzun yıllar sürecek ve gündem oluşturacak bir programa imza atıyorlar kanımca.
OZANCA
BEKLE BİZİ İSTANBUL
Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Bin bir direkli halicinde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniye’nde güneş
Hey sen güzelsin kavgamızın şehri
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Bakışlarımda akşam karanlığın
Kulaklarımda sesin İstanbul ve uzaklardan
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul
Plajlarında karaborsacılar
Yağlı gövdelerini kuma sermiştir
Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında
Balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın
Meyvesini birlikte devşirirler
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul...
Vedat TÜRKALİ
(Bize mesaj ve ihbarda bulunmak için, sitenin üst ve alt kısmında bulunan mesaj gönder bölümünü kullanabilirsiniz. Herhangi bir haber ya da köşeye yorum yapmak için ise haberin altında bulunan mesaj bölümünü doldurmanız yeterli olacaktır)