Al o zaman, bu da benim yazımdı!

Şinasi Kula yazdı

5 Kasım 2015 00:00
A
a
“Ben” ile başlayan cümleler kurmayı çok seviyoruz. Ziyadesi ile diyemeyeceğim, inanılmaz biçimde egomuz şişik arkadaşlar! Başarısızlıklarda ya da yenilgilerde lal olmuş vaziyetlerde “eğil de uçak geçsin” moduna anında girmek de bizlere mahsus oysaki! Lakin ucundan kenarından yakalamaya görelim övünç duyacağımız bulguları. Valla öttüre öttüre her yerde anlatmayı en büyük görevimiz olarak sürdürmekteyiz. Hem de Süleyman Demirel gibi gerdan kırarak…

Seçim sonuçlarını tahmin etmekte üstümüze yoktur. Ve ne hikmettir bilmem herkes de bunun(yani seçim tahminimizdeki başarının) farkına anında varıp telefon yağmuruna tutar bizi. Bi övgüler, bi iltifatlar yağdırırlar ki! Hani “sen neymişsin be abi” şarkısını topluma sevdiren MFÖ bile sönük kalır yanımızda…

Öngörü ya da varsayım…

Bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilme ve ona göre davranma yeteneği, özelliğidir. İç sesimizin geleceği okuyabilme özelliğidir. Kime sorsam bu özelliğin kralına sahip! Kimin yazısını okusam(istisnalar da var elbet, haksızlık yapamam) “ben dememiş miydim” diye başlayan sözcüklerle kendisine adeta methiyeler düzüyor…

Kendini ballandırmadın mı, tevazu gösterdin mi de bu akıl sır erdiremediğim toplum da “Karamürsel sepeti” algısını sürdürmeye meyilli! O zaman buyurun kardeşim bu da benim 27 Ekim 2015 Salı köşe yazımdır. Yani seçimlerden dört gün önce kaleme aldığım öngörümdür…

                                              ***

Yaşı benim gibi altmışı bulanlar şöyle geçmişe bir dönüp baksınlar. Şimdiye dek böylesine bir seçim öncesi atmosfer anımsayanınız var mı? Seçime sayışlı günler kala böylesi bir sessizlik hayra alamet midir ne dersiniz?

Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, iktidar partisi AKP’nin, CHP’nin, MHP ve HDP’nin mitinglerini incelediğinizde 7 Haziran öncesi katılımların çok altında kitlelerle karşılaşırsınız. Bunun için birçok gerekçe sıralamak elbet olasıdır. Terör korkusundan katılım olmuyor, koalisyon çağrısına uyulmadığı için başta iktidar partisi olmak üzere tüm partiler protesto ediliyor gibi maddeler sıralayabilirsiniz. İyi de bu ölümcül sessizlik için ne diyeceksiniz söyler misiniz?

İnsanlar parklarda, kıraathanelerde, çay sohbetlerinde dahi tabiri caiz ise vatan kurtarma edebiyatlarından kaçınıyorlar resmen. Hangi partiye oy atacaksın diye sormaya kimsenin cesareti dahi yok sanki. Ya da kararlar verilmiş ama sadece Allah ve kendisinin bileceği bir tercihe hazırlıklı insanlarımız…

Çok net görüşümü paylaşmak istiyorum saygın okurlarımızla. Bu seçimde birçok insan daha önce oy attığı partiye oyunu vermeyecek. Ve sandıktan çıkan sonuç seçim öncesi kamuoyu araştırması yapan tüm araştırma şirketlerini ters getirecek. Hani diyoruz ya çoğumuz;  “geçen seçimin benzeri bir tablo çıkacak” diye? Bence hiç de böyle olmayacak sandıktan çıkan sonuç! İktidar partisi başta olmak üzere, tüm partiler çıkan bu sonuca kendileri de inanamayacaklar…

Bu ölümcül sessizliğin tanımını iç sesim böyle yapıyor bilesiniz ki…

Bu halk bir kez daha yapacak yapacağını.

Kendi de işin farkına vardığında, çok şey değişmiş olacak geçmiş ile ilgili olarak. Güneş yine doğudan doğup batıdan batacak ama ülkemize yansıması çok farklı olacak ışınlarının!

Halk bir kez daha yapacak yapacağını…

Bir kez daha şaşırtacak!

Ama bu kez şaşıran çoğunluk ne taraf olacak biliyor musunuz?

                                            ***

Özellikle boldlanan cümlelerime yakın bir tek öngörü yazısı varsa elinizde; herkesten ricamdır lütfen hemen yollayınız, eposta adresim emrinizdedir...

Tüm araştırma şirketlerini ters getirecek hani tabir caiz ise kaba etlerinin üzerine oturtacak bir sonuç olacak demişim daha ne diyeyim arkadaş!

92 yıldır alışageldiğimiz bir süreç değişecek demişim. Güneş yine doğudan doğup batıdan batacak ama ülkemize yansıması çok farklı olacak ışınlarının demişim daha ne diyeyim?

Bundan sonrasını da naçizane bir öngörüm olarak sunayım isterseniz. Ülkemizi nelerin beklediğini, nasıl bir tablo şekilleneceğini bir bir anlatayım. Ama yerim dar, yani köşemde yerim kalmadı. İsterseniz gelin bi çayımı için, yüzünüze diyeyim olacakları…

 

Fikret Dikmen…

Niğdeli, o coğrafyada yaşam süren bir halk ozanı o.

Hani tabir caiz ise duru bir halk ozanı, borazanı değil…

1950 yılının bir güz ayında Havuzlu Köyü'nde doğmuş. İlkokul mezunu bir halk bilgesidir sevgili Fikret Dikmen. Tarım İl Müdürlüğü’nde işçi olarak çalışmış, kendi isteğiyle emekliye ayrılmıştır. İki kızı olan Fikret Dikmen halen Niğde'de ikamet etmektedir. Ve değerli ozanın yüze yakın şiiri türkülere avaz olarak gök kubbede sedadır, çığlıktır… Bu dostu önümüzdeki günlerde ES TV ekranlarından sizlere konuk getireceğim yakında. Bir de Kırşehirli Hüseyin Tekin’im var uzun zamandır görüşemediğim, çok özlediğim kardeşim. İzmir TV’de düzenlemiş olduğumuz mükemmel bir ses yarışma birinci gelen kara yağız genç. Yarışmaya katılan herkesin, on binlerce seyircinin bu birinciliğe tek ama tek bir itirazı olmamıştı inanır mısınız? Herkes ayakta alkışlamıştı onun birinciliğini. İnşallah ikisini aynı güne denk getiririm de ekran başındaki dostlarımızın tüylerini diken diken ederiz…

 

OZANCA

Gerçeği haykırmak meğer zararmış

Kel şimşir tarakla başın tararmış

Çakala leş, kurda koyun, ata ot

Demek ki deveye diken yararmış... Fikret DİKMEN

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi