30 Mart yerel seçimleri itibarı ile iktidar partisinin iç işlerinde hızlı bir süreç başladı. Onunla ilgili kim ne derse desin, ne kadar severse sevsin, ne kadar nefret ederse etsin şu sonucu değiştirmez. Recep Tayyip Erdoğan kitleler üzerinde büyük bir etki yapan, onları istediği an istediği gibi sürükleyen ya da yönlendiren bir liderdir. Aslında “gömlek değiştirdik” miladı itibarı ile demokrasiyi de kendi deyimi ile istediği biçimde kullanarak kendisine biat eden inanılmaz bir topluluk yaratmıştır. Altını çizerek bir daha söylüyorum ki o topluluğu resmen yaratmıştır. Algıları, değerleri, itaat biçimi alışageldiğimiz “Anadolu İnsanı” formatından oldukça da farklıdır…
Her toplumun coğrafyasında göre değişen karakteristik özellikleri vardır. Çok kolay kandırılan toplumlar vardır, mağdurdan yana olup anında refleks gösteren toplumlar vardır, kurallara ve insanlara saygılı toplumlar vardır. Bizim gibi duygusal iklimin insanlarının temel özelliği alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve de alıştık mı bağımlılıktan kurtulmaktan oldukça zorlanırız. Lakin bir de umudu kestiğimizde gözümüzü karartırız. Bir de ana fikrini de şöyle açıklarız; “şeriatın kestiği parmak acımaz…”
Sizler nereye varacağımı anladınız saygın okurlarımız. Tabii ki iktidar partisinin de farkında olduğu bir gerçeği vurgulamaya çalışıyorum. İster Gezi’ye, ister 17 Aralık’a, ister 30 Mart yerel seçimlerine, isterseniz olağan sürece bağlayın. Yurt genelinde gözle görülür biçimde bir yıpranma, çözülme ve dağılma sürecine girmiştir AKP. Birçok şehirde olduğu gibi Eskişehir’de de bu gerçek doğrultusunda gelişmelere tanık olmaktayız. Eskişehir AKP İl Başkanı Süleyman Reyhan’ın istifası(!)ile başlayan süreç fırtınalı bir geleceğin habercisidir kanısındayım. Her ne kadar diğer partiler gibi aleni olmasa da, bu partinin kendi içerisinde gerek guruplar gerek cemaatler bazında yönetime ağırlık koymak üzere hizipler yaşadığı gerçektir. AKP’de yerel seçimlerde başarısız addedilen il yönetimlerinin yanı sıra seçimi kazanan il yönetimlerinde de istifalar var. İşin bu yanı üzerinde durarak görüş bildirmek istiyorum ki, Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında iktidar partisinin işinin çok zor olacağı kanısındayım. Bu ülkede 58 yıldır yaşayan ve nice seçimlere tanıklık eden birisi olarak diyorum ki; çözülmeler başlamaya görsün! Bir lider gücünden kaybetmeye görsün! İnanılmaz bir biçimde kader ivmesi değişiveriyor. Hep örnek veririm, Kenan Evren’in anayasa oylamasında sandık başkanı idim. % 92 evet oyu vererek bu anayasayı baş tacı etmiştik. Yani benim babam, senin ninen, bir başkasının emmisi, annesi evet oyu verdik. Allah seni başımızdan eksik etmesin diyerek miting alanlarında alkışlar tuttuk yıllarca. Şimdi hepimiz anti darbeci, anti Evrenciyiz malum! Ne çabuk değiştik, neden ve nasıl değiştik toplum bilimciler buna anlamlı yanıtlar verir eminim. Ama bildiğim bir gerçek var ki ortada ne Anavatan Partisi, ne Evren, ne Özal, ne Demokrat Parti, Ne Menderes hiç birinin devamlılığı anlamında bir oluşum kalmadı…
DIŞARDAN GAZEL
Av. Ahmet Vural’dan tarihe notlar…
Bu kentin renkli simalarından olan Av. Ahmet Vural “Kendim Olabilmek” adlı anı-roman ya da biyografi kitabını okurları ile paylaşıyor artık. Dört müzik albümü çıkaran bir müzik emekçisi olarak bu güzel duyguyu herkesin yaşamasını dilerim öncelikle. Siyaset içerisinde de tanınan ve sayılan birisim olan Vural, Eskişehir ölçekli yakın tarihimize ışık tutuyor bu kitabında. Anadolu kadını için yaptığı tahliller öylesine güzel ve anlamlı ki! Arap kültürü ile sarmalanmak istenen ve Türk kültüründe HANIM(han-ım) olarak baş tacı edilen kadınlarımızın farkında olmaksızın esareti kabullenmelerinin belgesini sunuyor. Trenin alt geçit fikrinin de Yılmaz Büyükerşen’in fikri olduğunu da kesin bir dille yazıyor. Bir konu daha var ki Eskişehir MHP’de birilerinin canını sıkacak bu kitap tahminim.
OZANCA
Kimler geldi, kimler geçti
Bu yaşlı dünyadan
Kimi cihana hükmedip gitti
Kimi öldü açlıktan!
Unutmuştu ölümü her biri
Ansızın göçüp gittiler dünyadan
Ne selamları gelir şimdi, ne sesleri
Susturuldular hiç sorulmadan.
Şaşmadı hiç takdiri ilahi
Kaçabilen olmadı mukadderatından…
Nusret Akbayır