AİLEMLE İLGİLİ BİR YAZI!

<p class=

10 Ocak 2013 00:00
A
a


Hafta içi her sabah ES TV’de yayınlanan“Günaydın Eskişehir” programında yerel gazetelerimizin hepsini okur mini yorumlar katarım. Haberler genelde birbirlerinin aynıdır. Çünkü küçücük Eskişehir’de sekiz yerel gazete muhabirleri de hemen aynı konuları haber yapmak zorundadır. Köşe yazarı arkadaşlarımız da çoğunlukla birbirlerinin yazılarına atıfta bulunarak atışmalar yaparlar. Yazı yazma tarzıma uzaktır bu usul ama bu günde ben kendi gazetemden arkadaşlarıma atıfta bulunmak istedim… Gazetemizde hemen her gün yazan beş altı köşe yazarıyız. Herkesin de doğal olarak yaşama bakış açıları birbirinden farklı. Sadi Seda ile aynı kuşak insanlarıyız ama dünya görüşlerimiz taban tabandır tabir caiz ise. En tatlı kapışmaları ES TV akşam kuşağında yayınlanan “Anadolu’dan Kente bakış” programında yaparız. Damarımıza bastığımız bazı canlı yayın sonrasında ikimiz da patlıcan moru vaziyetlerde çıkarız stüdyodan dışarıya. Yârim(eşim), yoğun iş temposundan dolayı benim programlarımı sık izleyemez. Arada bir de olsa denk getirdiğinde sevgili Sadi Seda ile tartışmalarımıza tanıklık etmiştir. Geçtiğimiz Salı akşamı maalesef sunuculuğunu yaptığım “Anadolu’dan kente bakış” programı başladığında fenalaştım. Başımın belası olan hipertansiyon hastalığı nedeni ile kendimi Acıbadem Hastanesi Acilinde buldum. Canım kardeşlerim Gökhan Günser, İlker Kıvanç ve Ahmet Deniz Canoruç tarafından götürüldüm… Birkaç saatlik müdahale sonrası eşimle eve döndüğümüzde telefonlar çalmaya başladı. İlk arayanlardan birisi Sadi Seda idi. Geçmiş olsun dileklerini sunup vedalaştıktan sonra yârim gözlerimin içine bakarak şöyle dedi; “Aylar önce Sadi Beyin hastalandığını duyunca üzülmüş ve hemen telefona sarılıp aramıştın. Şimdi de ilk arayanlardan biri Sadi Bey. Hem birbirinizin tansiyonunu tavan yaptırıp hastanelik edin, hem de şefkat duyun. Ya ne âlem adamlarsınız siz! Mazoşist bir sevgi sizinki yahu”… Dakikalarca güldüm, katılarak, gözlerimden yaşlar akarcasına güldüm hem de. Kader arkadaşlığı bu olsa gerek dedim kendi kendime. Tıpkı askerlikte olduğu gibi! Aynı koğuşu paylaşıp anlaşamadığın ama başka koğuştan birileri de laf söylediğinde ölümüne korumak gereği duyduğun asker arkadaşıyız adeta. Ve daha da önemlisi tertibim o benim, devrem…

 

 

UZAKTAN GAZEL

BİR DE HÜSEYİN GÜVEN’İMİZ VAR!

Sevgili Hüseyin Güven’de hafta sonları gazetemizde yazılarını keyifle okuduğumuz köşe yazarlarımızdan. “Mihalıççık’ın sesi” tanımlaması tam sevgili Güven’e den düşer kanısındayım. Gerçekten de dile getirdiği konuların çözümünde önemli bir önder oluyor. Sevgili Hüseyin Güvenle aynı dönemlerde Ankara Beşevler bölgesinde okusaydık o bana komünist, ben de ona faşist diye hitap ederek yağlı güreşe tutuşurduk. Kardeşi kardeşe düşüren o alçak güç bizleri böylesi kamplara ayırmıştı ne yazık ki! Sevgili kardeşimle dünya görüşlerimiz ne kadar farklı olsa da, bağımsızlık-bölünmez bütünlük ve bayrak paydasında ölümüne birlikte olduğumuzu biliyorum. Düzgün Türkçesi kadar, düzgün duruşunu da beğenirim. Aha bir de “ne olacak bu MHP’nin hali” soruma üzülmese!

OZANCA

 

KARDEŞİ KARDEŞE DÜŞMAN ETTİLER

ARAMIZA GİRİP NİFAK EKTİLER

SENİ BENDEN, BENİ SENDEN ETTİLER

UYAN EY TÜRKİYE’M BİRLİK VAKTİDİR

UYAN DADAŞ, UYAN EFEM, DİRLİK VAKTİDİR…

                                                    Ali KIRBAÇ

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi