Ahmet Taner Kışlalı unutulmamalıydı!

Şinasi Kula yazdı

22 Ekim 2015 00:00
A
a
10 Temmuz 1939 yılında Tokat Zile’de dünyaya geldi.

21 Ekim 1999’da ortaçağ karanlığının özlemcisi kahpe maşalarca Ankara’da katledildi. Türk siyaset bilimci, siyasetçi (eski bakan), yazar ve öğretim üyesi olarak bilinen bir aydındı o...

5 Ocak 1978 – 12 Kasım 1979 yılları arasında Bülent Ecevit Başbakanlığı döneminde Türkiye Cumhuriyeti’nin Kültür Bakanı olarak görev yaptı(İzmir Milletvekili idi)…

Tıpkı Uğur Mumcu gibi veda etti yaşama.

Tıpkı onun gibi aynı yılda dünyaya gelmişti(1939).

Ve tıpkı onun gibi Ankara’da evinin önünde 09.40’da uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Ve yine bildiğimiz, bugün de aynı işlevini sürdüren o provokatör gazete(NAKİT); suikasttan önce hakkında bir haber yapmış ve Kışlalı'nın üzerine çarpı atılmış fotoğrafını manşetten vermişti. Alışageldiğimiz bir Türkiye yorumu bu günlerde rahmetli Kışlalı için de geçerli ne yazık ki! Faili bulunamadı…

“Yeni nesillerin apolitikleştirilmesine engel olabilmek için, her hafta üç saatlik dersinin bir saatini güncel konulara ayırıp, o çok sevdiği öğrencilerinin düşünmesini ve konuşmasını sağlayan ileri görüşlü toplumcu insan” deniliyor hakkındaki bir yorumda. Ve başı kapalı öğrencisini dersine aldığı için ılımlı yanı konuşulur hep ardından. Evet ılımlı daha doğrusu birleştirici insanlar çok tehlikelidir. Kimin nezdinde diye sormayın lütfen, siz de biliyorsunuz yanıtını bu sorunun. “Böl-yönet” taktiği ile dünyayı birbirine kırdıran o aşağılık emperyalist güç ve onun maşalarının gözünde tehlikelidir birleştirici-aydın insanlar. En tehlikeli unsurlardır o katiller ordusu için böyleleri…

Bir öğrencisi şöyle demiş ardından gözyaşları içerisinde; “medeni tartışma ortamını ilk kez onun derslerinde yaşadık. Onun dersinde her görüşün ifade edilmeye hakkı vardı. Her ifadeye karşı çıkılma hakkı olduğu gibi. Önce söz alınır, sonra kalkıp adam gibi konuşulurdu. Sokakta kavga edenler onun dersinde uzlaşmasa bile birbirini anlamaya gayret ederdi. Yerinde müdahaleleri yalnızca konuyu açmaya, ara sıra da bilgi vermeye yönelikti. Sakin ve ılımlı üslubu ile her düşüncenin saygı değer olduğunu ondan öğrendik. Nur içinde yat hocam…”

Sanırım şimdi çok daha net anlatabilmişimdir Ahmet Taner Kışlalı gibi bir Cumhuriyet sevdalısının neden katledildiğini öyle değil mi?

Peki böyle bir değeri, böyle bir akademisyeni(ki şu sıralar gölgesinden korkan nicesi herhalde tanımıyordur bile Kışlalı’yı), böyle bir siyasetçiyi, böyle bir yazarı anmak kimlerin aklına geldi. Katledildiği günü anıp, nasıl bir aydınlanmacı olduğunu anlatmak kimlerin görevi idi? Sorunun yanıtı basit hepimizin göreviydi aslında. Yani Cumhuriyet değerlerine bağlı, bölünmez bütünlükten yana, Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlık yolunu şiar edinmiş herkesin…

En başta bir kitle partisinin yani CHP’nin göreviydi.

Cumhuriyet tarihinin ilk partisi,

Atatürk’ün partisinin görevi idi!

Demokratik kitle örgütlerinin görevi idi. İlk aklıma gelenlerin başında Eğitim-İş sendikasının asla unutmaması gereken bir görevdi. Atatürk’ümüzün adını derneğinin en başına almış bir kitle örgütü olan ADD’nin görevi idi kesinlikle. On binlerce üyesinin yüzlere düştüğünü bildiğim ve bu gerçek karşısında sitemi yüzlerine de söyleyeceğim bu derneğin yöneticileri unutmamalıydı bu aydınımızı! ÇYDD için de geçerlidir bu sözlerim. Çağdaş Yaşamı arzulayan ve bu uğurda elinden geleni yapmak üzere kurulan bir derneğin suskunluğu da yüreğimi kanatmaktadır…

Badem-Sen’in badem bıyıklı sendikacılarına sitem edecek halim yok ya! İktidarla sıfır sorun yaşayan bir sendikanın(!) huşu içerisindeki üyelerinden beklentim olacak değil ya!

Beklentim Cumhuriyet sevdalılarından olacak elbet. Atatürk sayesinde ümmet iken, millet olma onuruna ermiş beyin taşıyanlardan olacak elbet kardeşim…

Ahmet Taner Kışlalı bu ülkenin aydınlık yüzüydü, cesur kalemi idi, yazardı, gazeteci idi. Peki nerede bu kentin gazetecileri kardeşim? Onu anmayı dahi akıl edemeyen, aslan yürekli gazetecileri nerede? Benim bu yazıma da küsüp, yine dava mı açmayı düşünecekler acaba? Eskişehir…

Anadolu’nun incisi, aydınlık yüzü Eskişehir…

Ve gerçekten her daim gururlandığım yerel yöneticileri…

Ya sizler, sizler neredesiniz?

Hiçbir etkinlik akla gelmedi de…

 

Engelli bir vatandaşımızın sevinci…

Birkaç gün önce köşe yazımda dile getirdiğim bir konuyu anımsatayım saygın okurlarımıza. Hasan Makakoğlu isminde, tekerlekli sandalye üzerinde kimi zaman çektiği zorlukları dile getiren bir dostumuzun sıkıntısını paylaşmıştım. Apartman girişinde duyarsız vatandaşlarımızın araçlarını park ederken düşüncesiz davranışları sonucu apartmana girip çıkmakta ıstırap yaşadığını vurgulamıştım…

Tepebaşı Belediye Başkanı Sayın Ahmet Ataç ve onun gerçekten çok profesyonel ekibi sorunu anında çözmüşler. Dubalar koymuşlar gerekli yere ve şimdi rahatlıkla girip çıkabiliyormuş Sayın Hasan Makakoğlu. Gözlerinin içi gülüyormuş aldığım habere göre. Hep gülsün inşallah bu ülkenin insanları. Yüz güldürenlerden biri de Ataç’ın kadrosundaki Uğurcan Usgül kardeşime de özel teşekkürü borç biliyorum…

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi