…. Özellikle son bir haftadır olağan dışı güzellikte bir hava var. Tam anlamıyla bahar havası… Hepimizin içini ısıtıyor, bizlere heyecan ve mutluluk veriyor. Bizlere olduğu gibi yerde yaşayan tüm canlılara…Kışın başında bahçeme atılan çimler, nisanda mayısta beklerken, şimdiden boylandılar bile…Ne bereket, ne güzel…İnsanın sokaklarda, parklarda coşkuyla dolaşası geliyor. Ne güzel, ne güzel…Peki gerçekten güzel mi? Hep bu köşeden dilim döndüğünce söylemeye çalışıyorum. Bu yüzyılda bizi en çok etkileyecek afetler, küresel ısınma ve buna bağlı olarak ortaya çıkan iklim değişiklikleri, iklim değişiklikliklerine bağlı afetler. Siz doğaya bu kadar çok zarar verirseniz, dünyayı-yeri ve yeri oluşturan sistemleri anlamaya çalışmadan, gereksinimlerinizi karşılamaya çalışırsanız, yeri ve yeri oluşturan sistemleri tahrip edersiniz. Aslında tahrip ettiğiniz sistemin, yaşamınızı sürdürdüğünüz yaşam alanlarınızı oluşturan sistem olduğunu bilseniz de, kendi yaşam alanlarınıza zarar vermeye devam edersiniz. Sonunda da değiştirdiğiniz sistem, size aşırı yağışlar olarak gelir, sel olur, heyelan olur, taşkın olur…fırtına olur, hortum olur, kasırga olur…hem yaşamınızı, hem de yaşam alanlarınızı siler süpürür…ya da kuraklık olur, erozyon olur, çölleşme olur, yaşam alanınızda beslenmek için yeşertmeye çalıştığınız fidanlara, tarımsal ürünlere yani beslenmenize fırsat vermez…İşte bu yüzden Afrika kıtasında her beş saniyede bir çocuk, tüm gelişmişliğimize ragmen açlık, susuzluk ve bunlarla ilintili hastalıklar yüzünden yaşamını yitiriyor. İşte bu yüzden geçtiğimiz yıl Ekim ayında Kuzey Amerika’yı vuran olağandışı bir kasırga, Sandy kasırgası olağandışı bir zarara, belki de tarihin en çok maddi hasara yol açan afetlerinden biri oldu. İşte bu yüzden ülkemizde her geçen gün biraz daha falza aşırı yağış, sel, taşkın haberi işitmeye başlatık. Üstelik geçtiğimiz yaz Eskişehir kırsalında özellikle Mihalgazi’de, Alpagut’ta biz de böyle olağandışı doğa olaylardan – afetten etkilendik… İşte bu yüzden kışın ortasında bahar havası var… Oysa ki içimize heyecan veren bu havalar, bizi tehdit edecek bir geleceğin habercisi…
………..
…..bu havalar ne çok güzel, ne de bizim için çok hayırlı”…
………..
İşte tam da böyle bir iklimde, geçtiğimiz Pazartesi ve Salı günleri Eskişehir Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Dr.Halil Çankaya ve Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr.Sabri Çakır’ın liderliğinde Eskişehir Kuraklık Yönetimi Çalıştayı yapıldı. Çalıştayda Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ve Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü, Meteoroloji Bölge Müdürlüğü, DSİ 3.Bölge Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü çalışanları Eskişehir’de kuraklık ile mücadele konusunda yaptıkları çalışmalardan bahsettiler. Tüm çalışmalar beni çok etkiledi, geleceğe daha umutla bakmamı sağladı. Özellikle Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ve Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün çalışmaları beni bir bilim insanı olarak çok gururlandırdı. Tüm kısıtlara, kamu bürokrasinin yarattığı sorunlara, kurumlar arası eşgüdüm eksikliğine ragmen uluslararası ölçülerde çalışmalar yapmaya çalışıyorlar. Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü araştırıcıları kuraklığa, hastalık ve zararlılara dayanıklı tarımsal çeşitlerin islahı ile ilgili, meralarımızın amenejmanı ile ilgili önemli başarılara imza atıyorlar. Geleceğin Türkiye’sinde hepimizin yeterince besin maddesi bulabilmemiz için önemli çalışmalar bunlar… Yazımı okuyanlar anımsayacaklar, geçen hafta şöyle söylemiştim: “…çölde susuz kaldığınızda petrol sizin susuzluğunuzu gidermez, aç kaldığınızda toprağa ektiğiniz fidana can suyu olmaz… İşte şimdi muasır medeniyetler, artık bunun bilincinde, dünyanın farklı coğrafyalarından tarım topraklarını alma gayretindeler… daha az su, daha az besin maddesi, daha az toprak, daha ekstrem koşullarda yaşayabilen tarım ürünleri yaratma peşindeler…”
Şu anda ülkemizde en önemli sorun küresel iklim değişiklikleri ve buna bağlı ortaya çıkacak seller, taşkınlar, erozyon, çölleşme. Bu bizi hem susuz, hem topraksız yani aç ve susuz bırakacak…Şunu unutmayın ülkemiz geniş bir yüzölçümüne sahip, bu yüzden ülkemizin bazı yerleri aşırı yağışlara maruz kalacak, bazı yerleri aşırı sıcak ve kurak olacak. Ancak buna bugünden hazır olabilmemiz için küresel iklim değişikliklerinin kısa orta ve uzun vadede farklı bölgelerimizdeki etkilerini modellememiz ve başta tarım, su politikalarımız olmak üzere tüm sekörler için kısa, orta ve uzun vadede iklim değişikliklerinin etkilerini modellememiz gerekiyor.
………….