25 yıl beden eğitimi öğretmenliği yaptığım süreç öncesinde futbol yaşantım oldu bazı dostlarım bilir. “Adam olacak çocuk bokundan belli olur” derler ya? İşte o 25 yıllık öğretmenlik yaşantım boyunca edindiğim deneyimler sonucu insanı okurum, yanıldığım az anlar olsa da çoğunlukla doğru tuttururum…
Olanak buldukça eşimle hafta sonları Eskişehirspor’un maçlarını televizyondan izlerim. Futboldan nefret eden eşim dahi artık heyecanlanıp, gol kaçırdığımız durumlarda naralar atarak heyecanıma ortak olmaya başladı. Hafta sonları gürültülü patırtılı müzikli eğlence merkezlerini tercih etmektense, evimizde akşam yemeği eşliğinde minik bir mutluluk bizimki işte…
Galibiyet yüzünü neredeyse göremediğimiz bu süreç boyunca yenilgiyi bir kader olarak kabullenmek işimize gelmiyor daha. Üç büyükler diye tanımlanan İstanbul takımları karşısında oldukça istekli olan futbolcuların büyük bir bölümünde hırs göremiyorum nedense! Hani üç büyüklerle oynanan maçlara görücüye çıkmanın psikolojik dopingi sonucu ateşli oynayan 11 futbolcudan, diğer maçlarda sadece beş veya altısını görüyoruz desem mübalağa olur mu sizce? Hep deriz ya, bu kentin çocuklarından birkaç futbolcu bu takımda olsa diye! İşte bu yüzdendir saygın okurlarımız, her maçta hiç değilse alt yapımızdan yetişmiş iki futbolcumuz olsa durum çok daha farklı olur diye bunun için haykırıyoruz. O iki kişinin takımı nasıl ateşleyip sonucu etkileyeceğini tüm kör gözler, sığ beyinler öylesine net görecekler ki! Fethi, Nihat Ender diye başlayıp, hala belleklerimizden silinmemiş daha nice tezahüratları yaratırdı bu vefalı seyirciler bilseniz…
Bir de konu başlığındaki genç kardeşimizden birazcık söz edeyim izninizle. İsveç Milli Takımında oynamak elbette ki onun kariyeri adına bir artıdır. Lakin ben bu arkadaşımızda olumsuz bazı özellikleri nedeni ile takıma katkılarının çok fazla olmadığı kanısındayım. Farkında mısınız, sadece istediği zamanlar oynuyor bu futbolcu. Canı isterse, kendisini göstermesi gerekiyorsa takıma katkısı oluyor. Ama bunun dışında, ego zırhına bürünüp kendini kasım kasım kasması sonucu takım çoğu maçta daima bir kişi eksik! Büyük dağları yaratmanın yansıttığı bir vücut dili ile takım arkadaşlarına katkı vermek yerine, motivasyonlarını bozuyor adeta. Takımı sürükleyecek, tutkal görevini görecek(yani oyuncuları birbirlerine yakınlaştırıp bağları güçlendirecek)hiçbir özelliği yok. Diyeceksiniz ki bu takım kaptanında olması gereken özellikler, yanılıyorsunuz inanın. Gözde oyuncuların,(en azından kendisi böyle olduğunu düşünüyor) üstün özelliklerinden birisi de düzgün liderlik edebilecek donanımda olmalarıdır. Yani Erkan’ın sadece soyadı Zengin bence…
MEMNUN-SEN…
Dün “Sabah Kahvesi” programımda, Ankara’dan bir konuğum vardı. Kamu-Sen’e bağlı Türk Tarım Orman Sendikası Genel Başkanı Ahmet Demirci ile bir saate yakın sohbet ettik. Kendisi aynı zamanda Kamu-Sen genel dış ilişkiler sekreterliği görevini de yürütüyor. Çocukluk ve gençlik yıllarımın geçtiği o güzelim D.Ü.Ç’lerden(Devlet Üretme Çiftlikleri) bir başladık sohbete, Karadeniz çevre yolundan çıktık! Ülkemizde tarım ve ormanlarımızın vahim konumunu çok güzel özetledi başkan. Aynı zamanda İLO Türkiye temsilcisi olan Ahmet Demirci, alanında kendisini iyi yetiştirmiş gözlemlediğim kadı ile… Bir ara sohbet sırasında MEMNUN-SEN kelimesi çıktı ağzından. Yanlış mı anladım, memnun sen dediniz herhalde değil mi diye sorduğumda tebessüm ederek “doğru anladınız” diyerek açıklamasını sürdürdü. Meğer iktidarın her yaptığından memnun olan, muhalefet edecek tek bir konu bulamadığı için hayatından çok ama çok memnun olan bir sendikadan(!) söz ediyormuş. Bu harika benzetmeden ötürü canlı yayında kahkahayı koyuverdim ister istemez. Şu güzel ülkemde bulunduğumuz konum ve koşullara baktığımızda, her şeye rağmen hayatından memnun olanların da olması ne güzel ve anlamlı öyle değil mi?
OZANCA
Her kime sorarsam hali, hatırı
Sohbeti futboldan açıp gidiyor
Konuşmuyom diye toptan ötürü
Usulca yanımda kaçıp gidiyor
…
Maçtan sonra çıkmam, ben, balkonuma,
Kaçırdım korkudan geçen donuma,
Kastı var galiba tatlı canıma,
Etrafa kurşunu saçıp gidiyor.
Hele bakın dostlar şunun tipine,
Göbek dönmüş, büyük aygaz tüpüne,
Değmeden ayağı futbol topuna,
Rasim, bu dünyadan göçüp gidiyor.
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy