Açlık!

Şinasi Kula yazdı

22 Mayıs 2015 10:19
A
a
Beş harften ibaret içi sızlatan bir kelimedir açlık. “Aç köpek fırın deler” derdi rahmetlik babam. Lamı cimi ya da şakası yok bunun ey duyarlı insanlar. Aç kalan bireylerden insani duyarlılık beklemek doğanın gerçeği ile tezattır. Aç insana, insani donatılardan bahsederek entelektüel ağızlar yapmak lüzumsuzluktur sadece. Açlık bu yahu açlık! Hiç aç kalmadıysan empati kurma yeteneğin dahi olsa anlayamazsın sen o naçar konumu. Gözün hiç bir şeyi görmez, yürek sevgi adına kırıntı bile üretemez. Ondan vatandaşlık bilinci beklemek, insanlık adına davranışlar beklemek sadece koca kafalılık olur bu net biline!

Fotoğraflarını paylaştığım bu kadın, bu ülkede yaşam savaşı veren bir garibandır. Şu ilde, bu ilde, o ilde yaşamasının hiçbir önemi yok; bu ülkede yaşadığı kesindir. Bizim kentimizde de benzeri görüntüleri daha geçen hafta manşet yapmıştık gazetemizde anımsayın. Sağ olsunlar, Eskişehir Valiliği duyarlı davranıp bu çaresizlerin peşine düştü gereğini yapmak adına. Ama sorun onların değil ki kardeşim, sorun iktidar ya da hükümet sorunu. Dolayısı ile sorun DEVLETİN sorunudur. Bu iç parçalayan görüntüler inanılmaz biçimde çığ misali büyümektedir. Savaşı gerekçe gösteren milyonlarca işsiz güçsüz insan kentlerimize çil yavrusu gibi dağılmış durumdalar. Dilenenler, soydun yaparak yaşamayı tercih edenler, suç şebekesinin göbeğinde kendini bulanlar, madde satanlar ne ararsanız gani. Onlara koşulsuz biçimde kapılarını açanlar şunu bilmeli; içinden çıkamayacağımız sorunlar toplum olarak bizi bekliyor inanın. Çok kötü günlerin habercisidir bunlar…

 

Görevliler arkadaşıma tecavüz etti!

Bazen ben de şaşırıyorum tarafıma gelen inanılmaz ihbarlara. Hayvan sever ya da hayvan koruyucu diye tanımlanan kesimin ihbarlarına şaşırmıyorum. Çünkü bu kentin dışında yaşayanlar da ES TV’de her sabah yayınlanan “Sabah Kahvesi” programımdan tanıyıp, kentlerine olan biteni ihbar ediyorlar. Hayatın her kesiminden insanların gerek telefonlarıma, gerek iletişim adreslerime yolladıkları ihbarlara şaşırıyorum gerçekten. İhbar eden her vatandaşımız da benim duyarlı insan olmamı adres gösterip güven duyduğunu yazıyor ya de söylüyor ilk olarak. Şimdi paylaşacağım bir mektup da buna benzer biçimde. Yaşını bilmediğim kardeşim ya da evladım saydığım kişi de bu konuda bana güven duyduğunu ve yardım istediğini söylüyor. Travesti olduğunu belirten kardeşimin yazısını birkaç değişiklikle yayınlıyorum. Öncelikle isimleri yazmadım, daha sonrada tecavüz ettiği iddiasında bulunduğu kişilerin sosyal statüsünü yazmadım. Görevliler diyerek geçiştirdim. Koskoca bir kurum zan altında kalmasın istedim. Çünkü bu bir iddia, ne zaman ki iddia hukuk bazında teyit edilir o zaman bu kurum altında bu işe kalkışanların isimlerini dahi tek tek yazarım…

“Değerli Şinasi Kula Abicim,
Sizin köşenizi ve gazetenizi uzun süredir takip ediyorum. Eskişehir’de yaşayan bir travestiyim. Benim travesti arkadaşım olan X’in başına gelen çirkin bir tecavüz olayı ile ilgili bazı bilgileri paylaşmak istiyorum. Sizin bu konulara duyarlı olduğunuzu biliyorum. Öncelikle bir insanız. Bizimde özgürlükler alanında haklarımız var… Konuya gelecek olursak. Arkadaşım X şu an E… Kapalı Cezaevinde yatmaktadır. Kendisi rahatsız olduğu için devlet hastanesine gitmişti. Mahkûm koğuşunda beklerken maalesef kendisini getiren görevliler tarafından tecavüze uğramış. Kendisi savcılığa başvurmuş. Görevlileri korumak için, yetkililer konuyu basından gizliyorlar. Bence her insan gibi bize de haksızlıklar karşısında eşit davranılmalıdır. Görevlilerin ahlaksızlıkları basında duyulmalı ki işledikleri çirkinlik halk tarafından bilinsin, insan içine çıkamasınlar. Onların amirleri neden konuyu kapatmak istiyorlar, biz zayıf olduğumuz için mi? Biz travestiler olarak bir insan gibi toplum içinde saygı görmek istiyoruz. Köşenizde bu konuyu belirtmenizi çok istiyorum. Diğer cezaevinde bulunan arkadaşlarımızın da aynı sıkıntıyı çekmelerini istemiyorum. Size şimdiden çok teşekkür ederim. Sevgiler saygılar…”

Ben bu kardeşlerimle ilgili yıllar önce de bir yazı yazmıştım hatırlayan olabilir. Yazımda demiştim ki; cinsel tercihim kadın paydalıdır. Benim yüreğimde kadına yer vardır ve yârim dediğim kadına ihanet etmeksizin yaşamayı erdemden sayarım. Müzisyen kimliğim, televizyoncu kimliğim hovardalık dedikleri ve nice erkeklerin birbirlerine anlatırken övündüğü bu çirkin kandırmaca için çok uygundur. Lakin buna rağmen kendi gülümün dışında kimselerin gülünü koklamamayı insanlıktan sayarım. Ama cinsel tercihini farklı kullanan insanlar için “vurun kahpeye” ucuzluğunu yapanlardan da farklıyımdır. Çünkü beni hiç mi hiç ilgilendirmez onların tercihi, sadece kendilerini bağlar. Ve hep derim ki; travestilere ve homoseksüellere tepki duyan bu ikiyüzlü toplumda onlarla yatıp kalkan yavşaklar da “erkek” geçinenler değil midir? Kimi baba, kimi dede, kimi işadamı, kimi bürokrat, kimi siyasetçi, değil midir onları tercih edenler de? İşi bittikten sonra namus timsali kesilip, travestilere ya da homoseksüellere hayatı dar eden sahtekârlar kimlerdir beyler ve bayanlar? Bu toplumda hayatı dar ettiğimiz kişileri Allah’ın birer kulu, ülkemin birer yurttaşı görürüm öncelikle. Bu kişilerin de haklarının aranması adına malum mercileri sorumluluklarını yerine getirmeye davet etmeyi görevlerim arasında bilmekteyim. Buyurun…

 

OZANCA

Doğdun, üç gün aç tuttuk

Üç gün meme vermedik sana

Adiloş Bebem,

Hasta düşmeyesin diye,

Töremiz böyle diye,

Saldır şimdi memeye, saldır da büyü...

Bunlar,

Engerekler ve çıyanlardır,

Bunlar, aşımıza, ekmeğimize

Göz koyanlardır,

Tanı bunları, tanı da büyü...

Bu, namustur

Künyemize kazınmış,

Bu da sabır, ağulardan süzülmüş.

Sarıl bunlara, sarıl da büyü... Ahmed ARİF

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi