30 Ağustos Zafer Bayramı

<!--[if gte

28 Ağustos 2012 00:00
A
a

YAZIYORUM


Osmanlı’nın son dönemleri… 1918’de elli yedi yaşında tahta geçen Vahdettin, “dünya egemeni” İngiltere’nin bir numaralı hayranı. "Kara Sultan" lakaplı padişah ve Damat Ferit kara bir leke olan Sevr Antlaşması ile koca bir imparatorluğu gelinecek son noktaya taşımışlardır. Mustafa Kemal ve yoldaşlarının Anadolu'daki soylu uğraşları zaferle sonuçlanınca, Türk Milleti de hürriyetten yoksun, bağımlı yaşayamayacağını bütün dünyaya kabul ettirmiş oldu. 26 Ağustos taarruzu ile başlayan onur savaşı, 30 Ağustos Zaferi ile sonuçlandı. “Ulusal Bağımsızlık Savaşının” destanı yazıldı. Bu destan tüm dünyaya haykırıldı ve dünyadaki mazlum ülkelerin halklarına birer meşale oldu… İhanete varan bir yönetimin başındaki Vahdettin’in padişahlık sıfatı kaldırılınca, İngilizlerle anlaştı. Bir gece Dolmabahçe rıhtımından bir motora bindi ve açıkta demirli "Malaya" zırhlısına sığınarak İstanbul'dan kaçtı. İhanetinin bedelini karşılamak, buna katlanmak, hesap vermek yürekliliğini de gösteremedi. Şimdilerde “onun” için kaçmadı, sürgüne gönderildi namelerini okuyor “tarih sahtekârları ve yağdanlıklar”. Özellikle Güneydoğu illerindeki hutbelerde de Zafer Bayramı’nın adı bile geçmemiş… Tam doksan yıl önce bu günlerde, üzerinde bulunduğumuz topraklarda şehitlerimizin oluk oluk kanları akıyordu. “Ya istiklal Ya ölüm” emrini veren ATASINA sadık yiğitlerimiz, VATANI savunmak adına tertemiz alınlarından vurularak toprağa düşüyorlardı. Yani günü, yani zamanı geldiğinde bağımsızlık uğruna gözlerini kırpmadan ölüme koşuyordu bu millet. Demek ki bu milletin evlatları günü geldiğinde gereğini yapabilecek kudrete sahip! Yeter ki o gün gelmeye görsün! Ne demişti Mehmet Akif; Allah bir daha bu millete bir istiklal marşı yazdırmasın…"

Bu akşam sizleri saat tam 20.30 da ES TV ekranları başına bekliyorum dostlarım. Canlı yayında ZAFER BAYRAMIMIZI birlikte kutlayalım…

 

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

FOTOYORUM

FOTOYORUM-Günü gelince yazılır bu destan!

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 

DIŞARDAN GAZEL

Bakalım, özellikle de bu yıl Zafer Bayramı nasıl kutlanacak Eskişehir’imizde? Hani o bilindik “atam sen kalk ta ben yatam” türünden göstermelik törenlerle mi! Ya da sadece bir ordunun zaferiymiş gibi, bu ulusun bağımsızlık zafer değilmişçesine halktan kopuk biçimde mi kutlanacak? Demokratik kitle örgütleri basını bir bültenle davet edip, yönetim kurulunu tuzluk gibi karşımıza dizerek bayat açıklamalar yapacak mı  alışa geldiğimiz biçimde! Ya da bildiğimiz kokteyl akşamlarında ellerinde minik kâğıt bayraklarla “Onuncu Yıl Marşı” söyleyerek mi? Hep birlikte göreceğiz bakalım…

 

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 

OZANCA

Otuz Ağustos...

Ufukta bir duman, bir toz.

Türk süvarisi yürüyor; uzakta,

Top sesleri homurdanmakta.

Köpük içinde, tere batmış atlar

Bunlar at değil, ayaklı kanatlar…

Sisli tepelerde gölgeler boğuşuyor

Gölgeler düşüyor, kalkıyor, koşuyor

Süngüler parlıyor, eziyor, vuruyor;

Mehmetçik yeni Türkiye'yi yoğuruyor.

Bir sürünün dağılışı.

Boğulan bir boğazın kısık nefesi

Bir el, Akdeniz'i gösteriyor.

Bir el ki, bütün cihana bedel…

Uçuyor atlar, Köpüklü kanatlar.

Kaçıyor gölgeler, eriyor mesafeler...

Dokuz Eylül, İzmir,

Sanki bir Gelincik tarlası,

İki sevgilinin kavuşması,

Gözler yaşlı, denizler sapsarı,

Sevinç içinde çırpınıyor, Akdeniz'in Dalgaları.

                                                     Server ZİYA

 

 

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

GÜLMECE

GÜLMECE-HAYAL ORKESTRASI

 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi