12 Eylül 1980 sabahı itibarı ile 1402’lik olan on binlerce öğretmen-akademisyenin günü müdür? Sorgusuz sualsiz mesleklerinden edilmiş, aç kalmamak uğruna bambaşka işlere soyunmuş öğretmenlerin mi yoksa! O günden bu yana, senede bir göstermelik günle kandırılan ve hak aramayı unutan öğretmenlerin günü olabilir mi? Yandaş-candaş-kandaş tanımlamaları ile atomlara ayrılmış yüz binlerce öğretmenin günü mü? İktidarı koşulsuz desteklemeyi görev edinmiş, sözde sendikalar adı altında birleşen öğretmenlerin günü olabilir mi? Sanki öğretmenlerin temel sorunuymuş gibi, “ana dil” avuntusu ile yollara çıkmış işgüzarların günü olabilir mi? 300.000 öğretmen adayı var bu ülkede aşsız işsiz! Bu çocuklarımız öğretmen olmak üzere donanımlı okullar bitirip öğretmenlik yapmak üzere diploma almışlar devletin okullarından. Bunu yetersiz bulan yani kendi verdiği diplomaları yetersiz bulan “devlet”, yeniden sınavlarla işe alıyor bu öğretmenleri canı istedikçe. Ve hayatından çok memnun güzide sendikalar(!)bu yüz binlerce öğretmen adayını görmezden duymazdan geliyor. İşsiz ve aşsız konumdaki bu yüz binlerce öğretmeninin günü olabilir mi acaba 24 Kasım? Valla kimin günü olursa olsun doya doya kutlasınlar! Ama bir öğretmen olarak benim günüm değil 24 Kasım…
Sokak hayvanlarını besleyenleri sakın tehdit etmeyin!
Diyelim ki sokak hayvanlarından nefret ediyorsunuz. Ruhunuzun derinliklerindeki karanlığın nedenini hiç bilmeden hem de! Belki çocuk yaşınızda korktunuz ya da korkutuldunuz. Belki gözünüzün önünde en sevdiğiniz bir varlığa şiddet uygulandığı için içinizdeki şiddet duygusunu bu mazlumlara yönelttiğinizin farkında bile değilsiniz. Hatta yüzleşmekten bile utandığınız bilinçaltı bir kirliliğinizin bütün nefretini bu savunmasızlara kusarak tatmin olduğunuzu bildiğiniz halde bu nefrete engel olamıyorsunuz. Toplumda öylesine çok bilinçaltı kirliliğinin yönlendirmesi ile nefret kusan güruh var ki, bunlardan bir tanesi olduğunuzun belki de hiç farkında değilsiniz. İşte bu ve benzeri nedenlerden ötürü sokak hayvanlarına savaş açarak, onlara “gebersinler” diyerek, yemek artıklarını sokak hayvanlarına verenlerin başına bela olarak yaşam sürdürüyorsunuz diyelim. Hele ki bu sokak hayvanlarına merhamet duyan, evindeki yemek artıklarını paylaşmaya kalkan bir de yalnız yaşayan bir hanımsa vay haline! Ucuz erkekliğinizi onu tehdit ederek kanıtlamaya çalışıyorsunuz! Sokak hayvanlarını besleyen böylesi birisine ağzınızdan salyalar akıtarak şöyle bağırıyorsunuz mesela; “kadın kadın bana bak! Bir daha bu hayvanlara yemek artıkları verip buraları kirletirsen, Allah yarattı demem seni doğduğuna pişman ederim…”
Yağma yok hemşerim, bu ucuz tehditleri savurduğun an başına gelecekleri sana bir hatırlatayım olur mu? Sokak hayvanlarını beslemek kişinin yasal hakkıdır, ne kadar GABİ olsan da bunu öğren öncelikle. Emniyet ya da jandarma karakoluna tehdit ve hakaretten şikâyet edildiğinde nevrin döner emin ol. Tehdit ettiğin kişi, Orman ve Su İşleri Müdürlüğünden yerinde inceleme için talepte bulunur idari para cezası kesilmesi talebinde bulunabilir karşındaki. Apartman ve site yönetimlerinin çağdışı “yasak kararlarının” hiçbir hükmü ve geçerliliği yoktur. Hayvanları koruma kanunu ve ulusal sözleşmeler geçerlidir. Hele bir de zehirlemek yolu başta olmak üzere, bir biçimde o Allah’ın mazlumlarını öldürdüğün ispat edilirse ne olur biliyor musun? Onu ben söylemeyeyim istersen. Sen iyisi mi kendini alıştıra alıştıra bir avukattan öğren. Kalpten gitme neme lazım!
OZANCA
Y O R U L D U M
Kar yağıyor yatağıma her gece
Ateşini özlemekten yoruldum
Kalbi düşman, gülüşü dost yüzlere
Gözyaşımı gizlemekten yoruldum
Hasret yoktur hasretimin üstüne
Paslı hançer gibi saplı göğsüme
Koca şehir yıkılıyor üstüme
Yollarını gözlemekten yoruldum.
Bu hasretlik gelir miydi aklıma
Dönüşünü beklemekten yoruldum
Cehennemden ateş düştü bağrıma
Yüreğimi közlemekten yoruldum.
Çok yalnızım ihtiyacım var sana
İki elin kan da olsa gel bana
Gel de su serp içimdeki yangına
Öpüşünü özlemekten yoruldum.
Yalçın Benlican
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy