YAZIYORUM
Dünya AIDS günü münasebeti ile yurt genelinde çeşitli açıklamalar yapıldı.
Dünyada bu illeti önlemeye yönelik çalışmalar sayesinde yıllık vaka sayısında azalma yaşanırken, Türkiye, Doğu Avrupa, Güney-Doğu Asya ve Orta Doğu ülkelerinde rakamlar tam tersi istikamette maalesef. Türkiye’de AİDS’li sayısının 6 bin 188’e ulaştığını, bir yıl içerisinde 1024 yeni olgu tanısının yapıldığı belirtiliyor. Bu kişilerin büyük çoğunluğunu genç erişkin, yani cinsel anlamda aktif diyebileceğimiz 20 – 49 yaş aralığındakiler oluşturuyor. AIDS belli bir grup veya mesleğin hastalığı değildir. Toplumun her kesiminden insanlarda söz konusudur artık. Toplumdaki ayrımcılık ve baskının hekime başvurulmaması, dolayısı ile tedavi alınmamasına en büyük neden. Olay, enfekte kişinin kanında ve salgılarında bulunan virüsün diğer kişilere bulaşması ile sonuçlanıyor. Virüs gündelik toplumsal ilişkilerle ve öpüşmeyle bulaşmıyor. Cinsel ilişki olmaksızın aynı ortamda yaşamakla, tuvalet veya havuzu ortak kullanmakla, tabak veya bardak ya da sivrisinekle de bulaşmıyor. Bu konudaki eğitim yetersizliği ne yazık ki toplum içerisinde ayrımcılığa neden oluyor…
Bizim toplumumuzda başımıza gelmeden hiçbir olayın empatisi kurulamaz. Bana dokunmayan yılan ilgi alanımıza girmez. Ne yazık ki o yılan deliğinden çıkıp bizimkine yöneldiğinde işin farkına varıp “nerede bu devlet” lakırdısını avazımız çıktığınca höykürürüz… Bir diğer ilginç yanımız daha var tabii. “Bana bişi olmaz” özgüveni, bizden başka hiçbir topluma nasip olmayan bir özelliğimizdir. Tramvay arkamızdan vurana dek umursamayız yaklaşmasını. İcra kâğıdı kapımıza gelene dek günümüzü gün ederiz kredi kartları ile. Kredimizi bitirip elimizdeki kartı sokacak yer bulamadığımızda(cüzdanımıza tabii)anlarız hanyayı Konya’yı! Ülkenin adım adım karanlığa götürüldüğü gerçeğini görmemek için sokarız kafamızı arap çöllerine. Açıkta kalan kıçımıza Aralık ayazı tokat gibi çarptığında anlarız durumun ciddiyetini. Hovardalık, Türk erkeğinin övüncü ve üstünlüğüdür. Şeyimizin büyüklüğü ya da ateşleyeceği barut miktarı ile gururlanırız. Erkek erkeğe birlikteliklerde de iki dubleden sonrasında yediğimiz nanelerin yorumunu yaparız kasılarak. Lakin AİDS gerçeği vücudumuza yerleştiğinde, uzunluğu ile övündüğümüz organımız büzüşür kalır tesbih böceği gibi! O saatten sonra yapacak bir şey kalmamıştır artık. “Bana bişi olmaz” demeyin siz siz olun!
DIŞARDAN GAZEL
GEÇMİ, ERKEN Mİ YATIYORSUNUZ?
Satoshi Kanazawa ve ekibinin yaptığı araştırmaya göre, IQ’ su yüksek olanlar geceleri daha aktif oluyor ve bununla bağlantılı olarak geç yatağa giriyorlarmış.
Zekâ düzeyi düşük olanlar ise erkenden yatakta olmayı tercih ediyorlarmış.
Türk Beyin Takımı Kaptanı Ferhat Çalapkulunun yorumu: Geç yatmamın sebebi düşünmek ve çalışmak için daha sessiz bir ortam olması. Ortalama 5 saat uyuyorum. Genellikle 02.00-03.00 sıralarında yatıyorum. IQ’su yüksek insanların da uykuya daha az vakit ayırıp beyinlerini gece çok kullandıklarını düşünüyorum…
Türk Zekâ Vakfı Başkanı Emrehan Halıcı’nın yorumu: IQ’su yüksek olan insanlar dışarıdan gelen olaylara daha duyarlı insanlardır. Okumayı, yazmayı, düşünmeyi seven insanlardır. Geceleri değerlendirir ve geç yatarlar. Bu doğru bir tespittir…
OZANCA
AİDS korkunç hastalık virüsle bulaşıyor.
Ardında kalabalık, dünyayı dolaşıyor
Birkaç yoldan bulaşır kandan geçer birisi
Damarlarda dolaşır tehlikeli virüsü…
Cinselliktir diğeri çok dikkatli olmalı
Bilinmeli değeri hep tek eşli kalmalı
Hücreleri öldürür vücut dirençsiz kalır
Geldim diye bildirir insanı zayıflatır…
Tüm doktorlar cihanda çare arıyor ona
Ummadığın bir anda karışır virüs kana
Ona sebep olana HIV virüsü denilir
Çaresini bulana büyük ödül verilir… Kasım Kaplan
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Okul arazileri de mi satışa çıkartılacak?
Kerem Akyıl
Ahmet Ataç’ın Eskişehir’de yarattığı güç!
Tarkan Demir
Halk geçim derdinde siyasiler şov peşinde...
Kaan Özcan
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy