Soner Yüksel yazdı
Büyükşehir Belediye Başkan Adayı oldu, o sürecin içinde çok da iyi oy aldı ama kazanamadı. ETO Başkanlığını da bıraktığı için bir nevi güçsüzleştiğini savunanlar oldu. Zira partisinin içinde kendisine muhalefet eden çok, ileri gelenlerle de arası limoni bir tablo yansıyordu kamuoyuna.
Bir sonraki genel seçimlerde sıralamada yoktu. Bu süreçte de tek bir zıt açıklama, tek bir olumsuz kelam, itiraz, sitem etmedi. Seçimler ertelenince de gösterdiği sabrın selametini gördü. Listeye 2. Sıradan sağlam bir giriş yaptı ve partisinin oylarını artırarak 3. Vekil içinde itici güç oldu.
Öyle çok üst düzey akademik donanımı yoktu ama iyi bir esnaf, bitmeyen bir enerji ve parti ayırt etmeksizin herkesin yardımına koşmayı seven bu yüzden de sevilen biriydi. Ancak seven kadar sevmeyen gerçeğini de hep cebinde taşıdı.
İlk günlerde herkes onun 2019’da Büyükşehir Adayı olacağını bu yüzden vekilliğinin sabit kalacağını düşünüyordu. Hatta Nabi Avcı ve Emine Nur Günay’ın parti içinde üst düzey görevlerde olmasının onun ilerlemesi için engel, imkânsızlık yarattığını düşünenlerde oldu, Karacan yalnız kalıyor diyenlerde.
Ben ise o günlerde Karacan’ın kesinlikle Belediye ile ilgili bir düşüncesi olmadığını, aksine parti içinde çok önemli görevleri üsteleneceğine ve hatta Bakanlık sürecine yakın olduğuna dair bir yazı yazmıştım. Bu yazıyı komik, saçma, ne alaka diye karşılayan meslektaşlarım da olmuştu.
Karacan önce parti içinde çeşitli komisyonlarda önemli görevler aldı. Geçtiğimiz günlerde MKYK’da yer alarak gücünü perçinledi. Geçen hafta ise Genel Başkan Yardımcılığı gibi önemli bir vazifeyle taçlandırıldı. Evet, belki Bakan olmadı ama en az Bakanlık kadar etkili hatta birçok Bakanlık üzerinde katkı sunabilecek bir sorumluluk aldı omuzlarına. İnanıyorum ki bunun avantajlarını yakın gelecekte şehrimiz için hissetmeye başlayacağız.
Bu benim için neden sürpriz olmadı derseniz ona da açıklama getireyim. Zira öngördüğüm şeyin gerçekleşmesi herhangi bir duyum, istihbarata değil tamamen partinin bu dönem ki stratejisine dayanıyor.
Ak Parti bu dönem hem kendi için tatlı bir rekabet yaşıyor ve bunu çirkinleştirmeden yapıyor hem de üst düzey profilde bir çok ismi bir araya getirdiği bir kadro oluşturdu. Kadronun siyaseten tecrübeli isimleri kadar genç, çalışkan, enerjik ve insana samimiyetle dokunan isimleri de var.
Benin öngörülerim sadece Karacan ile ilgili değil Volkan Doğan’ın da yıllardır kendini geliştirip özellikle son dönemlerde çok daha olgun ve sağlıklı işlerine bakınca onunda önünün açık olduğunu söyleyebilirim.
Siyaset artık insan dokunma, samimiyet ve enerji sanatına dönüşmüş durumda. Fotoğraf karesine girmekten çok kalbe girmeye ihtiyaç olduğunu bilenler daha başarılı oluyor. Ama hepsinin üstünde bir sabır mekanizması var. Sabreden derviş misali muradına erenlerine gördükçe bu duygunun ne kadar güçlü olduğuna bir kez daha şahitlik ediyoruz.