Eskişehir’in Seyitgazi ilçesine bağlı Fethiye ve Büyükyayla mahallelerinde 22 Temmuz’da çıkan yangında 5 orman işçisi ile 5 AKUT gönüllüsü yaşamını yitirdi. Her birinin ayrı hikayesi vardı. Her biri nerede bir afet olsa insanların, ağaçların, hayvanların yardımına koşuyorlardı.
Eskişehir’in Seyitgazi ilçesine bağlı Fethiye ve Büyükyayla mahallelerinde 22 Temmuz’da çıkan yangında 5 orman işçisi ile 5 AKUT gönüllüsü yaşamını yitirdi. Her birinin ayrı hikayesi vardı. Her biri nerede bir afet olsa insanların, ağaçların, hayvanların yardımına koşuyorlardı.
Seyitgazi’de çıkan orman yangını da aynı dönemde Türkiye’nin dört bir yanında çıkan, yüreğimizi yakan orman yangınlarından biriydi. İklim krizi, hava sıcaklıkları, sabotaj, insanların ihmalkarlığı vs o kadar çok şey söylendi ki, her yaz aynı yöneticiler, aynı yangınlarla ilgili aynı şeyleri anlatıyordu. Kimileri ikna oluyordu ama teknolojinin bu kadar geliştiği bir çağda ben binlerce ağacın alevlere teslim edilmesine o dönemde de ikna olmadım, hala da ikna değilim. Eminim birçok insan da benim gibi ikna olmamıştır.
10 canımızı kaybettik o yangında. Onlardan biri Eskişehirli 27 yaşındaki Tolunay Kocaman idi. Evleneli daha 10 gün olmuştu. İşe de çok yeni başlamıştı. Tecrübesi, doğru düzgün bir eğitimi bile yoktu. Onu da diğer orman işçileri gibi yangının içine gönderdiler. Canını dişine takarak mücadele etti. Ama o yangının içinden bir daha çıkamadı. Geride soru işaretleriyle birlikte çok sevdiği eşini, ailesini ve arkadaşlarını bıraktı.
Orman yangınlarının çıktığı dönemde kamu işçilerinin toplu iş sözleşmesi görüşmeleri devam ediyordu. İşçinin istediği üç kuruşa göz dikenlerin, zam vermemek için kırk takla atanların sesini yükselttiği dönemdi. 37 yaşındaki Eyüp Dereli de Seyitgazi’de hayatını kaybeden orman işçilerimizdendi. Yani hak ettiği zammı bekleyen kamu işçilerinden biriydi. Ve sendika yöneticisine haziran ayında attığı son mesaj şuydu: "Maaşımızı bu ay zamlı alabilecek miyiz?" Eyüp Dereli’den geriye eşi, iki evladı ve onu seven yakınları kaldı.
Bunları neden mi yazıyorum? Çünkü biz toplum olarak çok az hatırlıyor ve çok çabuk unutuyoruz. Ya da tek bir gündeme odaklanıp gerisine kör, sağır olabiliyoruz. Öyle olmasa toplum, Seyitgazi yangını için verilen takipsizlik kararına karşı bu kadar duyarsız kalmazdı.
Orman yangınına ilişkin yürütülen soruşturma ve sorumluların tespit edilmesi iddiasıyla açılan dosyada Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6 Ekim 2025 tarihinde “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı verildi. Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu da 2 Aralık tarihinde Eskişehir Adliyesi önünde bir araya gelerek, Seyitgazi yangınına dair verilen takipsizlik kararını protesto etti ve suç duyurusuna bulundu. Platformun basın açıklamasına CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve Jale Nur Süllü de destek verdi.
Platformun suç duyurusunun ardından Tolunay Kocaman’ın ailesi ile yangında hayatını kaybeden diğer 4 kişinin ailesi takipsizlik kararına itiraz etti. Ayrıca Tolunay Kocaman’ın ailesi Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan randevu da talep etmiş ve dönüş bekliyormuş.
Murathan Mungan diyor ya, “Bu ülkede her şey olabilirsiniz ama rezil olamazsınız.” Tam olarak böyle. Yangının ve yaşamını yitiren 10 insanımızın ardından kimse kendisini sorumlu hissetmedi. Ne bir bakan ne bir il müdürü… Kimse istifa etmedi, sorumluluk almadı. Her şeye rağmen birileri koltuklarını korudu, yeni kararlar almaya devam etti. Peki ormanlarımız neden yandı? Kimlerin ihmali vardı? 10 insanımız neden hayatını kaybetti? ‘Kader’ miydi yoksa orman yangınında ölmek, orman işçiliğinin fıtratında mı vardı?