Eskişehir’de 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında düzenlenen panelde, “Aile Yılı” ilan edilen 2025’te kadın cinayetlerinin artış gösterdiği vurgulandı.
“Aile Yılı Gölgesinde Erkek Şiddeti” panelinde konuşan Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Funda Güney Kökçınar, “Aile Yılı ilan edilen yılda kadın cinayeti sayısı en yüksek sayıya ulaştı. Bu sene de veriler bize hala şiddetin bitmediğini, cinayetlerin çok daha arttığını gösteriyor” dedi.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile Eskişehir Barosu’nun birlikte düzenlediği “Aile Yılı Gölgesinde Erkek Şiddeti: Dijital Şiddet Karşısında Haklarımız ve Medyanın Rolü” paneli, Haller Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirildi. Psikolog Derya Gezer’in moderatörlüğünü yaptığı panelde konuşan Avukat Perihan Meşeli, Gazeteci Evrim Kepenek ve Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Funda Güney Kökçınar, kadına yönelik şiddetin dijital mecralarda aldığı yeni biçimleri değerlendirerek şiddetle mücadelede farkındalığın ve doğru dil kullanımının önemine dikkat çekti.
TAVAN YAPTI
“Ne yazık ki hâlâ kadına yönelik şiddetin en yüksek tavan yaptığı yılları yaşıyoruz” diyen Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Funda Güney Kökçınar, “Gittikçe daha kötüye gidiyor, daha iyi olması gerekirken. Bu sene biz panelimizin adını 'Aile Yılı'nda Erkek Şiddeti' olarak belirledik. Çünkü biliyorsunuz iktidar tarafından 'Aile Yılı' ilan edildi, fakat 'Aile Yılı' ilan edilen yılda kadın cinayeti sayısı en yüksek sayıya ulaştı, 2024 yılında. Bu sene de ne yazık ki veriler bize hala şiddetin bitmediğini, cinayetlerin çok daha arttığını gösteriyor. Bizler bu etkinlikleri yapmaktan vazgeçmeyeceğiz. Şiddetin karşısında durmaktan, buna yönelik devletin yapmadığı, uygulamadığı politikaları biz kendimiz ve halkı bilinçlendirmek için bu etkinlikleri yapmaya devam edeceğiz. Şiddetsiz bir dünya için hep birlikte mücadele vermeye devam edeceğiz” diye konuştu.
AİLELERDEN ADALET ÇIĞLIĞI
Gazeteci Evrim Kepenek, kadına yönelik şiddetle ilgili görmezden gelinen olayların yanı sıra özellikle kadınları suçlayan bir dille haberlerin yazıldığını ifade ederek, “Haberi okuyan insanlar bir noktadan sonra, ‘Ya, bu kadın da hak etmiş’ya da ‘Oraya gitmeseydi,’ ‘O saatte orada bulunmasaydı,’ ‘Şu kıyafeti giymeseydi’ gibi düşüncelere kapılıyorlar. Bunlar direkt olarak haberde yazmasa da, haberin bize verdiği bilgi maalesef bu oluyor. Birçok medya, tıklanma, sansasyon, ‘En çok benim haberim konuşulsun’ derdi güdüyor. Gazeteci dilinde getirdiği refleksle maalesef, öldürülmüş kadınların haklarını bir kez daha gasp etmiş oluyoruz. Sosyal medya adaleti, sosyal medya mahkemesi dediğimiz bir kavram ortaya çıktı. Eğer failler sosyal medyada gündem olmuyorsa, kamuoyunun dikkatini çekmiyorsa, hakimlerin ve savcıların da dikkatini pek çekmiyor. Zaten Türkiye'de adaletin getirilmiş olduğu noktayı çok tartışıyoruz. Aileler resmen sosyal medya üzerinden ‘adalet çığlığı’ atıyorlar” dedi.
EŞİTSİZLİK DEVAM EDİYOR
Avukat Perihan Meşeli, 2025 yılının “Aile Yılı” ilan edildiğini ancak şiddetin de ailenin içinde olduğunu kaydederek şunları söyledi: “Çok önemli bir kanunumuz var. 6284 sayılı 'Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'. Bu kanun hakkında çok sayıda karalama kampanyası yapılmasına rağmen hepimizin hayatını çok yakından ilgilendiren, kadınların hayatlarını koruyan, şiddetten koruyan bir kanun. Dolayısıyla bu kanuna sahip çıkmamız ve uygulatmamız gerekiyor. Tabii ki kanunlara rağmen, görüyoruz hepimiz, maalesef çok sayıda kadın cinayeti işleniyor ve kadına şiddet aynen devam ediyor. Çünkü hâlâ kadın erkek arasında yapısal eşitsizlikler devam ediyor ve devlet bu anlamda aslında yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Yani aileyi koruyacak politikalar yerine aslında kadının birey olarak kabul edildiği ve kadını güçlendirecek politikaların yapılması gerekiyor. Yani sadece kanunlarla biz bu meseleyi çözemeyiz” ifadelerini kullandı.
Kaynak : HABER MERKEZİ