Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, ESTV ekranlarında yayınlanan “Soruyoruz” programının konuğu oldu. Gazeteciler Tarkan Demir ve Kerem Akyıl'ın gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Kesikbaş, Eskişehir sanayisinin mevcut durumu, kentin yatırım potansiyeli ve geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eskişehir'in yüksek teknoloji ihracatındaki başarısına dikkat çeken Kesikbaş, şehrin yeni bir vizyonla AR-GE ve teknoloji üssüne dönüşmesi gerektiğini söyledi. Kesikbaş, şehir içi trafik sorunu, Eskişehirspor'un geleceği ve Eskişehir Sanayi Odası'nın devam eden projeleri hakkında da önemli açıklamalarda bulundu.
Mutlak Butlan tartışmalarının sanayiye etkilerini değerlendiren Kesikbaş, yatırımcının barış ve huzurun olduğu ortamlarda kendini güvende hissettiğini belirtti. Kesikbaş, “Birlik ve beraberlik olduğunda, insanlar birbirini anladığında ve kaos ortamı oluşmadığında yatırımcı da girişimci de kendini daha güvende hissediyor. Barış ve huzur bereket getiriyor. Güven getiriyor. Böyle bir ortamda daha fazla yatırım yapılıyor, daha sağlıklı üretim gerçekleştiriliyor ve insanlar geleceğe daha umutla bakabiliyor.Aynı bakış açısını siyasete de uygulamak gerekiyor. Siyasette kavgalar azaldığında, toplumdaki kutuplaşma minimize edildiğinde ve insanlar birbirini daha iyi anlamaya başladığında hem yurt dışından yatırım geliyor hem de içerideki yatırım iştahı artıyor” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde yaşanan tartışmalarınyalnızca partiyi değil, bütün siyasi atmosferi etkilediğini söyleyen Kesikbaş, “Ülkenin gündemi farklı alanlara kayıyor. Oysa bizim konuşmamız gereken konular çok daha farklı.Yarını tasarlamamız gerekiyor. Çünkü gelecek kendiliğinden oluşmuyor. Bugünün sorunlarını çözen ülkeler geleceği yönlendirecek. Ben şahsen siyasetteki kavga ortamlarının ülkeye önemli bir katkı sağladığını da düşünmüyorum. Elbette siyaset yapılacak, iktidar mücadeleleri olacak. Ancak bunların daha kurumsal, daha şeffaf ve daha yapıcı zeminlerde yürütülmesi gerektiğine inanıyorum” dedi.
Türkiye ekonomisinin yüzde 2 buçuk büyüme yaşadığını ancak bu büyümenin önemli kısmının tüketim kaynaklı olduğunu belirten Kesikbaş, ihracatın önemine dikkat çekti. Kesikbaş, “Ekonomimiz yüzde 2,5 büyüme yaşarken sanayide yüzde 0,8'lik bir daralma yaşandı. Büyümenin önemli bir kısmı tüketim kaynaklı gerçekleşmiş durumda. Ancak tüketim tarafına baktığımızda özellikle bazı ürünlerde dışa bağımlılığımızın devam ettiğini görüyoruz. Burada Çin çok önemli bir örnek oluşturuyor.Çin ile olan ticaretimize baktığımız zaman Çin'e bir birim satıyor, karşılığında 13 birim alıyoruz. Yani bir gol atıyor, 13 gol yiyoruz. Bu tablo aslında tüketim alışkanlıklarımızın da değiştiğini gösteriyor. Burada çözüm olarak yapısal bir dönüşüme ihtiyaç var. Tasarruf kültürünü büyük ölçüde kaybetmiş durumdayız. Diğer taraftan satın alma maliyetleri çok yüksek. İnsanların kazandığı gelir çoğu zaman ancak temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetiyor. Çin'den gelen ürünlerin daha uygun maliyetli olması da tüketim tercihlerinde etkili oluyor” dedi.
Sanayide ihracat tarafında düşüş gözlemlediklerini belirten Kesikbaş, “Bunun temel sebebi ise maliyetlerimizin çok yükselmiş olması ve rekabet gücümüzün azalması.İhracat aslında şampiyonlar ligidir. Türkiye'de başarılı olmak ayrı bir şeydir, küresel pazarlarda başarılı olmak çok daha farklı bir şeydir. Eğer fiyat tutturamıyorsanız ihracat pazarlarında zorlanıyorsunuz. Bu durumda iç piyasaya yöneliyorsunuz. Ancak iç piyasada da talebi azaltmaya yönelik politikalar uygulanıyor.Buna rağmen sanayicinin üzerine düşeni fazlasıyla yaptığını düşünüyorum. Sanayicilerimiz rekabet güçlerini artırabilmek için ciddi bir çaba gösteriyorlar” ifadelerini kullandı.
Ekonomi politikalarının farklı sektörlere aynı şekilde uygulanmasının doğru olmadığını dile getiren Kesikbaş, “Bugün imalat sanayisindeki maliyet artış oranı yaklaşık yüzde 17 buçuk seviyelerinde. Buna karşılık gıda enflasyonu yüzde 35'in üzerinde. Hizmet sektöründeki artışlar ise yüzde 40'lı seviyelerde. Buna rağmen uygulanan ekonomi politikalarında bütün sektörlere aynı reçete uygulanıyor.Bugün ise yapısal sorunlara yapısal çözümler üretmek yerine ağırlıklı olarak para politikaları uygulanıyor. Bunun sonucu olarak kredi muslukları kapanıyor, faizler yükseliyor ve yatırım iştahı azalıyor. Bu faiz seviyelerinde yatırım yapmak, verimlilik yatırımı gerçekleştirmek, yeni teknoloji almak ya da yeşil dönüşüm projeleri yürütmek oldukça zorlaşıyor.Aynı şekilde yeni istihdam yaratmak ya da çalışanlara daha yüksek ücretler vermek de zorlaşıyor. Sonuçta hem enflasyonla mücadelede istenen sonuç tam olarak alınamıyor hem de üretici ve sanayici baskı altında kalıyor” açıklamasında bulundu.
Eskişehir sanayisinin şehirde kurumsal ve büyük yatırımcıların bulunması nedeniyle Türkiye ortalamasına göre biraz daha pozitif bir halde olduğunu söyleyen Kesikbaş, “Eskişehir, sosyal refah seviyesi yüksek, insan kaynağı güçlü, güvenli ve huzurlu bir şehir. Üniversiteleriyle, yaşam kalitesiyle ve sanayi kültürüyle yatırımcı açısından cazip bir noktada bulunuyor. Bu nedenle son yıllarda İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin farklı bölgelerinden Eskişehir'e yeni yatırımlar geldi. Çok büyük ölçekli yatırımlar olmasa da orta ve orta üstü ölçekli yatırımların geldiğini görüyoruz. Bunun da doğal sonucu olarak Eskişehir'in ihracatında ciddi bir gerileme yaşanmıyor.Ayrıca havacılık sektörü tüm dünyada büyüyor. Savunma sanayi büyüyor. Kamyon üretiminde oldukça iyi durumdayız. Madencilik alanında önemli bir potansiyele sahibiz. Beyaz eşya sektöründe de yeni gelişmeler yaşandı. Bu nedenle Eskişehir hem ihracat hem de sanayi üretimi açısından büyümeye devam ediyor.Ancak son bir yıla baktığımızda bu büyümenin ivmesinin geçmiş yıllara göre belirgin şekilde düştüğünü görüyoruz. Buna rağmen şehrin nitelikli ihracatı büyüyor. Türkiye genelinde yüksek teknoloji ihracatının toplam ihracat içindeki payı yüzde 3,8 ile 4 seviyelerindeyken Eskişehir'de bu oran yüzde 28-30 bandında. Yani Türkiye ortalamasının yaklaşık 7 katı seviyesinde orta yüksek teknoloji ihracatı gerçekleştiriyoruz. Elbette burada havacılık, savunma sanayi ve ağır sanayi sektörlerinin katkısı büyük” açıklamasında bulundu.
Üniversite iş birlikleri noktasında açıklamalar yapan Kesikbaş, “Eskişehir'in bütün bileşenleriyle birlikte adeta bir AR-GE merkezi haline gelmesi gerekiyor. Bu anlayışın bütün şehre yayılması gerekiyor. Eskişehir'in sadece öğrenci yetiştiren değil, teknoloji üreten, geliştiren ve ihraç eden bir şehir haline gelmesi gerekiyor. Bu noktada üniversitelerimizin de çok önemli bir rolü var. Üniversiteleri eleştirmek bana düşmez ancak artık sadece eğitim ve öğretim veren kurumlar olmanın ötesine geçmek gerekiyor. Üniversitelerle birlikte şu soruyu sormalıyız: ‘Geliştirdiğimiz teknolojiyi üretime nasıl entegre ederiz?’ Toplanan verilerin işlenmesi ve insanlığın ya da sektörlerin sorunlarını çözecek şekilde üretime entegre edilmesi gerekiyor.Bu nedenle yeni insan kaynaklarına, yeni ekosistemlere ve yeni bakış açılarına ihtiyacımız var.Eskişehir'in yeni bir vizyona ihtiyacı var” ifadelerinde bulundu.
URAYSİM projesinin bu noktada önemli bir fırsat olduğunu belirten Kesikbaş,“URAYSİM aslında bir mükemmeliyet merkezi. URAYSİM'in karşısında yaklaşık 2 buçuk milyon metrekarelik bir alanda raylı sistemler ihtisas organize sanayi bölgesi kurulmasını önerdik. Burada raylı sistem teknolojileri geliştiren firmalar yer alacaktı. Üniversitelerimiz destek verecekti. Akademisyenler, yüksek lisans öğrencileri ve araştırmacılar bu sürecin bir parçası olacaktı. Yazılımından elektroniğine, mekanik sistemlerinden test süreçlerine kadar büyük bir ekosistem oluşacaktı.Ne yazık ki bu proje Eskişehir'in bölgesel siyaset tartışmalarına kurban edildi. Eğer o gün başlanmış olsaydı bugün o bölgenin tamamen dolmuş olacağına inanıyorum” dedi.
Çevre yolu probleminin bir an önce çözüme ulaşması gerektiğini belirten Kesikbaş, “Artık şehir içi trafik ciddi bir sorun haline geldi. Sabah saatlerinde çevre yoluna çıkmak bile oldukça zor. Bazen birkaç yüz metre ilerleyebilmek için ciddi risk almak zorunda kalıyorsunuz. Akşam saatlerinde de benzer manzaralar yaşanıyor. Bu sorunun mutlaka çözülmesi gerekiyor. Bu noktada zaman zaman yerel yönetim ile merkezi yönetimin farklı siyasi partilerden olmasının etkisi olup olmadığı tartışılıyor. Ben meseleye biraz farklı bakıyorum. Açıkçası burada ciddi bir siyasi çekişme olduğunu da düşünmüyorum. Hatta tam tersine, biraz daha rekabet olsa bazı konuların daha hızlı çözülebileceğine inanıyorum.Çekişmeden kastım elbette kavga ya da polemik değil. Rekabetten bahsediyorum. Rekabet her zaman geliştirici bir unsurdur” diye konuştu.
Eskişehirspor'un kalıcı çözümünün şirketleşmekten geçtiğini belirten Kesikbaş, “Basit bir model üzerinden anlatıyorum. Diyelim ki kulüp şirketleşti ve 100 adet hisse oluşturuldu. Her hisse bugün için 10 milyon lira değerinde olsa, yüz hisseyle toplam 1 milyar liralık bir kaynak oluşturulabilir. Eskişehir'de böyle bir yapıya destek verebilecek insanlar ve kurumlar var. Ben de bir hisse alırım. Bu hissedarlar kendi içlerinden bir yönetim kurulu belirler. Yönetim kurulu da kulübün profesyonel şekilde yönetilmesini sağlar. Kulüp başkanı olmak isteyen kişi de bu yapının içerisine belirli bir katkı sunar. Örneğin hisselerin yüzde 10'u kadar ilave bir kaynak aktarabilir. Böylece başlangıçta 1 milyar liranın üzerinde bir sermaye oluşturulabilir” önerisinde bulundu.
Eskişehir Sanayi Odası'na bir dönem daha aday olacağını duyuran Kesikbaş, bu dönemde devam eden projeleri aktardı. Yapımı devam eden plaza projesinin 1 yıl içerisinde tamamlanmasını beklediklerini söyleyen Kesikbaş, “Bu proje tamamlandığında Eskişehir Sanayi Odası'na önemli bir gelir kaynağı oluşturacak. Çünkü sanılanın aksine Eskişehir Sanayi Odası çok yüksek bütçelere sahip bir kurum değil. Hatta Türkiye'deki oda ve borsalar arasında bütçe açısından oldukça mütevazı bir noktadayız.Bu nedenle bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz birçok projeyi Avrupa Birliği fonlarıyla, bakanlık destekleriyle ve çeşitli kurumlardan sağlanan kaynaklarla yürüttük. Kısıtlı bütçelerle yüksek çıktı üretmeye çalıştık. Ben bir dönem daha adayım. Nasip olursa bu dönemde de görev yapmak istiyorum. Özellikle devam eden projelerin tamamlanmasını arzu ediyorum. Sonrasında ise görevleri gençlere devretmek gerektiğine inanıyorum. Çünkü her kurumun yenilenmeye, gençleşmeye ve yeni fikirlerle yoluna devam etmeye ihtiyacı vardır” ifadelerini kullandı.
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
CHP Eskişehir örgütünün grup toplantısı refleksi!
Tarkan Demir
Özgür Özel yalan söylemiş
Kerem Akyıl
CHP'ye muhalefet yaptırmıyorlar!
Kaan Özcan
Turizm için ortak mücadele şart
Seval Erci
Uyanınca ilk iş bunu yapıyorsanız büyük tehlikedesiniz!
Ümit Polatbaş
Sağduyu her şeyden önemli
Ahmet D. Canoruç
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
