Eskişehir'de büyü yaptı diyerek öldürülmüştü: Geriye bu acı tablo kaldı!

ABONE OL:google news abone ol butonu
Videoyu Aç Eskişehir'de büyü yaptı diyerek öldürülmüştü: Geriye bu acı tablo kaldı!
A
a

Eskişehir'de "hayvanlarına büyü yaptığı" iddiasıyla vahşice öldürülen Ahmet Çalık'ın ardından geriye büyük bir dram kaldı. Eşi Fatma Çalık, hem hayvancılık yaparak ailesini geçindirmeye hem de lise çağındaki ikiz oğullarını okutmaya çalışırken, sanığın en ağır cezayı almasını istiyor.

Eskişehir'in Çifteler ilçesinde geçen yıl yaşanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran cinayetin ardından Çalık ailesi hem acıyla hem de geçim mücadelesiyle yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Eşi Ahmet Çalık'ı kaybeden Fatma Çalık, hayvanlara tek başına bakarken iki oğlunun eğitimini de sürdürmeye çalışıyor.

Çifteler ilçesine bağlı Ortaköy Mahallesi'nde 10 Kasım 2025 tarihinde meydana gelen olayda, Yalçın Namal'ın Ahmet Çalık'a önce otomobiliyle çarptığı, ardından araçtan inerek demir çubukla saldırdığı öne sürülmüştü. Ağır yaralanan Ahmet Çalık, kaldırıldığı Eskişehir Şehir Hastanesi'nde yaşamını yitirmişti.

Olayın ardından kaçan şüpheli, Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesinde yakalanarak tutuklandı. Hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açılan sanığın yargılanması sürüyor.

Sanık mahkemede "büyü" iddiasını gündeme getirdi

Geçtiğimiz 5 Haziran'da görülen ilk duruşmada sanık Yalçın Namal, Ahmet Çalık'ın hayvanlarına büyü yaptığına inandığını öne sürerek saldırıyı bu nedenle gerçekleştirdiğini söyledi. Mahkeme heyeti, sanığın cezai ehliyetinin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

"Senin bugün burada ölmen lazım"

Eşi Ahmet Çalık'ın olay günü yaşadıklarını anlatan Fatma Çalık, yaşananların tanık ifadeleri ve eşinin son sözleriyle hafızalarına kazındığını söyledi.

"Bir tanıdığımız ‘Ahmet Nerede?' dedi, 'Yemek yemeye mi geldin?' Ben de 'Hayır.' dedim. 'O hayvanları otlatmaya gitti' dedim. 'Hayvanlar' dedi, 'burada kabak çekirdeği kurutuyorlar, hayvanlar çekirdeğe gitmiş.' dedi. 'Koyunların başında kimse yok, Ahmet de yok, bir gidin bakın.' dedi. Olay yeri zaten şuraya çıktığınız zaman gözüküyor. Bana, 'Siz gelmeyin, görmeyin.' dediler. 'Neden?' dedim. 'Ahmet ufak bir kaza geçirmiş.' diyerek beni orada tuttular, 'Sen görme, bakma.' dediler. Ama oğlum Mevlüt, kalabalığı yararak babasının yanına gitti. Orada babasına sormuş. 'Baba, sana bunu kim yaptı?' demiş. Babası da 'Oğlum, bana bunu Yalçın Namal yaptı.' demiş. Eşim, 'Sen ne yapıyorsun?' demiş. Aracın sileceklerinden tutmaya çalışmış. Araç üstüne atladığı için tamponun ön tarafında eşim silkelenerek yerde kırk elli metre sürüklenmiş. O hendeklerden atlata atlata götürmüş. Eşim orada tekrar bağırarak, 'Sen ne yapıyorsun, bana ne yapmaya çalışıyorsun?' demiş. Araba o arada nasıl olduysa durmuş. Eşim 'Sen bana ne yapıyorsun?' deyince, o da 'Senin bugün burada ölmen lazım.' demiş. Gidiyormuş gibi yapıp arabadan tekrar bir boru anahtarı, demir bir levye alıp gelmiş. Orada eşimin kafasına vurmuş ve ondan sonra kaçmış."

"Hem iki çocuk okutuyorum hem çobanlık yapıyorum"

Eşini kaybettikten sonra bütün yükün omuzlarına bindiğini anlatan Fatma Çalık, sanığın mahkemedeki savunmasının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

"Mahkemede güya eşim Ahmet Çalık'ın ona büyü yaptığını, koyunların gözünün pörtlediğini, köpeklerin boğuştuğunu söylüyor. Bunları söyledi, tamamen deli saçması, işi deliliğe vuruyor. Hâkime verdiği ifadesinde de söylemiş; eşim Ahmet iri cüsseli olduğu için kendine güvenememiş ve arabaya güvenerek çarpmış. Öyle söylüyor. Ben artık hem erkek hem kadın olarak işlere yetişemiyorum. Okuttuğum 2 küçük çocuğum var, bir de yaşlı kayınvalidem var. Nasıl anlatsam bilmiyorum, gerçekten çok zor. Erkek işi sonuçta; mesela eşim hayatta olsaydı şu anda bu durumda olmazdık. Onların hayatı gayet normal ve güzel gidiyor. Bizim evimize ise ateşi atıp gitti. Onlara hiçbir şey olmuyor, hayatları çok güzel devam ediyor ama ben artık gerçekten çok zorlanıyorum. Hem anneme bakıyorum hem iki çocuk okutuyorum hem çobanlık yapıyorum hem de ev işi yapıyorum. Benim canım toprağın altına girdi, hadi gitsinler benim eşimi toprağın altından çıkarsınlar! O da girdiği o delikten çıkmasın. Gerçekten çıkmasın. Benim iki tane küçük, cahil çocuğum var; o adam hapisten çıktığı zaman bu çocuklara ne olacak? Ne olacak bu çocuklara?"

Oğlunun hafızasından silinmeyen o anlar

17 yaşındaki Mevlüt Çalık, babasını olay yerinde ağır yaralı halde bulduğunu ve bilincinin açık olduğunu anlattı.

"Ne olduğunu anlamak için kalabalığı yarıp içine girdim. Babam koskoca meranın tam göbeğinde, uzun otların arasında yatıyordu. Oraya gidilen yollar var ve o meraya girmeniz için bilerek ve isteyerek, zorla girmeniz gerekiyor. Babama, 'Neden yaptı, kim yaptı?' diye sordum. 'Yalçın Namal yaptı oğlum, ne olduğunu anlamadım.' dedi. Adam babama arabayla çarpıyor ve babam arabanın üstünde epeyce sürükleniyor abi. O anki arbedeyle camın silecek kollarını falan kırıyor. Yerde ve aracın üstünde bayağı bir sürükleniyor. Ardından babam yere düşüyor; sonrasında araç stop mu ediyor yoksa şahıs bilerek mi durduruyor, orası belirsiz. Babamın bilinci zaten yerindeydi, ifadesini kendisi verdi. Şöyle bir durum da var; babamdan T.C. kimlik numarasını aldım doğruladı, kapı numaramızı verdim onu da doğruladı. Yani bilinci tamamen açıktı. Şimdi harman zamanı geldi; arpamız ve sapımız çekilecek. Bunların merası ve yerleşimi gibi işlerde bir erkek olarak bile çok zorlanıyoruz, gerçekten çok zor bir durum. Annem tüm bunları tek başına, kanaatkâr bir şekilde üstleniyor. Evde iki kadın var; biri yaşlı, diğeri normal yaşlarda ama bu bir kadının tek başına yapabileceği bir iş değil, çok zor. Her şey ortada kaldı. Hayvanlarımız var, biz zaten haftanın beş günü okuldayız, iki gün tatildeyiz. Emin olun gözümüze uyku bile girmiyor; hafta sonları da gelip sürekli çalışıyoruz. Bazen çok ağır işler oluyor; hayvanların aşı zamanı falan geldiğinde mecburen okula da gidemiyoruz, derslerden de geri kalıyoruz. Şahsı daha önce hiçbir yerde görmüyorduk abi. Toplum içinde; düğünde, bayramda veya kahvede hiç görmedim. Tabii ki adalet istiyorum; başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm devlet büyüklerimizden yardım talep ediyoruz. Vallahi abi, gelecekle alakalı nasipte varsa polis olmayı düşünüyorum. Zaten bir aile çiftliğimiz var, nasip olursa oradaki işleri de biraderimin yürüteceğini düşünüyoruz."

Anne Asiye Çalık: "Hak var, adalet var"

75 yaşındaki Asiye Çalık da oğlunu ambulans gelene kadar konuşur halde gördüğünü belirterek yaşadığı acıyı şu sözlerle anlattı:

"'Ne oldu yavrum?' dedim. 'O yaptı, Tuncay'ın oğlu yaptı.' dedi. Ondan sonra ben yanına oturdum. O öyle yatarken ben de başucunda oturdum; karakola ifadesini ve nüfus cüzdanı numarasını falan hep kendisi verdi. Onu ambulansa bindirmeye geldiklerinde hâlâ konuşuyordu. 'Ayaklarım kırık, arabayla üstümden geçti.' dedi. 'Senin burada ölmen gerekiyor diyerek başıma demirle vurdu.' dedi. Tabii görevliler bizi de alıp kenara koydular. Öylece yanı başında oturdum, elimden hiçbir şey gelmedi yavrum. Hak var, adalet var; ne yapayım ya Rabbim, elimden bir şey gelmiyor. Beni boş yere yaktılar, inşallah onlar da benim gibi ciğerinden yansınlar."

Kaynak : İHA
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...