Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Begüm Şahbudak, çocuklarda artan şiddet eğilimine dikkat çekerek sorunun bireysel değil sistemsel olduğuna vurgu yaptı. Şahbudak, “Çocuk semptom gösterir ama asıl hasta olan sistemdir” ifadelerini kullandı.
ESOGÜ Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Begüm Şahbudak, “Bir çocuktan bir katil yaratıyor ya sistem. Bence bunu düşünmemiz gerekiyor. Çünkü aslında çocuk semptom veren kişi oluyor ama aslında sistem hastalıklı” dedi.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Begüm Şahbudak, ES TV’de canlı yayınlanan “Günaydın Eskişehir” programında gazeteciler Tarkan Demir ve Ayşegül Hümmet’in konuğu oldu. Şahbudak, son dönemde artan okul saldırıları, çocuklarda şiddet eğilimi, dijital ortamların etkisi ve ruh sağlığı hizmetlerine erişim gibi birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.Geçtiğimiz günlerde gerçekten okul saldırılarından sonra okul ortamının korkulu bir hale geldiğini aktaran Şahbudak, “Kendi çocuklarımızı göndermek açısından da korkuyoruz, öğretmenler de gitmekten çekiniyor ve çocuklarımız da aynı şekilde. Özellikle haberlere maruz kalan çocuklarda bunu çok sık görüyoruz. Birçok aileden ‘biz bu hafta çocuğumuzu okula göndermedik hocam’ yanıtlarını duydum. Tabii ki bu güven ortamını yeniden inşa etmek de bayağı zaman alacak. Baktığımız zaman ruh sağlığı açısından şiddete maruz kalan çocuklar için de bir ruhsal etkilenme oluyor ama şiddeti uygulayan çocuk için de bireysel risk faktörleri var, aile içi yaşantılar var, zorluklar var. Toplumun her katmanıyla sorumluluk almamız gereken bir dönemdeyiz” diye konuştu.
ALGIMIZI DEĞİŞTİRMELİYİZ
Şahbudak, şiddete meyilli olan çocukların ortak özelliklerine ilişkin, “Toplumsal olarak şiddetin daha normalize edildiği, hatta övüldüğü, tebrik edildiği, takdir edildiği ortamlarda büyüyen çocuklar, madde kullanımı olan çocuklar bu açıdan riskli. Failin mutlaka mağdur olduğu ya da failin suçlu olduğu gibi bir denklem kurmak çok mümkün değil. Travma mağduru çocuklar her zaman aynı belirtileri göstermez. Travma yaşayan çocukların önce ruh sağlığı hizmetlerine ulaşması ve yardım alabilmesi önemli. Yoksa bunun tam tersten baktığımız zaman travmayı bir şiddet unsuru olarak işlemek doğru değil; çünkü o zaman her mağdur çocuğun potansiyel tehlikeli olduğu sonucunu çıkartabiliriz. Bizim toplumumuzda ruh sağlığı hizmetlerine ulaşımla ilgili de çok ciddi mitler var. Bu algımızı da değiştirmemiz gerekiyor” dedi.
YASAK DEĞİL KONTROLLÜ
Ruhsal bozuklukların dışında dijital oyunların şiddet davranışlarıyla ilişkisine yönelik görüşlerini paylaşan Şahbudak, “Çocuklarımızı dijital ortamlardan tamamen uzak tutmak da mümkün değil, artık hayatımızın bir parçası dijital ortamlar. Burada neler yapılabilir diye baktığımız zaman; birincisi, evet şiddet öğrenilebiliyor dijital ortamlardan, normalize edilebiliyor. Bunu hiçbir oyun oynamasın diye sunmak değil ama içeriklerin kontrolüyle, sınırlı süreyle kontrol etmemiz gerekiyor. Dijital ortamlarda oynanan çevrim içi oyunların şöyle bir tarafı da var: Siber zorbalık. Bu alanda daha çok çocukların ifşa edilmesi, hakarete uğraması, aşağılanması gibi durumlar ardında çok ciddi ruh sağlığı sorunlarını getiriyor; intihar düşünceleri, intihar davranışı, şiddet davranışı, depresyon, anksiyete gibi birçok sorunu da getiriyor. O yüzden çocuğumuzun korunaklı bir iklimde dijital ortama ulaşması mümkün ama ‘istediği hiçbir oyunu vermeyelim’ değil çözüm” ifadelerini kullandı.
YETKİNLİK KAZANDIRACAĞIZ
Şahbudak, Tepebaşı Milli Eğitim Müdürlüğü Rehberlik Araştırma Merkezi ile mayıs ayında gerçekleştirecekleri eğitim projesini anlattı. Şahbudak, “Tepebaşı Rehberlik Araştırma Merkezi’nin bizden talep ettiği bir projeydi bu. Çocuklarda lise çağındaki ergenlerde intihar davranışını, düşüncesini anlayabilmek ve doğru şekilde yönlendirebilmek ile ilgili bir talepleri oldu. Biz de bunun üzerine birlikte bir proje hazırladık. Ve bununla ilgili eğitimler düzenleyeceğiz; sanıyorum Mayıs ayında planladık. Yaptığımız şey: her öğretmene bununla ilgili riskleri fark edebileceği ya da uyarı işaretlerini fark edebileceği bir eğitim ortamı sunmak. Bir de buradaki kendilerini eğer yetkin hissetmiyorlarsa, kendilerini güvende hissetmiyorlarsa bununla ilgili bir yetkinlik kazandırabilmek için. Bu rehber öğretmenlere yönelik olacak. Ama belki bir sonraki projemiz şiddet olacak. Bununla ilgili de çalışmalar gerekecek” diye konuştu.
İKİ KERE DÜŞÜNMELİYİZ
Şahbudak cümlelerini şu sözlerle noktaladı: “Bir çocuktan bir katil yaratıyor ya sistem.Bence bunu düşünmemiz gerekiyor. Çünkü aslında çocuk semptom veren kişi oluyor ama aslında sistem hastalıklı. O çocuğun mikro çevresi önce ailesi, sonra okul ve sonra toplum olarak hepimizin bu duruma bakması gerekiyor. Çünkü o çocuğu koruyamayan bir sistem var. Bununla ilgili hepimizin düşünmesi gerekiyor. Hele Çocuk Bayramı’nda bununla ilgili mutlaka bizim iki kez düşünmemiz gerekiyor. Çocuğu koruyabilen, anlayabilen bir çevre ve yardıma ihtiyacı olduğunda yardım alabileceğini bildiği bir çevre. Aslında güven dediğimiz şey bu ve biz onu sağlayabilirsek bence her şey daha güzel olacak. O zaman çocuklar kendi ışıklarıyla var olabilecek.”
Kaynak : HABER MERKEZİ