yandex

Bakan Tekin’den kuru fasulye istiyoruz

2026 – 27 eğitim öğretim yılının ilk ders zili çaldı. Çocuklarımızın ne kadar mutlu olduğunu görüp seviniyoruz. Allah’tan çocuklarımız küçük ve bizim endişelerimizin farkında değiller. Çünkü çoğu veli 10 bin lirayı bulan kitap – kırtasiye ve giyim masraflarını karşılamak için kredi kartına yüklendi. Yani velilerin yüzünden düşen bin parça…

14 Eylül 2026 09:07
A
a
2026 – 27 eğitim öğretim yılının ilk ders zili çaldı. Çocuklarımızın ne kadar mutlu olduğunu görüp seviniyoruz. Allah’tan çocuklarımız küçük ve bizim endişelerimizin farkında değiller. Çünkü çoğu veli 10 bin lirayı bulan kitap – kırtasiye ve giyim masraflarını karşılamak için kredi kartına yüklendi. Yani velilerin yüzünden düşen bin parça…

Bu arada Türk Milliyetçiliğini “Kavmiyetçi bir cahiliye geleneği” olarak gördüğüne kalıbımı basacağım Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in emriyle, okulların ilk haftasında Gazze’de yaşananlara yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla “Uçurtmalar Vurulmasın, Gökyüzü Çocuklara Kalsın” etkinlikleri düzenlenecekmiş.

Tabii ki çocuklarımızı insanlık suçlarına karşı bilinçlendirmek çok önemli bir şey. Ancak ne hikmetse Yusuf Tekin ve onun gibilerin aklına bir türlü Doğu Türkistan’da yaşanan insanlık suçları gelmiyor. Zavallı Filistin çocuklarının yaşadıkları konusunda farkındalık oluşturmak önemli de zavallı Uygur çocuklarının kabahati ne? Türk olmaları mı?

Her neyse…

Biz Sayın Yusuf Tekin’den Milli değerlere sahip çıkmasını beklemiyoruz. Bunu beklemeköküzden uçmasını beklemek gibi bir şey olur. Ancak aynı Yusuf Tekin’den okullarımızda çocuklarımıza 2 kap yemek vermesini de istiyoruz.

Pek çok çocuğumuz okula aç gidiyor. Yusuf Tekin belki vicdana gelir de evlatlarımıza öğlenleri bir tabak kuru fasulye ve pilav çıkartır. 

Bunu yazan tosun

Eskişehir’in, Türkiye’nin ve hatta dünyanın en önemli tarihi kalıntılarından biri olan Midas Kentindeki harabeleri görenlerin dehşete düşmesine neden oluyor. Çünkü bölgedeki kalıntıların başında bir bekçi olmadığı gibi, Vandalları caydıracak kameralar da bulunmuyor. Son olarak tarihi eserlerin üzerine boyayla veya çakıyla kazıyarak yazılan yazılar, tarihimize ne kadar önem verdiğimizin ayrı bir göstergesi.

Nasıl bir insan 3 bin yıllık bir anıtın üzerine, “Bunu yazan Tosun” edebiyatı yapar. Gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum.
Şimdi bir de meseleye başka bir açıdan bakalım. Acaba bu tarihi eserler – mesela – Türkiye’de değil de Japonya’da veya Almanya’da olsaydı nasıl korunurdu? Hatta – olmaz ama – Amerika’da böyle bir eser olsa, hakkında kim bilir kaç film çevrilmişti.

Ama biz farklıyız. Maalesef iliklerimize kadar toplumsal cehaletin sonuçlarını hissediyoruz.

(ANADOLU GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR.)
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...