Tetis Denizi, bugünkü dünya haritasında artık bulunmayan, jeolojik geçmişte Avrupa, Asya ve Afrika arasındaki çok geniş alanı kaplayan eski bir okyanus sistemiydi. Milyonlarca yıl süren kıtasal hareketler ve levha tektoniği sonucunda büyük ölçüde kapanan Tetis’in izleri bugün Akdeniz ve çevresindeki denizlerin jeolojik yapısında ve Anadolu’nun farklı bölgelerindeki kayaç ve fosillerde görülebiliyor.
Tetis Denizi, yaklaşık 250 milyon yıl önce oluşmaya başlayan ve jeolojik dönemler boyunca şekli ile kapladığı alan sürekli değişen devasa bir deniz-okyanus sistemiydi. Kuzeyde Avrupa ve Asya yönündeki kara kütleleri, güneyde ise Afrika ve diğer eski kıtasal bloklar arasında uzanıyordu. Bu nedenle Tetis’i bugünkü haritada tek bir deniz olarak göstermek doğru olmaz. Zaman içerisinde parçalanan ve kapanan Tetis sisteminin farklı kolları oluştu. Anadolu da bu uzun jeolojik süreçte denizlerle kaplanan, yükselen ve yeniden şekillenen bölgelerden biri oldu.
Bugünkü coğrafyayla karşılaştırıldığında Tetis Denizi’nin uzandığı alan; Akdeniz çevresinden başlayarak Orta Doğu, Anadolu ve Asya’nın bazı kesimlerine kadar uzanan geniş bir bölgeyi kapsıyordu. Tetis’in jeolojik mirası, günümüzde özellikle Akdeniz ve çevresindeki denizlerin oluşumu açısından önem taşıyor. Anadolu’nun bugünkü görünümü ise Tetis’in kapanması ve kıtasal blokların birbirine yaklaşmasıyla meydana gelen çok uzun bir jeolojik sürecin sonucu. Levha hareketleri nedeniyle deniz tabanındaki kayaçlar sıkıştı, yükseldi ve bugün karada gördüğümüz dağların ve kayaçların oluşumunda rol oynadı.
Külhöyük’te bulunan fosil, “Ankara’da deniz mi vardı?” sorusunu yeniden gündeme getirdi. Burada önemli olan nokta, günümüzdeki Ankara kentinin milyonlarca yıl önce bugünkü coğrafi koşullara sahip olmadığı gerçeği. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un 14 Eylül 2026’da duyurduğu keşfe göre, Gölbaşı Oyaca’daki Külhöyük kazılarında yaklaşık 66 milyon yıl önce Tetis Denizi kıyısında yaşamış bir Gastropoda’ya ait fosil bulundu. Bakan Ersoy, fosilin Orta Anadolu’yu kapsayan Tetis Denizi’nin son evrelerine ait olduğunun düşünüldüğünü açıkladı.
Gastropoda ise salyangozlar ve deniz salyangozları gibi karından ayaklı yumuşakçaları kapsayan geniş bir canlı grubunu ifade ediyor. Dolayısıyla Külhöyük’te bulunan fosil, bugünkü Ankara’nın yakın jeolojik geçmişinde denizel ortamların bulunduğuna ilişkin dikkat çekici bir kanıt niteliğinde. Daha önce de Orta Anadolu’nun farklı noktalarında Tetis Denizi ile ilişkilendirilen deniz canlılarına ait fosiller bulunmuştu. Kırşehir’deki araştırmalarda ortaya çıkarılan deniz fosilleri de bölgenin geçmişte denizel ortamlarla bağlantısını ortaya koyan bulgular arasında yer alıyor.
Külhöyük’teki keşfi yalnızca fosilin yaşı değil, bulunduğu arkeolojik alan da dikkat çekici hale getiriyor. Külhöyük, yaklaşık 5 bin yıllık Hatti ve Hitit yerleşimlerinden biri olarak biliniyor. Ancak kazı alanında ortaya çıkarılan Gastropoda fosili, bu yerleşimin tarihinden çok daha eski bir döneme işaret ediyor. Bakan Ersoy’un açıklamasına göre fosilin, binlerce yıl önce Külhöyük sakinleri tarafından başka bir yerden yerleşime taşınmış olabileceği de değerlendiriliyor. Eğer bu ihtimal araştırmalarla desteklenirse, burada yalnızca milyonlarca yıllık doğal tarihe değil, aynı zamanda fosilin insanlar tarafından nasıl ve neden taşındığına ilişkin yeni bir arkeolojik soruya da ulaşılmış olacak. Başka bir ifadeyle Külhöyük’teki tek bir fosil, iki farklı zamanı aynı noktada buluşturuyor: Yaklaşık 66 milyon yıl önce Tetis Denizi kıyısında yaşayan bir canlı ve binlerce yıl sonra aynı fosili yerleşim alanına taşımış olabilecek insanlar.
Tetis Denizi bir anda ortadan kaybolmadı. Milyonlarca yıl boyunca devam eden kıtasal hareketler sonucunda deniz alanı giderek daraldı ve farklı denizlere ayrıldı. Özellikle Afrika levhasının kuzeye doğru hareket ederek Avrupa ve Asya yönündeki levhalarla çarpışması, Tetis sisteminin kapanmasında önemli rol oynadı. Anadolu’nun oluşumunda da bu tektonik hareketlerin büyük etkisi oldu. Bu süreç bugün bile tamamen sona ermiş değil. Türkiye’nin jeolojik yapısının oldukça hareketli olmasının temel nedenlerinden biri, Anadolu’nun Afrika, Arap ve Avrasya levhalarının etkileşim alanında bulunması.
Bugün Tetis Denizi’nin kendisi yok. Ancak onun jeolojik mirası yaşamaya devam ediyor. Akdeniz ve çevresindeki denizler, Tetis Okyanusu’nun jeolojik olarak dönüşen ve geride kalan sistemleriyle bağlantılı kabul ediliyor. Karadeniz ve Hazar Denizi gibi çevre denizlerinin jeolojik geçmişi de Tetis sisteminin farklı kolları ve devam eden tektonik süreçlerle ilişkilendiriliyor. Anadolu’da ise eski denizlerin izlerini fosillerde, kayaçlarda ve dağ oluşumlarında görmek mümkün. Bu nedenle bugün denizden yüzlerce kilometre içeride bulunan bir bölgede deniz canlılarına ait fosillerle karşılaşılması aslında jeoloji açısından şaşırtıcı değil.
Külhöyük’teki keşif de bu açıdan Ankara’nın yalnızca insanlık tarihinin değil, çok daha eski bir doğal tarihin de parçası olduğunu gösteriyor. Milyonlarca yıl önce deniz canlılarının yaşadığı ortamlar, kıtaların hareketiyle zaman içinde karalara dönüşürken bugün üzerinde şehirlerin ve arkeolojik yerleşimlerin bulunduğu coğrafyalar ortaya çıktı. Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Külhöyük kazılarında bulunan fosil de bu büyük dönüşümün küçük ama dikkat çekici bir parçasını günümüze taşıyor.
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
YENİ Parti’de asıl sınav ön seçim için verilecek!
Tarkan Demir
MHP hazır
Kaan Özcan
Bakan Tekin’den kuru fasulye istiyoruz
Kerem Akyıl
Eskişehir’in mirası yok oluyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir yeni eserler kazandı!
Seval Erci
Daha iyi performansları göreceğiz
Ahmet D. Canoruç
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy