Türkiye, sadece ekonomik değil siyasi olarak da zorlu bir süreçten geçiyor. Aslında siyaset bambaşka bir mecra.
Türkiye, sadece ekonomik değil siyasi olarak da zorlu bir süreçten geçiyor.
Aslında siyaset bambaşka bir mecra.
Öncelikle gönüllülük işi.
Amacı belli.
Kitabi anlatımıyla siyaset “Toplumsal düzeni sağlamak, ortak çıkarları korumak, iktidara gelip kaynakları yönetmek, hak ve özgürlükleri güvence altına almak, toplumsal değişimi ve gelişmeyi yönlendirmek, çatışmaları barışçıl yollarla çözmek, farklı görüşler, çıkarlar ve talepler arasında uzlaşı sağlamak” için yapılıyor.
Gönüllü olarak yapılan siyaset zaman zaman “Gemim yürüsün, konforum bozulmasın, mevzim kaybolmasın” hesabı yapanların hegemonyasında erozyona uğruyor…
Siyaseti finanse edenlerin “yüksek” beklentileri doğrultusunda da şekillenebiliyor.
İdeolojisi çerçevesinde partisini genelde veya yerelde iktidar yapmak için uğraşanları, milletin ve şehrinin sorunlarını çözmek için çabalayanları “yıldızları parlayınca” kendilerine rakip gören iktidarlar, her dönem buna engel olmak için farklı yöntemlere başvurmuşlardır.
İktidarını hiçbir parti kaybetmek istemez burası net…
Ancak bunun yolu ve yöntemi baskı, gözdağı verme, rakibini ekarte edip cezaevine attırma şeklinde tezahür ediyorsa burada bir sıkıntı var demektir.
Türkiye’de 1960’lı yıllarda başlayan askeri vesayet altında şekillenen siyasette parti genel başkanları idam sehpalarına çıkartıldı, cezaeviyle tanıştı, yasaklı hale geldi, partileri kapatıldı.
Demokrasinin büyük yara aldığı o dönemleri lanetle anarken…
Bugün ise böl parçala yönet anlayışı, baskı ve sindirme politikalarıyla muhalefeti dizayn etme, iktidarın devamını sağlamak için her yolu mubah görme çabalarına üzülerek tanık oluyoruz.
Vatandaştaki karşılığı artınca Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilip cezaevine gönderilmesi, yine CHP’li belediye başkanlarına yönelik art arda gerçekleştirilen operasyonlar, hapis yollarının görünmesi…
Özgür Özel liderliğindeki CHP’yi tedbirli mutlak butlanla karıştırıp, kullanıma elverişli hale gelen Kemal Kılıçdaroğlu ile karşı karşıya getirme…
Ardından Yeni Parti’nin kurulması…
Bu da yetmezmiş gibi Özel hakkında fezlekeler hazırlanarak dokunulmazlığının kaldırılmak istenmesi ve en nihayetinde cezaevine gönderilmeye çalışıldığı görüntüsü…
Sandığa gidecek seçmen, yaşananlar karşısında bir değerlendirme yapacaktır kuşkusuz ancak adına “politika” diyemeyeceğimiz bu gergin atmosferde siyaset yapmak, artık “ateşten gömlek” giymeye benziyor.
Genel ve yerel siyaset için de bunu söyleyebiliriz.
Oysa demokrasilerde her sorunun çözüm adresi siyaset kurumudur.
Siyasetin korkuyla değil özgür rekabetle, baskıyla değil hukukla, kutuplaşmayla değil uzlaşıyla güçlenmesi gerekir.
Çünkü güçlü bir demokrasi ancak özgürce yapılabilen siyasetle ayakta kalabilir.
Bugün bundan bahsetmek maalesef imkansız.
Yazık.
(ANADOLU GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR.)