Cumhuriyet Halk Partisi’ne uyduruk bir bahaneyle kayyum atanacağı bir yıl öncesinden belliydi. Hatta bir yıl önce, “Eğer ki Kemal Kılıçdaroğlu planı tutmazsa, CHP kapatılabilir” diyenler arasında ben de vardım. Netice itibarıyla Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki kayyum süreci bağıra çağıra geldi. CHP’ye Saray’ın adamı olan Kılıçdaroğlu’nun atanması sürpriz filan olmadı.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne uyduruk bir bahaneyle kayyum atanacağı bir yıl öncesinden belliydi. Hatta bir yıl önce, “Eğer ki Kemal Kılıçdaroğlu planı tutmazsa, CHP kapatılabilir” diyenler arasında ben de vardım. Netice itibarıyla Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki kayyum süreci bağıra çağıra geldi. CHP’ye Saray’ın adamı olan Kılıçdaroğlu’nun atanması sürpriz filan olmadı.
Özgür Özel ve arkadaşlarının, hepimizin gördüğü bu süreci önceden görmesi ve bir takım alternatif planlar üretmesi gerekiyordu. Nitekim geçtiğimiz günlerde seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel, “Merak etmeyin, A planımız, B planımız, C planımız; hepsi var!..” anlamında bir açıklama yaptı.
Halbuki böyle bir planlar silsilesi olmadığını görüyoruz.
Öncelikle CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu kurultay filan yapmayacak. Yaşadığı apartmanda yönetici bile seçilmeyi beceremeyecek Kılıçdaroğlu’nun CHP Kurultayını kazanması mümkün değil. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu “arınalım” gibi Saray propagandasına dayanan gerekçelerle kurultay yapmadan CHP’nin Genel Başkanı olarak en az 1 yıl koltuğunu koruyacaktır.
Peki bu arada seçim olursa ne olur? Cevap basit; gerçek sosyal demokratlar milletvekili listelerine bile giremez. Listelere Faik Öztrak ve Barış Yarkadaş gibi sevimsiz kişiler alınır. Sayın Gaye Usluer’in de böyle bir listede yer almak için can attığını görüyoruz. Saray’a biat eden bir partide vekil olmak Sayın Usluer’i çok mu mutlu edecek? Mesela Sayın Jale Nur Süllü bir kere daha Milletvekili olsa başı göğe mi erecek?
Netice itibarıyla Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP, Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP’den farksız bir parti konumuna gelecektir. Yani Saray açısından, “Uslu çocuk partisi” olacaktır.
Bu noktada CHP’nin çok önceden alternatif bir parti kurması gerekiyordu. Halbuki Saray’a biat eden bir diğer parti olan DSP’ye gidip, o parti üzerinden seçimlere girmenin hesaplarını yapıyorlar. Kendisini siyaseten Saray’a satan DSP’yi satın almaya kalkmak akıllıca bir hareket mi?
Demek ki Özgür Özel yalan söylemiş; demek ki CHP’nin A planı, B planı veya yumuşak G planı filan yokmuş. Bir sene boyunca CHP’yi yönetenler boş oturmuşlar. Şimdi başlarına gelenlerden dolayı panik içerisinde çıkış yolları arıyorlar.
Haksızlık etmeyelim; Sayın Özgür Özel ve arkadaşları bu süre boyunca ahlaklı duruş sergilediler. Ancak iyi niyetli olmaları, memleketi yönetecek kabiliyetlerinin olduğunu göstermiyor.
Bugün seçim olursa, elbette gerçek sosyal demokratlar TBMM’de bir gurup kurar. Mesela İYİ Parti’den seçimlere girebilirler. Fakat bu durumda sosyalist düşüncede olan pek çok seçmenlerini kaybederler. Ya da Türkiye İşçi Partisi üzerinden de seçimlere girebilirler. Fakat bu durumda da milliyetçi hassasiyeti olan seçmenlerini kaybedeceklerdir.
Sonuç olarak AK Parti’nin eski milletvekillerinden olan Şamil Tayyar’ın bir paylaşımı durumu özetliyor. Ne diyor AK Gazeteci Şamil Tayyar? “Genel merkez yetmedi, şimdi de meclisi muharebe alanına çevirdiler. Bu ülkeyi nasıl yönetecekler?”
İşte tam da AK Basının propagandasını yapmak istediği kıvama geldiler.
CHP’ye kayyum geleceği veya CHP’nin kapatılacağı bir senedir belliydi. Özgür Özel ve arkadaşları kedi görmüş kafesteki kuş gibi çırpınıyor. Hiçbir plan yapmamışlar. Sonuç olarak Şamil Tayyar’a katılmamak mümkün değil, “Bu ülkeyi nasıl yönetecekler?..”