Kulislerde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde revizyona gidilebileceği, hatta yeni bir hükümet modelinin gündeme getirilebileceği konuşuluyor.
Başta Cumhurbaşkanı seçilebilmek için gereken yüzde 50+1 şartı olmak üzere, mevcut sistemin bazı temel noktalarında değişiklik yapılabileceği değerlendiriliyor.
Çünkü mevcut sistemde parlamentodaki matematiksel üstünlükten ziyade Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak belirleyici.
Muhalefetin adayının kim olacağı, hangi isimlerin ne kadar oy alabileceği elbette son derece önemli.
Ancak işin düğümlendiği yer başka…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüzde 50+1 oy alma potansiyelinin giderek zayıflaması.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin değiştirilmesi tartışmasının yeniden gündeme gelmesinin temelinde de biraz bu gerçek yatıyor.
Hatırlayalım…
2017’deki referandumla kabul edilen ve 2018’de uygulamaya geçen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, bu kez TBMM’de gerekli çoğunluk sağlanarak Anayasa değişikliği yoluyla istenildiği gibi değiştirilebilir.
İktidar, olası bir sistem değişikliği teklifini muhalefete “güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş” havucuyla sunabilir.
Böylece Anayasa değişikliği için ihtiyaç duyduğu siyasi desteği sağlamaya çalışabilir.
Ancak parlamenter sisteme dönüş, Anayasa’nın sadece bir maddesinin değiştirilmesiyle olacak bir iş değil.
Cumhurbaşkanının yetkilerinden hükümetin kuruluş biçimine, Meclis’in konumundan bakanlıkların sorumluluğuna kadar pek çok düzenlemenin yeniden ele alınması gerekir.
Yani kapsamlı bir anayasal ve siyasal sistem değişikliği şart.
AK Parti ve MHP’den oluşan Cumhur İttifakı gerçekten “güçlendirilmiş parlamenter sistem” önerisini masaya getirirse, muhalefetin buna “hayır” demesi zor görünüyor.
Muhalefetin argümanı, “Anayasa”ya uymaşan bir iktidar ile Anayasa değişikliği yapılmaz” olur…
Anlayacağınız…
TBMM açılır açılmaz, ekim ayı gibi güçlendirlmiş parlamenter sisteme geçiş ve Kürt seçmeni memnun edecek bazı düzenlemelerin de arasında bulunduğu Anayasa değişikliği meselesi “Nur topu gibi bir gündem” oluşturacak.
Tabi şunu da unutmayalım ki…
Eğer, asgari ücrete ocak ayında yüzde 50, emekliye yüzde 30 zam söylentileri doğru çıkarsa…
“Kasım 2027’de erken seçime gidiyoruz” demektir.
O nedenle muhalefet partilerinin seçime hazır olması gerekiyor.
Çünkü bu defa MHP ile bile iktidara gelmesi çok zor görünen AK Parti, geçen seçim üzdüğü emekli ile asgari ücretlinin gönlünü alıp seçime önde girmek, Cumhurbaşkanı Erdoğan da tabii ki birkaç kez daha seçilmek istiyor.
Tabi eğer asgari ücretli ve emekli, yani dar ve sabit gelirli, kışı geçirirken yediği ayazı unutursa…