Geçtiğimiz günlerde üniversitelerimizdeki bahar şenliklerinde yaşanmış bir olayı nakletmiştim köşe yazımda. Bahsettiğim olay da şöyle gelişmişti; Şenlik yürüyüşlerinde bir gurup genç “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atmış, bir başka gurup genç ise bu sloganı atanlara tepki göstererek engel olmak istemişti. Buna rağmen üzücü bir final olmamıştı. Ben de köşe yazımda bunu dile getirerek “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atmanın, onun kurduğu bir Cumhuriyet devletinde yaşayanların son derece hakları olduğunu dile getirip, engel olmaya kalkan gençlerle ilgili eleştirilerimi yazmıştım. Yazımdan rahatsız olan o gurubun lideri de bana bir ileti ile karşılık vererek görüşlerini bildirdi. Karşılıklı ben ona o bana derken birkaç kez yazıştık bu gençle. Beni eleştiren yazısının bir bölümünde “bir gazeteci karakterli ve halkına karşı sorumlu olmalıdır” diyerek Uğur Mumcu’yu örnek almam gereğini önermişti genç arkadaş. “Doğru dedim, örneğin çok doğru ama unuttuğun bir şey var ki Uğur Mumcu da Mustafa Kemal’in neferi olmaktan gurur duyar ve bunu her fırsatta yiğitçe dile getirirdi…” Bir konuyu çok net vurgulamak isterim. Dünya görüşlerimiz ne kadar farklı da olsa bana yazarak yanıt vermesinden, cesurca kendini ifade ederek ve beni eleştirmesinden asla gocunmadım. Helal olsun ki bu gençler en azından kendi doğruları ışığında karşısındakini eleştirebilecek kadar yürekliler. Keşke okurlarımızın büyük bir bölümünde olumlu olumsuz eleştirileri bizlerle paylaşma alışkanlığı olsa. Özellikle İzmir’de yirmi yıllık bir yaşamdan sonra memleketim olan bu güzel kentte işin bu yanına hasret kaldığım için beni yeren gence samimi teşekkürümü sunmak istiyorum. Beni eleştiren gencin eleştirilerinde sloganı atan gençleri direkt hedef alan sözleri olduğundan(omurgasız demişti onlara) iletinin ilgili o bölümünü de Atatürkçü Düşünce Kulübünden tanıdığım kızıma yolladım. Ve şunu da ekledim yazımın altına; “bu ülkede gençleri sağ-sol diye birbirine kırdıran karanlık zihniyetin asla galip gelmemesi gerek. Ne olursa olsun siz gençler birbirinize şiddeti düşünmeyecek kadar sevgi ve sabır üretebilecek erdemin sahipleri olmalısınız. Şiddeti biçim olarak kendisine hak görmüş düşüncenin sahipleri sadece birilerinin elinde maşadan öte nesneler değildirler…” 19 Mayıs özel “Kent Ozanı” programımda televizyon programımda konuk olmuş olan bu genç kızımın verdiği yanıt öylesine insanca ve namuslu ki… “Merhaba Sevgili Hocam; Öncelikle geç cevap verebildiğim için kusura bakmamanızı rica ediyorum. Yazışmalarınızın bizi ilgilendiren bölümünü paylaştığınız için teşekkür ederim. Kesinlikle birbirimize düşeriz gibi bir kaygınız olmasın hocam. Biz mücadelenin de, savunmanında, tartışmanın da usulünü bilen gençleriz. Kesinlikle onların bize yaptığı hakaret dolu münasebetsizliğe malzeme vermeyiz. Biz Mustafa Kemal'i ve devrimlerini rehber edinerek yaşıyoruz, bundan daha güçlü bir omurga ve alt yapı olamaz ki…… Yazının geri kalanını sizlerle paylaşmaya gerek görmedim. Çünkü verilebilecek en içten yanıt zaten bu satırlardaydı!