“Yandaş Medya” tanımlamasına uyan bir gazetenin köşe yazarının kaleminden şu inciler dökülüyor: “Türk olmak kolay, önemli olan adam olmak...”
Bu tipe söylenecek tek söz de şu deyim olabilir;”Al bir kaya nerene dayarsan daya...”
Derler ki; gazeteci olmak için önce yıllarca muhabirlik yapması, haber peşinde koşması gerekirmiş insanın. Yıllarca olayların ve haberlerin içerinde pişmesi, yoğrulması gerekirmiş. Yeterli mi pekiyi? Okullu olması veya olmaması bir şeyi değiştirmez mi? “Kaleminin güçlü olması gerek” tanımlamasına yakışması gerekemez mi? Yani edebi gücünün olması, dili iyi kullanması, yazıya dökerken akıcılığı ve kurallara uyumu önemli değil midir?
Bu saydıklarımın her bir maddesi üzerinde olumlu olumsuz görüş bildirebilirsiniz elbette. Kimisine evet, kimisine hayır diyerek öyle değil mi? Ama ben olmazsa olmazlardan bir özelliği sona sakladım. Gazeteci olmak için öncelikle o kişide(bayan olsun bay olsun) mangal gibi bir yüreğin olması gerekir kanısındayım. Nasıl ki sanatçı yaşadığı çağın tanıklığını dürüstçe ve yiğitçe yapan özel kişi ise, gazeteci de öyledir. Yaşadığı çağın korkusuzca ve dürüstçe tanıklığını yapma özelliğine sahip olan istisna kişilerdendir gazeteci. Bakın çevrenizdeki sözüm ona nice gazeteciye. Muhabiri, köşe yazarı, yorumcusu velhasıl tümünü bire bir inceleyin. Özel yaşamlarını, nereden nereye geldiklerini, on yıl önce kimleri veya hangi görüşleri savunurken şimdi kimlerin yağdanlığını yaptığını gözlemleyin. Rüzgârgülü misali nereden esiyorsa o yana dönen fırıldakların kaşar suratlarına bir bakın. Eylemleri ile söylemlerin birbirine asla denk düşmeyen laf ebelerine gönül gözünüzle bir bakın. Kalemini ufacık tefecik maddesel beklentileri uğruna kullanan madrabazları bir inceleyin. Rakı masalarında ülkeyi kurtarmak üzere kulis yapan “dino”lara bir bakın. Kişisel beklentilerinin dışında Vatan, Bağımsızlık ve bölünmezlik, Ulusal değerler gibi hiçbir gerçeğin ilgi alanları içerisinde olmayan naylon gazetecilere bir bakın. Yerel beklentileri uğruna taklalar atan fason gazetecilere bir bakın...
Ülkenin geleceği, gidişatı, akıbeti bu saydığım sözde gazetecilerin ne kadar “şeyinde” bir bakın. O düztabanlarda bu önemsediğim kavramları savunacak yürek olmadığı için, bu uğurda bedel ödeyen “yiğit gazetecilere” tezek atarak kendi alçaklıklarını gizleyeceğini sana çakmalara bir bakın. Kulis gazetecilerine, takipçilere bir bakın. Aslında ne kadar zavallı ve aciz içerisindeler değil mi? Bana ne olduğumu soranları duyar gibiyim. Haddimi bilmek en güzel erdemlerimden bir tanesidir. Ben sadece sanat denen o deryada bir damla olmaya çabalayan bir garip Orhan Veli, memleket sevdalısıyım. Hepsi bu...
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Ahmet Ataç’ın Eskişehir’de yarattığı güç!
Tarkan Demir
Yeni otoparklar trafiği rahatlatacak
Kerem Akyıl
Halk geçim derdinde siyasiler şov peşinde...
Kaan Özcan
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
