yandex

İşsizlik oranlarındaki Ali-Cengiz oyunu!

27 Ağustos 2026 09:25
A
a
İşsizliğin geniş ölçekte bir toplumsal mesele olduğunda hemfikiriz. İşsizlik bir ülkenin karşı karşıya kalabileceği en önemli ekonomik ve sosyal sorunlardan biri.
Çünkü işsizlik bir insanın gelirini kaybetmesinin yanında özgüven kaybını, gelecek kaygısını, umutsuzluğu ve toplumsal dışlanmışlık hissini getirir.
Bir ailede işsiz biri varsa, o evin ekonomik dengesi kadar psikolojik dengesi de sarsılır.
Maddi kaygılar zamanla aile içi tartışmalara, huzursuzluklara, hatta kimi zaman kavgalara dönüşebilir.
İşsizlik, mutfaktır, ailedir, gençlerin geleceğidir, toplumsal huzurdur.
Tüm bu gerçeklerden hareketle Türkiye’nin işsizlik oranlarında yaşanan Ali-Cengiz olaylarına bir göz atalım istedim.
İstihdam artmıyor ama işsizlik dipte. Bu nasıl olabiliyor?
TÜİK verileri hem işsizliğin tarihi dip yaptığını hem de istihdamın iki yıldır yerinde saydığını gösteriyor.
Resmi işsizlik oranı yüzde 7,9’a gerilerken geniş tanımlı işsizlik yüzde 30’a dayandı. Ekonomi büyüyor ama istihdam yaratamıyor.
Bu oran 2005 yılından bu yana görülen en düşük seviye. Buraya kadar her şey güzel ancak ortada ciddi bir gariplik var. İşsizlik dibi görürken istihdam neden artmıyor?
Prof. Dr. Aziz Çelik’in mevsim etkilerinden arındırılmış verilerini referans alarak meseleye baktığımızda, 2024 yılının ilk çeyreğinde 32 milyon 535 bin kişi olan istihdam, 2026 yılının ikinci çeyreğinde 32 milyon 479 bine gerilemiş.
Yani iki yılı aşkın bir sürede istihdam artmamış. Tam tersine yaklaşık 56 bin kişilik düşüş yaşanmış. Dahası, aynı dönemde çalışma çağındaki nüfus artmaya devam etmiş. 15 yaş ve üzerindeki nüfus 1 milyon 159 bin kişi artarak 65 milyon 763 binden 66 milyon 922 bine yükselmiş.
Peki, çalışma çağındaki nüfus 1 milyon 159 bin kişi artıyor, istihdam 56 bin kişi azalıyor ama işsizlik oranı nasıl oluyor da tarihi dip seviyesine geriliyor? Normal şartlarda bunun tam tersini beklemek gerekir.
Çalışma çağındaki nüfus artıyor, istihdam artmıyorsa işgücü piyasasına yeni katılan insanların bir bölümünün işsizler kervanına eklenmesi beklenir. Ama böyle olmadı, istihdam artmadı. Çalışma çağındaki nüfus arttı. Buna rağmen resmi işsizlik oranı geriledi.
Ne oluyor peki?
TÜİK, Ali-Cengiz oyunu mu oynuyor? Veriler mi oynanıyor? Hayır.
İşin sırrı geniş tanımlı işsizlikte...
Resmi işsizlik oranı yüzde 7,9 ile tarihi dip seviyesindeyken, geniş tanımlı işsizlik yüzde 29,9’a ulaşmış durumda. Asıl mesele burada.
Kaç kişi işsizden çok, kaç kişi çalışmak istiyor ama iş aramaktan vazgeçmiş?
Kaç kişi iş bulma umudunu kaybetmiş? Kaç kişi yeterince çalışamadığı halde istihdam edilmiş sayılıyor?
İş aramaktan vazgeçenlerin sayısı arttığında, bu kişiler yüzde 7,9’luk işsizlik hesabında “işsiz” sayılmıyor. Bu nedenle resmi işsizlik oranı geriliyor. Yüzde 7,9’luk veriye bakarak Türkiye’de işsizlik oranı geriliyor demek doğru değil. Türkiye ekonomisinin asıl sorunu da burada ortaya çıkıyor.
Ekonomi kısmen büyüyor ancak bu büyüme yeterli istihdam yaratmıyor. Çalışma çağındaki nüfus artıyor ama insanlar işgücüne katılmaktan vazgeçiyor. Resmi işsizlik düşüyor ama geniş tanımlı işsizlik yüzde 30’a dayanıyor.
Daha çok, işgücü piyasasından umudunu kesen insanların yüzde 7,9’luk işsizlik rakamının dışında kalmasıyla oluşan bir istatistiksel Ali-Cengiz oyunu var.
Asıl bakılması gereken, çalışabilecek durumda olan insanların neden iş aramaktan vazgeçtiğidir.
Türkiye’nin ihtiyacı olan kağıt üzerinde düşürülen işsizlik oranından ziyade insanlara gerçek ve nitelikli işler yaratmak olmalı.
Ekonominin 3 yıldır patinaj yaptığı, hatta daraldığı, yeterli büyümenin gerçekleşmediği, insanların refahının bırakın artmasını sürekli alım gücünün gerilediği bir ortamda bu mümkün olabilir mi?
Olmaz, olamaz canım kardeşim.


(Anadolu Gazetesi'nden alıntıdır.)
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...