İnsanoğlu hayatı boyunca kusursuz bir seçimin, hiç açık vermeyen bir yol ayrımının hayalini kurar. Sanırız ki doğru kapıyı çalarsak ardında sadece huzur, yanlış kapıyı aralarsak yalnızca keder bizi bekler. Oysa Danimarkalı düşünür Søren Kierkegaard, daha 19. yüzyılda bu naif beklentiyi tek bir cümleyle tuzla buz eder: "Evlen, pişman olursun; evlenme, yine pişman olursun. Evlen ya da evlenme, ikisine de pişman olursun. Bir kadına gül, pişman olursun; ona ağla, yine pişman olursun... Kendini as, pişman olursun; kendini asma, yine pişman olursun... İşte baylar, tüm hayat bilgeliğinin özeti budur."
Bu ikilem, insanın hayat karşısındaki en büyük varoluşsal çıkmazını özetler: Seçmek, vazgeçmektir.
Bir kararı aldığınız anda, onun getirdiği sorumlulukları ve ağırlıkları sırtlanırsınız. Almadığınızda ise bu kez yaşanmamış ihtimallerin, "acaba ne olurdu?" sorularının hayaleti peşinizi bırakmaz. Evliliği seçen insan kaybettiği sınırsız özgürlüğe ve yüklenen gündelik yüklerin ağırlığına iç çekerken; bekârlığı seçen insan kalabalıklar arasındaki yalnızlığına, paylaşılmamış bir hayatın boşluğuna bakar. Kariyeri seçen aileye, aileyi seçen kariyer basamaklarına; şehri terk eden geride bıraktıklarına, kalan ise gidemediği yollara pişmanlık biriktirir.
Modern kültür bize sürekli "pişmanlıksız bir yaşam" vaat ediyor. Kişisel gelişim sloganları "asla keşke deme" masallarıyla zihinleri uyuştururken, insan doğasının en temel gerçeği gözden kaçırılıyor. Hayat, doğası gereği eksiktir. Bir ihtimali hayata geçirmek, diğer yüzlerce ihtimalin kapısını kapatmak demektir.
Madem her iki ihtimalin de sonunda bir parça eksiklik, bir tutam hüzün ve kaçınılmaz bir pişmanlık var; o halde insanın sorması gereken soru "Nasıl hiç pişman olmam?" olmamalıdır. Asıl soru çok daha dürüst ve cesurcadır:
"Ben hayatımın geri kalanını hangi pişmanlığın bedelini ödeyerek yaşamayı göze alıyorum?"
Kendi seçtiğiniz, uğruna bedel ödemeye razı olduğunuz bir pişmanlık; başkalarının sizin yerinize aldığı kararların ardından gelen o edilgen ve çaresiz pişmanlıktan çok daha asildir. Seçim yapmaktan korkup hayatın akışında sürüklenenler, günün sonunda başkalarının pişmanlıklarını yaşar. Oysa kendi iradesiyle bir yola giren insan, o yolun getirdiği dikenleri de bir olgunlaşma payı olarak kabul eder.
Kusursuz bir hayat senaryosu yok. Hangi yolu seçerseniz seçin, diğer patikada kalanlar bazen aklınızı çelecek. Önemli olan, aynaya baktığınızda "Bunun cefasını da sefasını da ben seçtim" diyebilmekte.
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Hangi yolu seçersen seç pişman olacaksın
Ümit Polatbaş
Kapı kapı oy isteyen o partiliye ne oldu?
Tarkan Demir
Çalıkuşu barış mesajı verdi
Kerem Akyıl
Emeklilere bir çare…
Seval Erci
Tüm olaylar aydınlatılmalı!
Kaan Özcan
Daha iyi performansları göreceğiz
Ahmet D. Canoruç
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
Türkiye'de futbol
Osman Cemoğlu