Çünkü sorular bellidir, muhatabınız konunun uzmanıdır ve tereyağından kıl çeker gibi kolay bir program yaparsınız. Bizi genellikle politikacılar biraz zorlar çünkü ağızlarından laf almak pek kolay olmaz. Muhtemelen Perşembe günü konuk aldığımız deprem şehidi Emincan Kocabaş’ın babası Bülent Kocabaş’la söyleşi yapmak, şimdiye kadar yaptığımız en zor programdı.
Boğazımızın düğümlendiği, verecek cevap bulamadığımız ve sözün çoktan kıymetini kaybettiği bir program yapmak hiç de kolay bir iş değil.
Milli Voleybolcu Emincan kocabaş, bir maç için gittiği Malatya’da kaldığı Kırçuval otelinin yıkılması neticesinde, hayatının baharında aramızdan ayrıldı.
Eğer o gün maçı olmasaydı aramızda olacaktı. Yada Kırçuval Oteli adam gibi inşa edilseydi, yine aramızda olacaktı. Ancak 55 bin vatandaşımızı kaybettiğimiz Maraş depremindeki çoğu bina gibi Kırçuval Oteli de çürük yapılmıştı.
Konunun ayrıntılarına girecek değilim. 34 sütunun olması gereken bir otelde nasıl olup da 28 kolon olduğunu sormayacağım. Daha önceki Elazığ depreminde hasarlı raporu alan Kırçuval Otelinin nasıl faaliyet gösterdiğinden bahsetmeyeceğim.
Sadece Kırçuval Otelinin sahibinin AK Partili Battalgazi Belediye Başkan Yardımcısı olduğunu söylemekle yetineceğim.
Ve bu kişinin şu anda elini kolunu sallayarak dışarıda dolaştığını anlatmakla yetineceğim.
21 kişinin öldüğü bu otelle ilgili tek bir sorumlu bile bulunamamış mı? Türkiye’de adaletin sütunları kesilmiş durumda. Allah aşkına biz nasıl bir ülkede yaşıyoruz?
Eskişehir’de Afet Lojistik ve Koordinasyon Merkezi açıldı.
Bu güzel olan haber.
Öte yandan merkezin açılış töreninde konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, kentte 10 bin riskli bina bulunduğunu, 5 bininin acil dönüşmesi gerektiğini de açıkladı.
İşte bu da kötü haber…
Biz iyi haberle devam edelim. Depreme karşı dayanıklı kentler yaratmak, tek bir kurumun sorumluluğunda değildir. Bu konuda hükûmetin, yerel yönetimlerin, oda başkanlıklarının ve elbette vatandaşların ortak sorumluluğu bulunuyor. Sanırım burada en zayıf halka ise belediyeler. Çünkü pek çok belediye başkanı veya belediye meclis üyesi, “Bizim Ahmet ağbinin binasına ruhsatı veriverelim” diye düşünebiliyor. Hatta bu konuda akçeli işlerin dönüyor olması bile muhtemel.
Öte yandan Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen zamanından beri bu konuda tam bir disiplin sağlandı. Yine de sorunsuz bir şehirde yaşamıyoruz.
Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’yi kutlarız; önemli bir merkez açtı. İnşallah Allah muhtaç etmez.
Öte yandan depremin bir gerçek olduğunu ve Eskişehir’de 10 bin binanın risk altında olduğunu, 5 bin binanın ise acilen dönüştürülmesi gerektiğini de aklımızdan çıkartmayalım.
Eskişehir'in Mahmudiye ilçesinde elektrik akımına kapılarak ölen eşinin başından ayrılmayan bir leylek, 5 gün boyunca aç ve susuz bekledi. Göç kafilesini de kaçıran ve bitkin düşen leylek, Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleri tarafından kurtarılarak tedavi altına alındı.
Biz insanlar kendimizi üstün varlıklar olarak görüyor, sanki kainat bizim için yaratılmış gibi düşünüyoruz. İşin aslı kibirli ve saldırgan canlılardan başka bir şey değiliz. “Kuş beyinli” diye küçümsediğimiz bir leyleğin, ölen eşinin başında 5 gün beklediğini görmek, bizim “İnsanlık” dediğimiz yüce duyguların hayvanlarda da olduğunu göstermiyor mu?
Halbuki geçtiğimiz günlerde yine Eskişehir’de bir manyak, evinin bahçesine giren bir anne ve yavru köpeği tabancasıyla vurmadı mı? Maalesef yavru köpek tüm müdahalelere karşın kurtarılamadı.
Şimdi size soruyorum, ölen eşinin başında 5 gün aç susuz bekleyen leylek mi “insan”, yoksa yavru bir köpeği vurarak öldüren o adam mı insan?
Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, ekim ayında gerçekleştirilecek baro seçimleri öncesinde yeniden aday alacağını söyledi. Görev süresi boyunca meslektaşlarının yanında olmaya, hukukun üstünlüğünü savunmaya ve değişime açık bir baro anlayışıyla çalışmalar yürütmeye odaklandıklarını söyleyen Günaydın, yeni dönemde de bu çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.
Sayın Barış Günaydın’ı geçtiğimiz dönem Baro Başkanlığına aday olduğu zaman, pek ciddiye alan çıkmamıştı. Ancak Baro’daki sorunları iyi tetkik eden Günaydın, etkili bir seçim kampanyası yaptıkça, ona şans vermeyenlerin kanaatleri değişmeye başladı.
Önce, “Seçimi kaybeder, ama ciddi bir oy da almayı başarır” dediler. Sonra, “Seçim bıçak sırtı geçer” dediler. Netice itibarıyla Barış Günaydın Baro seçimlerini ciddi bir oy farkıyla kazanmayı başardı.
İşte şimdi aynı Barış Günaydın, “Devam” kararı verdiğini açıkladı. Elbette kendisinin devam edip edemeyeceğine meslektaşları karar verecek. Ancak bu seçimlerin favorisi olarak artık herkes Sayın Günaydın’ı görüyor.
Demek ki çok çalışınca, başarılı olunuyormuş…
AK Parti ve YENİ Parti arasında, “Sen kamu malını kullandın ama parasını verdin mi bakiiim?” tartışması son hızıyla sürüyor.
Önce AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, YENİ Parti İl Başkanı Talat Yalaz’a, CHP İl Başkanı olduğu dönemle ilgili soru yöneltmişti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i iki kez ağırlayan ve partisinin İl Kongresini yapan Talat Yalaz yönetimindeki CHP yönetimi, her üç organizasyonu da Büyükşehir Belediyesi’nin tesislerinde düzenlemişti. Albayrak da “Bu kamu kurumlarını kullandınız ama kira bedeli ödediniz mi?2 diye can alıcı bir soru yöneltmişti.
Albayrak’ın sorununa yanıt veren YENİ Partili yetkililerinin verdiği cevaplarından anladığımız kadarıyla bu paralar hakikaten ödenmemiş. Ve bu borçlar şu andaki CHP yönetiminin önüne konulmuş durumda.
Bu arada YENİ Parti Milletvekili İbrahim Arslan da boş durmadı ve AK Partililere, “Siz Dede Korkut Parkını sürekli kullanıyorsunuz. Bu organizasyonların parasını verdiniz mi?” diyerek “Pişti” yaptı.
Gürhan Albayrak ise bu soruya “Her işimiz belgelidir. Biz Kamunun malını milletle beraber kullanıyoruz” mealinde bir açıklama yaptı.
Bu açıklama beni tatmin etmedi. Birincisi milletin malını milletle birlikte kullanıyoruz yanıtı, Dede Korkut Parkı’nın kira ücretinin verilip verilmediğinin cevabı değil. İkincisi Sayın Albayrak’ın “Yaptığımız her şey belgelidir” demesi de yeterli değil. O belgelerin ortaya konulması gerekir.
Tarihte Bu Hafta
Bundan tam 87 yıl önce, 23 Ağustos 1939’da Sovyetler Birliği ve Nazi Almanyası dışişleri bakanları tarafından Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı imzalandı.
Şimdi diyeceksiniz ki; Ne alaka Kerem Akyıl?..
Alakası var; dilimiz döndüğünce izah edelim. Alman – Sovyet Saldırmazlık paktı imzalandığı zaman pek çok dünya ülkesi bu ittifakı “Dünyanın dengesi değişti” diye yorumlamış, Faşist Alman ve Komünist Sovyet ordularının birlikte Avrupa’yı kasıp kavuracaklarını ileri sürenler bile çıkmıştı.
Halbuki 23 Ağustos antlaşmasının üzerinden 2 yıl geçmeden 22 Haziran 1941 tarihinde Naziler Sovyetler birliğine 5 koldan girdiler.
Demek ki neymiş? Demek ki hiçbir uluslararası antlaşmaya fazla güvenmemek gerekirmiş.
Şimdi geçtiğimiz günlerde Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında Mekke Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre üç ülkeden birinin toprağına bir başka ülke saldırırsa, kalan iki ülke de otomatik olarak müttefikinin yanında savaşa girecekmiş.
Elbette bu tip antlaşmalar iyi şeyler. Fakat fazla da bel bağlamamak lazım. Haritayı açsanız, Ankara – Riyad ve İslamabad arasında bir üçgen oluştursanız, bu üçgenin ortasında İran’ın bulunduğunu görürsünüz.
Mekke Antlaşması acaba Türkiye’nin mi işine yarayacak, yoksa Kürtleri de ayaklandırıp, İran içerisinde bir iç karışıklık çıkardıktan sonra, bu ülkeyi haritadan silmek isteyen İsrail – Amerika ikilisinin mi işine yarayacak?
Alın size on puanlık uzman sorusu?
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Adaletin sütunları kesilmiş
Kerem Akyıl
Çakırözer’den Sivrihisar Belediye Başkanı Dökmeci’ye katıl çağrıs…
Tarkan Demir
Geleceğe bırakılan en büyük miras
Ümit Polatbaş
ESKİŞEHİR ULAŞILABİLİR OLMALI
Seval Erci
Daha iyi performansları göreceğiz
Ahmet D. Canoruç
Mobilya sektörünü kim bu hale getirdi?
Kaan Özcan
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy