yandex

Hani özelleşmeyecekti?

Eskişehir’de Devlet Hastanesi ve Hava Hastanesi arazilerinin özelleştirilmesiyle ilgi tartışmalar yeniden alevlendi. Konuyu kısaca özetleyelim; yaklaşık 4 ay önce Odunpazarı Belediyesi Hizmet Binası yakınlarında bulunan eski Devlet Hastanesi’nin arazisinin satılacağı açıklanmıştı.

18 Temmuz 2026 09:27
A
a
Eskişehir’de Devlet Hastanesi ve Hava Hastanesi arazilerinin özelleştirilmesiyle ilgi tartışmalar yeniden alevlendi. Konuyu kısaca özetleyelim; yaklaşık 4 ay önce Odunpazarı Belediyesi Hizmet Binası yakınlarında bulunan eski Devlet Hastanesi’nin arazisinin satılacağı açıklanmıştı. Bunun üzerine AK Partililer, “Yok öyle bir şey, muhalefet yalan söylüyor” mealinde açıklamalar yapsalar da karar Resmî Gazetede yayınlanmıştı. Daha bu kararın mürekkebi bile kurumadan çok daha büyük bir arazi olan eski Hava Hastanesi arazisinin de satışa çıkartıldığı, yine Resmî Gazetede yayınlanmıştı.

Bunun üzerine AK Partili yetkililer – doğal olarak – çok üzülmüş ve Ankara’nın yolunu tutarak, bu özelleştirmenin kaldırılması için birtakım teşebbüslerde bulunmuşlardı.

Fakat bu olayın üzerinden tam 4 ay geçti ve Resmî Gazetede hastane arazilerinin satışının durdurulduğuna ilişkin bir karşı kararname yayınlanmadı. 

Resmî Gazetede yayınlanan kararlar tartışmasızdır ve uygulanır. Yani Eskişehir’in her iki hastanesi de satışa çıkmış durumda. Özelleştirme idaresindeki konumlarında da bir değişiklik yok.

Galibe Eskişehir’deki AK Partilileri, Ankara’daki bürokratlar bir temiz kandırmışlar. Bizim Eskişehirliler kapıdan çıkınca da elleriyle “boş ver” işareti yapıp, arkalarından bir güzel gülmüşler. Çünkü her iki arazide bağıra bağıra özel şirketlere peşkeş çekiliyor.

Konuyu son olarak gündeme getiren CHP Milletvekili İbrahim Arslan da aklımızdaki bu soruları hükûmete yöneltmiş. Bakalım sevgili hükûmetimiz Eskişehirlilere bir cevap verecek mi?

Eskişehir’de siyaset sahadan çekildi

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, ES TV ekranlarında yayınlanan Günaydın Eskişehir programının konuğu oldu. Eskişehir ve ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gürol Yer, “Sahadaki yalnızlığımızın tadını çıkartıyoruz” açıklamalarında bulundu. Peki ne demek “Sahada yalnız olmak?..”

Tek tek partileri ele alalım. İktidar partisi genel olarak çarşı ve pazara çıkmamaya özen gösteriyor. Çünkü sahada öfkeli vatandaşlarla karşılaşacaklarını biliyorlar. Elbette bizim vatandaşımız eleştirilerini ölçülü yapar. Ancak arada terbiye sınırlarını zorlayanlar da – elbette – oluyor. AK Partililer özellikle ekonomik kriz hakkında kendilerine gelecek eleştirilerle muhatap olmamak için, çarşı – Pazar ziyaretlerini askıya almış durumdalar. Arada sırada akraba bir esnafın dükkanına gidip, fotoğraf çektirmenin dışında pek bir faaliyetleri bulunmuyor.

CHP ise zaten kendi derdiyle ilgileniyor. Mutlak Butlan yönetimi CHP’nin halk içindeki etkinliğini azalttı. Hatta pek çok CHP’li de partisinden istifa etmiş durumda. Ayrıca CHP örgütleri – şu sıralar – yeni kuracakları partiyle ilgilenmek durumundalar. Dolayısıyla onlar da sahaya çıkmıyor.

MHP teşkilatları ise hem ekonomik krizden kaynaklanan hem de 2’inci açılım sürecinden kaynaklanan sorulara muhatap olmak istemiyorlar. Onlar da sahayı terk etmiş durumdalar.

Diğer partilerin ise zaten Eskişehir’de güçlü bir teşkilatı yok.

Netice itibarıyla şu sıralar çarşıya, pazara, mahalle kahvesine giden İYİ Partililerin dışında bir siyasi parti göremiyoruz.

Tabii bu durum Türk siyaseti açısından kötü bir şey. Vatandaş zaten siyaset ve siyasetçilerden soğumuş durumda. Partiler sahaya çıkmadıkça, vatandaşla aralarındaki bağları hepten kopartıyorlar.

Toplumdan gelecek olası tepkileri göze alarak, her koşulda sahaya çıkmalarını tavsiye ederim. Yoksa vatandaşla aralarındaki gönül bağları kopar…

Yeşildal da görevden alındı

CHP İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, Kadın Kolları örgütüyle birlikte görevden alındı. Elbette bu, beklenen bir gelişmeydi. Daha önce İl Başkanı ve örgütü, akabinde de Tepebaşı ve Odunpazarı başkan ve örgütlerinin başına gelenin, Kadın Kollarının da başına gelmesi sürpriz olmadı.

Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi, örgüt üyelerini görevden almayı çok güzel beceriyor. Ancak yerine yenilerini atamayı başaramıyor. Sibel Yeşildal’ın da yerine bir isim atanması – muhtemelen – haftalar sürecektir.

Tabii Sayın Yeşildal’ın da yeni partide siyasete devam edeceği kesin gibi bir şey. Hayırlısı neyse o olsun diyelim. Ancak CHP’nin Türk siyasetinden haftadan haftaya eriyerek yok olduğunu da gözlemliyoruz.

Teşekkürler ETİ’ye

Eskişehirspor’da bir gelenek değişmedi ve kentimizin önemli sanayi kuruluşlarından olan ETİ, Eskişehirspor’un forma sponsoru olmaya devam etti. Açılım süreci

Kulüpten yapılan açıklamada, göğüs sponsoru olarak destek veren ETİ ile birlikteliğin sürdürülmesinden duyulan memnuniyet ifade edildi. Açıklamada, ETİ Şirketler Grubu’nun kulübe yönelik değerli katkılarının önemine vurgu yapıldı.

Ağzımızı tatlandıran ETİ, her yıl Eskişehirspor adına umutlanmamıza da neden oluyor. Rahmetli Firuz Kanatlı ve oğlu Firuzhan Kanatlı başta olmak üzere bütün Kanatlı ailesine çok teşekkür ederiz. Eksik olmasınlar…


Tarihte Bu Hafta

AK Partili Aydın’dan skandal sözler

AK Parti’nin Bursa Belediye Meclis üyelerinden Ahmet Alperen Aydın, CHP’li üyelere yönelik olarak “İkinci Genel Başkanınız İsmet İnönü, karısını Venizelos’un koluna taktı mı, takmadı mı?” diye sataşınca ortalık karıştı.

Sayın Aydın’a babası “Alperen” adını vermiş ama Alplik ve Erenlik terbiyesini oğluna verecek zaman bulmuş mu? İşin orasından emin değilim. En azından evladına siyasi zeka veremediği ortada. 

Zira Sayın Aydın’ın “Karısını Venizelos’un koluna taktı” sözü, pekala merhume Mevhibe İnönü’nün namusuna bir sataşma olarak ele alınabilir.

Adı Ahmet ve Alperen olan bir zatın, bir Türk ve Müslüman kadını hakkında konuşurken, ağzından çıkan sözleri tartması gerekir. Bir siyasetçi olarak da sözlerinin nereye gideceğini bilmesi elzemdir.

Gelelim, Siyonizm tarafından fonlanan odakların, üzerinde tepindikleri bu fotoğrafın ne ifade ettiğine…

Fotoğraf, Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan dostluk ve barış antlaşmaları çerçevesinde, Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos'un Cumhuriyet Bayramı kutlamaları için Türkiye'yi ziyaret ettiği 1930 yılında çekilmiş. Karede görülen durum; misafir devlet adamının eşi veya kendisinin, dönemin Türk devlet büyüklerinin eşleriyle kol kola yürüdüğü bir diplomasi protokolü uygulamasıdır. Osmanlı döneminde de yabancı devlet temsilcilerinin eşlerinin Türk devlet erkânının koluna girmesi yaygın bir uygulamaydı. Ayrıca günümüzde de

Cumhurbaşkanlarının muhterem eşleri, karşı ülke devlet büyüklerini karşılar ve protokol uygulamaları neyse onu yerine getirir.

Biz Ahmet Alperen Aydın’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Cumhurbaşkanı’nın eşi rahmetli Mevhibe İnönü’nün namusuna dil uzatmadığını var sayıyoruz. Muhtemelen başına güneş geçmiş ve netice itibarıyla saçmalamıştır.

Haftanın Sözü

Bizzat sorumluluk yüklenmek ve düşünmek istemeyenlerin lidere ihtiyaçları vardır.    

Hermann Hesse

(ANADOLU GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR.)
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...