Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...

Dijital çağda yaşıyoruz. Bilginin haritalara işlendiği, tarihin tek tıkla önümüze serildiği bir çağ. Öyle ki Vici.org gibi platformlar sayesinde Roma İmparatorluğu dönemine ait kalıntılar dünyanın dört bir yanından erişilebilir hale geliyor. Antik kentler, yollar, hamamlar, tapınaklar… Hepsi işaretlenmiş, belgelenmiş, tartışılmış. Ama bazı yerler var ki…

24 Mart 2026 08:59
A
a
Dijital çağda yaşıyoruz. Bilginin haritalara işlendiği, tarihin tek tıkla önümüze serildiği bir çağ. Öyle ki Vici.org gibi platformlar sayesinde Roma İmparatorluğu dönemine ait kalıntılar dünyanın dört bir yanından erişilebilir hale geliyor. Antik kentler, yollar, hamamlar, tapınaklar… Hepsi işaretlenmiş, belgelenmiş, tartışılmış.



Ama bazı yerler var ki… Ne haritada var, ne akademide, ne de kamunun gündeminde.



İşte o yerlerden biri: Sefaköy.

Kütahya’nın Hisarcık ilçesine bağlı bu küçük yerleşim, aslında büyük bir sessizliğin içinde kaybolmuş durumda. Çünkü burada, Roma dönemine ait olduğu anlaşılan bir hamam var.
Var diyorum, çünkü “yaşıyor” demek artık zor. Yanlış restorasyon uygulamaları, ilgisizlik ve bakımsızlık bu yapıyı yavaş yavaş yok ediyor.



Daha da çarpıcı olan ise şu: Bu yapı, ne uluslararası arkeolojik platformlarda yer alıyor ne de akademik literatürde hak ettiği karşılığı bulabilmiş.



Yaptığım incelemelerde, YÖK Tez veri tabanında Sefaköy’e dair doğrudan bir çalışma bulunmuyor.


 
Ancak Hisarcık üzerine yapılan akademik araştırmalar, bölgenin sıradan bir coğrafya olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Özellikle jeotermal kaynaklar…

Sefaköy, Hamamköy ve Yukarıyoncaağaç hattında yoğunlaşan sıcak su kaynakları, bu bölgenin antik çağda neden önemli olduğunu adeta gözler önüne seriyor. 51°C’ye ulaşan sıcaklıklar, saniyede 50 litreye varan debi… Bunlar, Romalıların bir bölgeye hamam inşa etmesi için fazlasıyla güçlü nedenler.



Peki Sefaköy’deki bu hamam, gerçekten yalnız başına bir yapı mı?

Yoksa Çavdarhisar’daki antik yerleşimin, yani bölgedeki esas Roma varlığının daha küçük bir uzantısı mı?



Hisarcık’ın tarihine dair yapılan çalışmalar, bölgede 1900–2000 yıllık kalıntıların bulunduğunu ve bunların Çavdarhisar’daki Roma eserleriyle benzerlik taşıdığını söylüyor. Bu bilgi tek başına bile Sefaköy’ü sıradan bir köy olmaktan çıkarıyor. Haritalara dikkatli bakıldığında, hamamın bulunduğu alanın çevresinde başka kalıntıların da olabileceği ihtimali güçleniyor.



Ama ne bir kazı var…
Ne bir proje…
Ne de bir koruma refleksi.


Bir de işin sözlü tarih boyutu var.

Yöre halkı, bu hamamın sadece bir yapı olmadığını anlatıyor. Rivayete göre, “Kont Drakula” olarak bilinen bir tarihi figürün burada şifa bulduğu söyleniyor. Efsane mi, gerçek mi bilinmez. Ama şu kesin: Bu suyun şifalı olduğuna dair inanç yüzyıllardır sürüyor. Cilt hastalıklarından romatizmaya kadar birçok rahatsızlığa iyi geldiği dile getiriliyor.

Bugün ise o su akmıyor.

Hamam kurumuş.
Duvarlar dökülüyor.
Tarih sessizce yok oluyor.



Köy halkı aslında çok net bir şey istiyor:
“Gelin, görün ve kurtarın.”




-Ama asla bu yukarıdaki görsellerde olduğu gibi kurtarmayın. Tarihi Roma hamamının içerisinde bu fayansların gerçekten işi nedir? Sormadan edemiyorum.-

Hep dediğim gibi aslına uygun bir restorasyon, bilimsel bir kazı çalışması ve doğru bir turizm planlamasıyla Sefaköy sadece bir köy olmaktan çıkabilir. Bölge ekonomisine katkı sağlayan, tarih turizmine yeni bir durak ekleyen, geçmişle bugünü buluşturan bir merkez haline gelebilir.

Bugün ufak bir araştırmayla bile sıcak sular açısından öneme sahip olan Sefaköy ile ilgili yeterince bilgi ne yazıkki literatürde yok.

Ama belki de asıl mesele bu da değildir.
Asıl mesele, Sefaköy’ün bizim zihnimizde de “yok” olması.

Sefaköy’ün hikâyesi, tam da bu yüzden yazılmalı, kazılmalı ve korunmalı.

Umalım ki Eskişehir’den de bu mirasla ilgilenecek insanlar çıksın...
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi