yandex

CHP’ye geri dönüş mümkün mü?

CHP İl Başkanı Volkan Enver Kılıç, CHP’den ayrılan ve YENİ Parti’yi kuran isimlerin CHP’ye geri döneceğini iddia etti. ES TV ekranlarında yayınlanan “Soruyoruz” Programına katılan Kılıç’ın bu iddiasının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini zaman gösterecek.

7 Kasım 2026 09:26
A
a
CHP İl Başkanı Volkan Enver Kılıç, CHP’den ayrılan ve YENİ Parti’yi kuran isimlerin CHP’ye geri döneceğini iddia etti. ES TV ekranlarında yayınlanan “Soruyoruz” Programına katılan Kılıç’ın bu iddiasının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini zaman gösterecek.

Ancak ben YENİ Partililerin CHP’ye geri döneceğini düşünmüyorum. Çünkü CHP’ye oy veren sosyal demokratlar, “Mutlak Butlan” kararını benimsemiyor. Sol seçmene göre Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, Saray tarafından partinin başına getirildi. Dolayısıyla CHP’nin toparlanması olası değil.

Sol seçmen ayrıca Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun hırsızlık yaptığına veya CHP Kurultaylarında şaibe olduğuna da inanmıyor. Bunları Saray ve işbirlikçilerinin birlikte tasarladığı bir senaryo olarak görüyorlar.

Türkiye’deki sol seçmen, kendine göre değer yargıları olan ve tepkisini dile getiren bir seçmen kitlesidir. Bu seçmen 23 yıllık AK Parti iktidarına karşıdır ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu da seçim kaybetme makinesi olarak görür.

Elbette dünya tarihinin en eski partilerinden biri olan CHP seçimlerde belli bir oy alacaktır. Ancak bu oyun Yüzde 7’lik seçim barajına yaklaşması pek olası değil. Bakın “Yüzde 7’yi geçer mi?” demiyorum. “Yüzde 7’ye yaklaşması mümkün değil” diyorum.

Dolayısıyla CHP’den ayrılanların, partilerine geri döneceğini düşünmüyorum. Hatta partide kalanların bir kısmının YENİ Parti’ye geçmesi daha büyük olasılıktır.

Bu arada meslektaşlarım Hilal Eroğlu ve Tarkan Demir’in hazırlayıp sunduğu “Soruyoruz” programını kaçıranlar için bir de link bırakıyorum. Sayın Volkan Enver Kılıç’ın ezber bozan açıklamalarını kaçıranlar, “Soruyoruz”u buradan izleyebilirler.
https://www.youtube.com/watch?v=ULRQIPo05sc
 

İmralı’da Bahçeli villa

Türkiye’de yaşanan gelişmeleri değerlendirince, bazen bizi yöneten politikacılara kızıyorum, bazen de onlara hiç kızmıyorum. Evet; kötü yönetildiğimiz için politikacılara kızıyorum. Ancak vatandaşımızın umursamazlığını görünce de “Böyle başa, böyle tarak” diyorum.

Bundan 2 yıl önce iktidar sahipleri, “Bu muhalefete oy vermeyin; bunlar Apo’yu salıverir” diyordu ve vatandaşımız da buna inanıyordu. Şimdi Apo ile can ciğer – kuzu sarması olan aynı iktidar. Ve o iktidara oy veren vatandaş da “Vardır büyüklerimizin bir bildiği” diyerek işin içinden çıkıyor.

Son olarak Apo’ya İmralı Adasında bir villa yaptırıldığını öğrendik. Buna “Bahçeli Villa” da diyebiliriz. Malumunuz bu iş için Sayın Bahçeli’nin çok uğraştığını biliyoruz.

Türk Milleti’nden bu konuyla ilgili bir tepki gördünüz mü?

O zaman AK Partililer doğrusunu yapıyorlarmış. “Bunlar yine bize oy verecekler” diyen AK Partililer haklılarmış. Zaten canları ne iterse onu yapıyorlar ve milletten de ses çıkmıyor.
 

Kurşunlu Külliyesi tahliye edildi

Sonunda Kurşunlu Külliyesi YENİ Partili Odunpazarı Belediyesi’nin elinden alındı.

Açık konuşmak gerekirse Kurşunlu Külliyesi’nin tahliyesine ilişkin karar askıya alınmıştı. Ancak Odunpazarı Kaymakamı Ahmet Hikmet Şahin, önce aldığı askıya alma kararını askıya alarak, Odunpazarı Belediyesi’ne “Çık kardeşim Külliye’den” dedi.

Sayın Kaymakam’ın ne kadar ağır bir baskı altına alındığını tahmin edebiliriz.

AK Parti, AK Partililer tarafından yönetildiği zaman sıkıntı olmaz. Eskişehir’in içinden çıkan AK Partililer elbette hata yapabilir. Herkes hata yapar. Ancak büyük hatalar yapmazlar. Çünkü bu toprakların içinden çıkmışlar ve Eskişehirlilerin nasıl düşündüğünü, nelere ihtiyaç duyduğunu çok iyi bilirler.

Ancak AK Parti üzerinde bir takım cemaatlerin de etkisi bulunuyor. Bunların aldığı kararlar ise AK Parti’nin Eskişehir’de giderek erimesine neden oluyor.

Şimdi AK Partililer kendilerine sorsunlar; Kurşunlu Külliyesi’nden Belediyenin tahliye edilmesi kendilerine oy mu kazandırdı?

Yoksa oy mu kaybettirdi?
 

Fon soruşturması hikâye oldu

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Güney Kore ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. "Hiç ummadığınız insanlar, bu işlerin içerisine girmişler. Yargı bunları tespit ediyor ve gerekeni yapıyor. Sermaye piyasalarımızı bu mikroptan temizleyecek, inşallah her açıdan daha sağlıklı bir yapıya kavuşturacağız" yorumunu yaptı.

Sayın Erdoğan’ın bu konuda yaptığı ilk açıklama bu değil. Esasen Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu olan fon kriziyle ilgili çok ve büyük açıklamalar yapıldı. Ancak aynı fon krizinin üzerinden de bir buçuk ay geçti.

Bu süre zarfında AK Parti’nin üst düzey yöneticilerinin de adının karıştığı fon kriziyle ilgili bir adım atıldığını görmedik.

Silivri Zindanlarına tıkılan Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun bakkalına borcu olsa, sevgili hükumetimiz anında kartal gibi atılıyor. Ama işin ucu AK Partililere dayanınca, “İnşallah – Maşallah” gibi kelimelerle vatandaş uyutuluyor.

Açık konuşalım; Fon soruşturmasından bir şey çıkacağını düşünmüyorum.
 

Dostum Trump zorda

Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan ara seçimlerde Cumhuriyetçi Parti ve ABD Başkanı Donald Trump ağır bir hezimete uğradı.

Bu seçim bizi niye ilgilendiriyor?

Aslını ararsanız bu seçimler bizi hiç ilgilendirmiyor. Eskişehir’de köşe yazısı kaleme alan bir yazarın bu konuyla ilgilenmesi için hiçbir sebep yok. Esasen Hindistan’daki bir seçimle, Amerika’daki bir seçim arasında bizim için bir fark yok.

Ancak…

Türkiye’deki iktidarını milli egemenliğe değil de Amerika’nın desteğine bağlayan bazı AK Partililer, Amerikan seçimlerini çok önemsemişti. Onlar, “Dostum Trump”ın Sayın Erdoğan’a özel ilgi göstereceğini, seçimlerden önce Türkiye’ye birkaç milyar dolar para göndereceğini ve bu suretle iktidarlarını sürdüreceklerini düşünüyorlardı. Ancak gördüler ki Trump, günahını bile bedavaya veren bir adam değilmiş.

Hatta çok iyi hatırlıyorum, Kasım 2024 seçimlerinden sonra AK Gazeteciler, televizyonlarda zafer kazanmış gibi propaganda yapmışlardı. Onlara bakarsanız sanki AK Parti seçimi kazanmış, muhalefet ise kaybetmişti.

Şimdi aynı kalemlerin sus – pus olduklarını görüyoruz.

İktidarda mı kalmak istiyorsunuz? Yapacağınız şey milletin desteğini almaktır. Meşruiyetini yabancı memleketlerde arayanların vatana – millete beş kuruluk faydası olmaz. Onlar şahsi menfaatlerini sürdürmekten gayrı bir amaca sahip değildirler.
 

Tarihte Bu Hafta 
Çöle damlayan Türk’ün asil kanı


Bundan tam 109 yıl önce 2 Kasım 1917 tarihinde Filistin'de Yahudilere yurt verilmesini öngören Balfour Deklarasyonu yayınlandı.

1902 ve 1905 yılları arasında İngiltere Başbakanı da olan Arthur Balfour’un Dışişleri Bakanı olduğu dönemde yayınlanan bu deklarasyon, bugün Ortadoğu’nun karmakarışık olmasının sebebidir.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında Filistin, huzur ve barış içerisinde yaşıyordu. Yalnızca Müslümanların değil, fakat aynı zamanda Musevilerin ve Hristiyanların da mukaddes şehri olan Kudüs’te her kavim özgürce ibadetini yapabiliyordu.

Ancak Birinci Dünya Savaşıyla birlikte “Kardeşimiz” dediğimiz Müslüman Araplar, Halife Reşat ve Vahdeddin’in cihat çağrısına katılmak yerine, İngiliz İmparatorluğunu destekledi. Anneannemin babası olan Topçu Yüzbaşı Mehmet Hâlit Bey’in o yılları anlattığı hikayeler ailemizde hâlen konuşulur.

Açlıktan sokaktaki kedileri yiyen ve hatta hayvan dışkılarından arpa ayıklayan Türk askeri, Kudüs’ün gayrimüslimler tarafından kirletilmemesi için canlarını verdiler.Arap çöllerinde toprağa düşen bu Anadolu çocuklarının bir mezar taşı bile yoktur. Aziz şehitlerimizin na’şıkuzgunların ve tilkilerin nasibi oldu.

Arapların Osmanlı İmparatorluğu’na başkaldırıp bağımsızlıklarını istemelerine saygı duyarım. İzzettin El Kassam gibi Allah’ın hayırlı kullarını tenzih ederim; ama Hristiyanlarla işbirliği yapan aynı Arapları da “Müslüman din kardeşim” olarak görmem. Kimse kusura bakmasın.

Bugün aynı Arapların torunları, İsrail’in zulmü altında inim inim inliyor.

Çok sevdiğim bir atasözü vardır, “Allah’ın sopası yok” diye…

Dün Müslüman kardeşlerine ihanet edenlerin torunları, bugün İsrail’in gaddarlığıyla terbiye oluyor. Bu bedel, çöle damlayan asil Türk’ün kan bedelidir.

(ANADOLU GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR.)
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...