Ve sonunda bu da oldu. Tavuk ve yumurta üreten şirketlere kayyum atandı. Şimdi bir takım muhalif çevreler, “Parasızlıktan hastane – okul arazilerini satışa çıkartan hükumet, şimdi de tavuk şirketlerine gözünü dikti” gibi dedikodular üretiyor. Olmaz öyle saçma şey. Vardır efendilerimizin bir bildiği. Biz kulların aklı ermez…
Ve sonunda bu da oldu. Tavuk ve yumurta üreten şirketlere kayyum atandı.Şimdi bir takım muhalif çevreler, “Parasızlıktan hastane – okul arazilerini satışa çıkartan hükumet, şimdi de tavuk şirketlerine gözünü dikti” gibi dedikodular üretiyor.
Olmaz öyle saçma şey. Vardır efendilerimizin bir bildiği. Biz kulların aklı ermez…
Yine de memlekete dışarıdan bakanların, nasıl bir Türkiye gördüklerini kısaca özetlemekte fayda görüyorum.
Madde bir; öyle bir ülke düşünün ki Cumhurbaşkanı adayı hapse atılmış.
Madde iki; o ülkedeki muhalefet partilerinin belediye başkanları hapse atılmış.
Madde üç; o ülkenin ana muhalefet partisinin başkanı mahkeme kararıyla görevden alınmış.
Madde dört; ülkedeki bir üniversite önce bir kararnameyle ve gerekçe gösterilmeden kapatılmış, bir gün sonra “Vaz geçtik” diye ve yine bir açıklama yapmadan kararname geri çekilmiş.
Madde beş; o ülkede hemen her gün bir işadamının malına çökülmeye başlanmış. Son olarak tavukçular da “kayyum” zihniyetinden nasibini almış.
İşte böyle bir ülkeye siz dışarıdan nasıl bakarsınız?
İşin doğrusu Türkiye Avrupa’da en ucuz tavuk etinin tüketildiği ülkelerin başında geldiği için, hükumete yakın çevreler, bu gelişmeyi açıklamakta zorlanacaktır. İşte bu noktada AK Trollere büyük iş düşüyor.
Mesela Akit Gazetesi bu işin arkasında kısa adı DTKC/HK olan Devrimci Tavuk Kurtuluş Cephesi / Havadar Kümes fraksiyonu olduğunu ileri sürebilir. Hatta CeHaPe zihniyetinin, şnitzel yemek suretiyle piyasadaki tavuk eti fiyatlarını yükseltmeye çalıştığını ileri sürebilir.
Saray’a yakın ve milliyetçi taklidi yapan bir partinin lideri, “Gezen tavuk nedir? Bu tavuklar gezmek suretiyle nereye varmaktadırlar?” diyerek İYİ Parti’yi suçlayabilir. Veya “Askıda Yumurta” uygulaması başlatabilir. Ki Sabah gazetesi bunu, “Bilge Lider, Ortadoğu’da dengeleri değiştirdi” diyerek, askıda yumurta uygulamasını övebilir. Ve dünyaya inat, İmralı’ya 30’luk organik yumurtayı hediye olarak gönderebilir.
Yine TRT kanallarında, yapılan operasyonlarda seri numaraları silinmiş 57 yumurta, üç torba yem, elle çizilmiş kümes krokisi ve ikisi plastik olmak üzere doldurulmaya hazır 5 yumurta viyolü bulunduğunu söyleyebilir.
Tabii bu noktada Kemal Kılıçdaroğlu’na da büyük iş düşer. Tavuk döner yedikleri tespit edilen 9 milletvekilini partisinden kovabilir. “Bundan sonra menemen yapamayacağız; tedbir kararı var” diyebilir ve Profesör Gaye Usluer de bu gönderiyi yorumsuz olarak paylaşabilir.
Barış Yarkadaş, 38’inci Kurultay’da bir horozun, erken ötmek suretiyle delegelerin uyanma saatini maniple ettiğini ileri sürebilir.
Mesela tavukların aslında yasa dışı bir örgüt kurduklarını ve yumurtlamamak suretiyle, asrın hükumetimize darbe yapmaya kalkıştıklarını anlatabilirler.
İşte böyle bir memlekette yaşıyoruz. Ve size bir sır vereyim mi? Giderek daha da kötüye gideceğiz…