Diyanet İşleri Başkanlığı, 2026 yılı Ramazan ayından 2027 yılına kadar geçerli olacak fitre miktarını açıkladı. Buna göre tek kişi için alt sınır 240 TL olarak belirlendi. Açıklamada, fitrenin yalnızca bireysel bir ibadet değil, toplumsal dayanışmayı güçlendiren önemli bir mali sorumluluk olduğu vurgulandı. Fitre, Ramazan ayının sonunda verilen ve fıtır sadakası olarak da bilinen mali bir ibadet olarak tanımlanıyor. Ramazan Bayramı’na ulaşan Müslümanların yerine getirmesi gereken bu yükümlülük, bayram sevincinin ihtiyaç sahipleriyle paylaşılmasını amaçlıyor. Fitre, hem oruçların manevi arınmasını tamamlıyor hem de yoksulların bayrama daha huzurlu girmesini sağlıyor.
Diyanet’e göre, temel ihtiyaçları ve borçları dışında nisap miktarı mala sahip her Müslüman fitre vermekle yükümlü. Bu yükümlülük, yalnızca bireyin kendisiyle sınırlı kalmıyor; aile reisleri, bakmakla sorumlu oldukları çocuklar ve diğer aile bireyleri için de fitre verilmesi gerekiyor. Bu nedenle fitre hesaplaması çoğunlukla hane üzerinden yapılıyor.
Fitre, maddi durumu yetersiz olan, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan kişilere veriliyor. Diyanet, fitrenin doğrudan gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının esas olduğunu vurguluyor. Anne, baba, büyükanne, büyükbaba ve çocuklara fitre verilmesinin ise dinen uygun olmadığı hatırlatıldı.
Fitre, Ramazan Bayramı’nın birinci günü tan yerinin ağarmasıyla birlikte vacip hale geliyor. Ancak Diyanet, ihtiyaç sahiplerinin bayram öncesinde hazırlık yapabilmesi için fitrenin Ramazan ayı içinde verilmesini öneriyor. Bayram namazından önce ödenen fitrenin amacına daha uygun olduğu belirtilirken, zorunlu durumlarda bayram sonrasında da ödeme yapılabileceği ifade ediliyor. Diyanet, fitrenin alt sınırının 240 TL olduğunu, üst sınırı bulunmadığını açıkladı. Maddi durumu uygun olan kişiler, kendi günlük gıda harcamalarını dikkate alarak daha yüksek miktarlarda fitre verebiliyor. Fitre, nakdi olarak verilebildiği gibi gıda, erzak veya benzeri ayni yardımlar şeklinde de ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabiliyor.
Fitre, Ramazan Bayramı’na ulaşan ve mali gücü olan kişilerin yerine getirdiği ibadet olarak tanımlanırken; fidye, sağlık sorunları, yaşlılık veya kalıcı hastalık nedeniyle oruç tutamayan kişilerin ödemesi gereken mali yükümlülük olarak ayrılıyor.
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
MHP’de siyasi kırılma!
Tarkan Demir
Eskişehir’de emekli ne yiyecek?
Kerem Akyıl
Silahları evinizden uzak tutun!
Kaan Özcan
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bu bayram ihmalin bedeli ağır olmasın
Ümit Polatbaş
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
