TÜGVA’dan başka kimse ilgilenmedi

Cihan Yıldırım yazdı

16 Nisan 2018 09:28
A
a
Kütüphane Haftası geldi, geçti... Kimsenin pek umurunda olmadı sanki. Sıkıcı bir iki açıklama yapıldı o kadar. Kitaba, kütüphaneye ilgili kurumlar bile ilgisizdi! Sadece TÜGVA ‘kitabı ve okumayı’ gündemine alıp etkinlik yaptı. İyi ki de yaptı. En azından bazı kesimlere okumanın önemini hatırlattı. Aklımızda Harun Karacan’ın kitap okurken görüldüğü fotoğraf kaldı. Önemli bir fotoğraf... Keşke tüm yöneticiler kitap okurken görülseydi...
 
Akçasoy’da aradığımız enerji var
Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Nuray Akçasoy’u ES TV’de konuk ettik. Geçtiğimiz günlerde Türkiye Kent Konseyleri Birliği Dönem Başkanlığını üstlenen Akçasoy ile program vesilesiyle yaklaşık iki buçuk saat geçirdik. Programda elbette önemli şeyler konuşuldu ama asıl önemlisi Akçasoy’un tarzı ve kullandığı dildi. Kimseyi ötekileştirmeyen... Herkese ve her şeye saygılı... Nezaketi asla elden bırakmayan... En can alıcı konularda bile ‘kırıcı’ olmayan... Birlikte yaşamaya gönülden inanmış... Herkesten öğreneceği bir şeyler olduğuna inanan... Eleştiriye son derece açık... Bu özellikleri daha ilk dakikada hissediyorsunuz. O kadar gergin ve dışlayıcı kimselerle bir araya geliyoruz ki... Akçasoy gibilerin yaşadığına inancımız neredeyse tükenmişti. Nuray Hanım’ın kapsayıcı ve samimi üslubunun en az yaptığı hizmetler kadar değerli olduğunu düşünüyorum. Enerjisi bana ve arkadaşlara iyi geldi. Umarım ekrandan da izleyenlere ulaşmıştır.
 
Kazım Kurt’un ihtiyacı olan...
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, dördüncü yılını değerlendirdi. Toplantıda yaptıklarını ve engellemeler nedeniyle yapamadıklarını anlattı. Engellendiği işleri bir kitapçıkta toplamış. O kitapçığa göz atınca Kurt’un acilen ‘düzeltmene ihtiyacı var’ dedim. Aslında ihtiyacı olan düzeltmen mi, ona da karar veremedim. En iyisi ben anlatayım siz karar verin.
  • Kurt, bölgeye önemli müzeler kazandırdı. Hayli ziyaretçisi var. Kültür ve Turizm Müdürlüğü yazı gönderip ‘müze’ diyemezsiniz galeri diyeceksiniz’ dedi...
  • Çocuklara yardımcı olmak için etütler düzenledi. Milli Eğitim Bakanlığı ‘etüt’ diyemezsiniz, dedi
  • Yine aynı şekilde ‘kurs’ açtı. Kurs diyemezsin dediler. Atölye diyeceksiniz dediler.
  • Belediye yaşlı bakım merkezi açtı. Sağlık Müdürlüğü ‘bakım merkezi’ diyemezsin, dedi.
Şimdi siz söyleyin. Kurt’un neye ihtiyacı var. Düzeltmen? Çevirmen? Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü Mezunu birine?
 
Ahmet Ataç’ın toplantısı nasıl olurdu!
  • Ahmet Ataç da tıpkı Kazım Kurt gibi değerlendirme toplantısı yapsa...
  • İlk bölümde yaptıklarını anlatsa...
  • İkinci bölümde engellenen projelerini anlatsa
  • Kim ya da kimlerin engel olduğunu açıklasa...
  • Hatta Kurt gibi tüm bunları bir ‘kitapçıkta’ toplasa...
  • Kitabın ‘kahramanları’ muhtemelen AK Parti ya da bir AK Partili olmaz!
  • Partisinden biri olabilir, yanında gibi gözüken birileri olabilir, ‘Kardeşim Ahmet’ diyenler olabilir, ‘Ahmet Abi’ diye hitap eden birileri olabilir...
 
Böylesi ‘cılız’ tepkiler cesaret verir!
Adamın biri çıkıp “Kütahyalı erkekler Eskişehir’e çapkınlığa gidiyor” diyor. Kahvede falan yapılan bir sohbet değil. Söyleyen de ‘sıradan’ biri değil. AK Parti Kütahya İl Başkanı Ali Çetinbaş. Bir hafta boyunca bu şahsa verilen tepkiler son derece cılız kaldı. CHP İl Başkanı Sinan Özkar, AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı İbrahim Yılmaz Kaynarca, Büyükşehir Meclisi’nin CHP’li Üyesi Emre Genç... Ve son olarak ETB Lideri Murat Diri... En net açıklamayı Diri yaptı. Umarım sonuç alırız. Daha önce de kentimiz için böyle yakışıksız sözler söylenmişti. Yüksek sesle ‘dur’ demeliyiz. Aksi halde bu tür çirkin yakıştırmalar devam edecek... Burada iktidar partisi temsilcilerine büyük iş düşüyor.
 
Dört ay önceki dilekçe işleme konulsaydı...
Osmangazi Üniversitesi’nde dört kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıyı ‘anlamak için’ çabamız devam ediyor. Meselenin karmaşıklığı ortada ama çözülemeyecek bir ‘sır’ değil sonuçta. Adım adım gidersek varsa kusuru olanları buluruz. Bu saldırının tam olarak aydınlatılması bir daha böyle bir olay yaşanmaması adına çok önemli. FETÖ ile ‘gerçek’ mücadele için de bu saldırı aydınlatılmalı. O halde bazı sorular soralım.
  • Katil Volkan Bayar hakkında defalarca şikâyet dilekçesi verilmesine rağmen işlem yapılmadığı iddia ediliyor. Ulaşabildiğimiz ilk dilekçe OGÜ’ye 27 Aralık 2017’de verilmiş. Bayar’ın müfteri olduğu iddia ediliyor. Gelişmelere baktığımızda bu dilekçe sonrasında harekete geçilmediği anlaşılıyor
  • OGÜ’den sonuç alınamayınca yine Bayar’ın müfteri olduğunu iddia eden bir dilekçe 30 Ocak 2018’te YÖK’e veriliyor. Aynı konuda 1 Şubat’ta da dilekçe veriliyor YÖK’e... YÖK iki dilekçeyi de vakit kaybetmeden 8 Şubat’ta OGÜ’ye gönderiyor. Bu dilekçeler de OGÜ yönetimini harekete geçirmemiş!
  • YÖK’e bir dilekçede 14 Temmuz 2017’de veriliyor. Bu sefer katilin kamuyu girişinin usulsüz olduğu iddia ediliyor. Bu dilekçe de iki hafta sonra üniversiteye sevk ediliyor. İşlem yapılıp yapılmadığını, yapılmadıysa neden yapılmadığını ‘şimdilik’ bilmiyoruz
  • OGÜ yönetimini harekete geçiren dilekçe ise 23 Mart 2018’te merhum Yasir Armağan tarafından veriliyor. Saldırganın müfteri olduğuna dair... Dört gün sonra soruşturma açılıyor. Bayar’a ‘cinayetleri işleten’ çağrı kâğıdı işte bu dilekçe nedeniyle gidiyor.
  • 27 Aralık’ta üniversiteye verilen dilekçe ‘işleme konulsaydı’ böylesi bir katliam yaşanır mıydı?
  • Sorular sormaya devam edeceğiz...
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat