alexa
Fast Express tepe banner kampanya

Su için irade!

Yakın geleceğin en büyük sorunlarından bir tanesi de su olacak.

16 Aralık 2020 09:01
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk
Yakın geleceğin en büyük sorunlarından bir tanesi de su olacak.
Öyle ki suya ilişkin bilimsel verilere dayandırılarak hazırlanan ve insanlığın tehlikenin farkına varması amacıyla yayınlanan birçok belgeselde, su kaynaklarının tükenebileceği ve bu noktada şimdiki petrol savaşları gibi su savaşlarının yaşanabileceği anlatılıyor.
 
*
 
Bunu niye anlattım?
Şöyle açıklayayım.
Günümüzde bile çoğu ülkede su kaynakları bitmek üzere.
Ülkemizde ise her yıl, yaz aylarına girerken mevcut su kaynaklarımızın yetip yetmeyeceği tedirginliği hakim oluyor.
Ancak bu tedirginliğe rağmen bizler, suyu depolayabilmek adına yeterli sayıda ve büyüklükte baraj kurmuyoruz, su kaynaklarımızı inatla kirletmekten geri kalmıyoruz, teknolojinin bu kadar ileri olduğu bir çağda hala vahşi sulama yöntemlerini kullanıyoruz, uyarıları dikkate almıyor su kıtlığı yaşanabilecek zamanlarda suya en az ihtiyaç duyan tarım ürünlerini değil de suya en çok ihtiyaç duyan tarım ürünlerini yetiştiriyoruz.
 
*
 
Tüm bunları yaparken, geleceğimizi ise hiç düşünmüyoruz!
 
*
 
 
Şimdi...
Eskişehir’de gündeme gelen ciddi bir husus var.
Nedir o?
Su kıtlığı!
Peki neden?
Çünkü…
Devlet Su İşleri (DSİ), sulama kanalları dışında Porsuk Çayı’nın ana yatağına verilen su kapaklarını sonuna kadar açtırarak baraj su seviyesinin hızla düşmesine sebep oluyor.
Böylece Eskişehir’in en önemli içme ve kullanma suyu depolama alanı olan Porsuk Barajı, kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.
Öyle ki gidip baktığımızda, bazı alanların tamamıyla kuruduğunu görüyoruz.
 
*
 
Peki, Porsuk Barajı’ndaki su seviyesinin, geçtiğimiz yıllara göre en düşük seviyeyi görmesinin nedeni ne?
Yazımın başlarında anlatmaya çalıştım.
Su kıtlığının yaşanabileceği uyarısına rağmen çiftçilerimizin, suya çok fazla ihtiyacı olan ürünler yetiştirme ısrarı.
Başka nedeni yok mu?
Tabii ki var.
Aynı çiftçilerin bir bölümü elektrik parası ödememek için yeraltı suyu kullanmıyor.
Başka?
Damlama yöntemiyle tarım yapana aşk olsun!
 
*
 
O zaman söz konusu çiftçiler sulamayı nasıl yapıyor?
En ucuz ancak su kaynaklarımızın en hunharca kullanıldığı vahşi sulama yöntemiyle!
Bu çiftçiler nerede tarım yapıyor?
Polatlı’da!
Polatlılı çiftçi, vahşi sulamayı hangi suyla yapıyor?
Porsuk Çayı’ndaki suyla.
Peki, Porsuk Çayı’ndaki su, Porsuk Barajı’nda depolanmak yerine nasıl oluyor da Polatlı çiftçisi kullansın diye verilebiliyor?
Bakın bu soruyu, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen nasıl yanıtlıyor:
Polatlılı ekiciler hükümet ve Ankara bürokrasisine yaptıkları siyasi baskı ile Eskişehir DSİ Bölge Müdürlüğü’ne verdirilen talimatlarla, sulama kanalları dışında Porsuk’un ana yatağına verilen su kapaklarını sonuna kadar açtırarak baraj su seviyesinin hızla düşmesine sebep olmaktadırlar. Bu durum karşısında Eskişehirlilerin ve belediyelerin uyarıları ile şikayetleri karşısında yetkili idarecilerin Ankara baskısı karşısında susmaları dikkat çekicidir.”
 
*
 
Büyükerşen’in açıklamasını net bir anlatımla sunmak istiyorum.
Polatlılı çiftçiler Ankara’da görev yapan AK Partili siyasilere ve bürokratlara baskı yapmış. Bunun üzerine DSİ’ye talimat verilerek Kütahya ve Eskişehir’i besleyen suyun gönderilmesi gereken orandan daha fazla gönderilmesi sağlanmış. Ancak bu duruma ne vali, ne de Eskişehir’de görev yapan AK Partili milletvekilleri itiraz etmemiş. İtiraz etmediği gibi suskun kalmış.
 
*
 
Yazımın sonuna yaklaşırken şunu ifade etmek istiyorum.
Polatlılı çiftçi, kuraklık uyarısına kulağını tıkamış, ısrarla suya çok ihtiyacı olan ürünler ekmiş.
Üstüne üstlük ne damlama sistemi kurmak ne de yer altı suyu kullanmak istemiş.
“Ben vahşi sulama yapacağım” demiş, “bana ne kuraklıktan” demiş, “bana ne milletin içeceği ve kullanacağı sudan” demiş, “ben işime ve cebime girene bakarım” demiş.
Ankara’da görev yapan AK Partili siyasiler ile bürokratlarda “he” demiş.
Eskişehir’de görev yapan AK Partili siyasiler ile bürokratlar ise bu vaziyeti görmemiş, duymamış, işitmemiş!
 
*
 
Buradan aşağıdaki isimlere çağrı yapmak istiyorum.
Sayın Valimiz Özdemir Çakacak.
AK Parti Milletvekili Sayın Nabi Avcı.
AK Parti Milletvekili Sayın Harun Karacan.
AK Parti Milletvekili Sayın Emine Nur Günay.
Ve hatta MHP Milletvekili Sayın Metin Nurullah Sazak.
Yaşamın en önemli unsurlarından olan suyumuzun hunharca kullanılmasına sessiz kalmayın, Porsuk Barajı’nın kurumaması ve şehrimizin susuz kalmaması için ‘Porsuk Baraj Gölü Sularının Kullanım Hakları’ sözleşmesinin uygulanmasını sağlayın.
Sağlayın ki, Ankara’dakiler irade görsün!
 
*
 
NOT: Okuduğunuz yazıyı, 28 Temmuz 2018’de kaleme aldım. Peki, bugün niye hatırlatma gereği duydum? Çünkü Porsuk Barajı, kış mevsimi yaşadığımız şu günlerde fecaat vaziyette! Baraj kurulduktan sonra sular altında kalan minare ve yapılar dahi gün yüzüne çıktı. Yani Porsuk, can çekişiyor! Geçimini balıkçılık yaparak karşılayan yöre halkı da perişan vaziyette; zira balıklar oksijensizlikten ölüyorlar! Elbette bu vahim tablonun oluşmasında yağış kıtlığının etkisi de var; ancak önemli ölçüde, yukarıda okuduğunuz yazının içeriğini oluşturan ve sorumsuzluk akan davranış biçimi bitiriyor Porsuk Barajını. Çare? Çare var. Çok basit, sorumlu kişiler sorumluluklarını yerine getirecekler!
 
Arıman masaustu reklami
1000
icon
Ali baba 16 Aralık 2020 12:57

Baraj yapılırmı beton ekonomisi beton.

1 3 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat