alexa
Fast Express tepe banner kampanya

O polislerin yüzünü bilmeyiz

Narkotik ekipleri, metamfetamin adlı son derece tehlikeli bir uyuşturucuyu yakaladılar.

17 Ağustos 2020 09:25
A
a

Narkotik ekipleri, metamfetamin adlı son derece tehlikeli bir uyuşturucuyu yakaladılar. Söz konusu uyuşturucu ucuz olması ve kuvvetli bağımlılık yapma potansiyeliyle en tehlikeliler arasında yer alıyor. Üstelik bu uyuşturucuları yerel çeteler kendi imkanlarıyla üretebiliyor.

İşte kahraman polislerimiz bu maddeden 4 litreye yakın bir miktarda yakalamış. Uyuşturucunun çok tehlikeli olması ve yakalanan miktarın bir hayli fazla olması, operasyonun önemini ortaya koyuyor. Narkotikteki polis kardeşlerimizi sokakta görsek tanımayız. Onlar futbolcular gibi şöhretli değiller. Her biri bizim isimsiz kahramanlarımız. Kim bilir kaç gözü yaşlı annenin acısını dindiriyorlar. Polis kardeşlerimiz rahat olsunlar; annelerden alacakları dualar kendilerine her iki cihanda da yetecektir. Bu kahramanlara ne kadar teşekkür etsek az.

Bu arada yeri gelmişken belirtelim; uyuşturucuyla mücadele tek cephede olmaz topyekûn olur. Ve topyekûn savaşta sivil yoktur; herkes bir askerdir. Gazetecisinden, doktoruna, öğretmeninden fabrika işçisine kadar hepimiz bu savaşın içindeyiz. Yani bütün yükü polise ve jandarmaya atıp, işin içinden sıyrılamayız.

Narkotik ekipleri 3,8 gram hint keneviri ele geçirmemiş, 3 kilo 806 gram sentetik uyuşturucu ele geçirmiş. Bu miktarda bir uyuşturucunun üretilmesi için ortada bir imalathânenin olması, ciddi bir hammadde tedariki sağlanması ve uluşturucuyu piyasaya sürecek sağlam bir organizasyonun olması gerekir. Tabii bütün bu zahmete katlanmak için ortada iyi paraların dönmesi gerekir. Yani söz konusu uyuşturucuya talebin olması gerekir. Eğer ortada böyle bir arz – talep dengesi varsa, Eskişehirliler olarak uyuşturucuyla mücadele etmemizin vakti çoktan geldi de geçiyor demektir.

Görüyoruz ki polis görevinin başında. Biz gazeteciler de göreve hazırız. Bütün sivil toplum kuruluşlarının, belediyelerin, valiliğin, akla gelen herkesin bu savaşta saf alması gerekiyor. Çünkü düşman çocuklarımızı hedef almış durumda...

Sadece ekmek zammı değil

2002 yılında iktidara gelmeden önce yoksulluğu kaldıracağını öne süren hükûmetimizin, şu sıralar halka umut olmadığı çok açık. Hoş "İktidar halkın umudu değil" derken, "Muhalefet halkın umudu" demek istemiyorum. Muhalefetin içinde bulunduğu durum ayrı bir konu.

Ancak vatandaşın gün geçtikçe iktidardan soğuduğunu da görmek lazım. Son olarak ekmeğe zam geleceğini öğrendik. Şimdi bazı ürünler vardır ki, vatandaşın ekonomi algısında çok önemlidir. Mesela hükûmetimizin market poşetlerinden 25 kuruş alması – bana kalırsa elbette – çok iyi bir uygulama. Size şaka gibi gelecek belki ama, sadece bu uygulama, 3 termik santrali kapatmış kadar faydalıdır çevremiz için...

Ancak o 25 kuruşun mevcut iktidara çok oy kaybettirdiğine kalıbımı basarım. İktidar gidip de benzine yüzde 0,5 zam yapsa, vatandaşın cebinden daha çok para çıkar. Ancak aynı vatandaş market poşetini kafaya takar.

Bunun gibi ekmek fiyatları da çok önemlidir. Ekmeğe yüzde 25 zam gelmesi, vatandaşın çocuğun okul masraflarının ikiye katlanmasından daha çok dikkatini çeker. Elektriğe yüzde 10 zam yapılsa, ekmeğe verilecek paradan daha fazlası vatandaşın cebinden çıkar. Ancak ekmek zammı algıyı değiştirir.

Türkiye yıllardır iyi icraatlarla değil, algıyla yönetiliyor. Ancak ekmek fiyatları gibi, koronavirüs maskelerinin dağıtılmasının becerilememesi gibi ve market poşetleri gibi basit algı operasyonlarında bile çok zorlanan bir yönetim var ortada. Joe Biden'ın 8 ay önceki zırvalamalarıyla, Ayasofya'da oyuncak kılıç sallamakla düzelmiyor bu işler. Bir şeyler değişiyor Türkiye'de... Mesele sadece ekmek zammı değil, mesele birilerinin artık topluma yön veremeyi becerememesi...

Hiçbir şey değişmeyecek

1999 depreminin üzerinden 21 sene geçmiş. "Büyük Deprem'den ders çıkarttık. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" demeyi çok isterdim. Ancak korkarım eğer ki yine büyük bir deprem olursa, yine büyük bir felaketle karşılaşacağız.

Aslında 17 Ağustos depreminden sonra toparlanmıştık. Büyük felaketlerden dersler çıkartmıştık. Mesela Bülent Ecevit – Devlet Bahçeli – Mesut Yılmaz Hükûmeti pek çok arsayı kamulaştırmışlardı. Kent merkezlerinde kamulaştırılan bu alanlar Deprem Toplanma Merkezi olarak işaretlenmişti. Ki milyarlarca doları bulan bu kamulaştırmalar, 2001 ekonomik krizinin sebeplerinden biriydi.

Daha sonra iktidar değişti ve o milletin kefen parasıyla aldığı alanlar, parsel parsel birilerine satıldı. Bana inanmıyorsanız AK Partili Bülent Arınç'a sorun. O anlatır size...

Bugün eğer ki İstanbul'da büyük bir deprem olsa, 16 milyon vatandaşımızın toplanacağı yer kalmadı. Çünkü sattık hepsini. Paralarını da çatır çatır yedik afiyetle...

Özetlemek gerekirse, "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" lafı, Türkiye'de koca bir palavradır. Vatandaş böyle saf olmaya devam ettiği müddetçe, bu memlekette hiçbir şey değişmez. Bu ülke Jet Fadılların, Sülün Osmanların, Deniz Fenerlerinin, Çiftlik Bank Tosuncuklarının cirit attığı yerdir. Vatandaş saf olmaya devam ettikçe, dolandırıcının biri gider, bir diğeri gelir.

Arıman masaustu reklami
1000
icon
ESKİŞEHİRLİ 18 Ağustos 2020 11:05

SAYIN KEREM BEYYY İKTİDARI KÖTÜLÜYORSUNUZ EYVALLAH AMA ESKİŞEHİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN VEYA TEPEBAŞI BELEDİYESİNİN VEYA ODUNPAZARI BELEDİYESİNİN YAPTIĞI YANLIŞLIKLARDAN DA BAHSEDERKEN GÖRMEK İSTERİZ SİZİ O ZAMAN GAZETECİLER İŞİNİN BAŞINDA DERSİNİZ OLUR MU ? ŞU AN BUNU SÖYLEMEK SİZE HİÇ YAKIŞMAMIŞ HATTA HALK ÜZERİNDE ALGI YARATIYORSUNUZ

2 0 Cevap Yaz
vahvah 17 Ağustos 2020 10:18

vah ki vah vah cambaza bak cambaza diyerek Türkiye nin önlenemeyen yükselişini değersizleştirmek isteyen aymazlar bilmiyorlar mı aynı gemide gidiyoruz bidenn ler yunanlılar macronlarla aynı dili konuşan zavallılar gücünüz ancak suriyeli mültecilere yeter

10 4 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat