Prof.Dr. Alper Çabuk

Kırsal

Prof. Dr. Alper Çabuk yazdı

8 Ocak 2018 09:27
A
a
2018 yılının ilk haftası geçti. Umarım dileklerimiz gerçekleşir ve 2018 yılı Dünyamız için, ülkemiz için çok iyi bir yıl olur. En hızlı tükettiğimiz şey zaman. Aslında tükenen zaman, tükenen yaşamlarımız demek. Ne yazık ki öylesine hızlı yaşıyoruz ki, bereketi kaçmış diğer şeyler gibi,  zamanın da hiç ama hiç bereketi kalmadı. Akıp gidiveriyor elimizden. Tıpkı akıp giden yaşamlarımız gibi. O kadar şuursuzca tüketiyoruz ki herşeyi, o tükettiğimiz şeylerin üretimi de çok hızlı olmak zorunda oluyor. Bu hız giderek üretimde daha fazla seri üretimi, seri üretim daha fazla makineleşmeyi ve otomasyonu gerektiriyor. Makinelerin hızına yetişmesi mümkün olmayan üretim sektöründe çalışan insanların yerini her geçen gün biraz daha fazla makine alıyor. Bu da artan nüfusla birlikte işsizlik oranlarının artmasına, gelir dağılımındaki adaletsizliğinin daha keskinleşmesine neden oluyor. Zenginler çok daha zengin oluyor, fakirler daha da fakirleşiyor. Diğer taraftan kırsal kesimde endüstriyel tarımla baş edemeyen halk, yaşadıkları yerleri terk edip, şehirlerde şanslarını aramaya yöneliyor. Şehir nüfusları kontrolsüzce artarken, kırsal nüfus giderek azalıyor. Tüm dünyada kırsaldan kente öyle hızlı bir göç var ki, bu göçün sonucunda kontrolsüz büyüyen kentlerde de sorunlar içinden çıkılmaz hale geliyor, kentlerde işsizlik ve çarpık kentleşmeye bağlı olarak afet maruziyet riskleri artıyor. Hem şehirlerde sorunlar artıyor, hem de kırsal nüfus yalnızlaşıyor, kente göçse de çaresizleşiyor.

Geçen hafta Anadolu Gazetesinde çıkan bir haber bu yargıyı doğrular nitelikte. Haber Seyitgazi İlçesine bağlı Boyalı Köyünün bu göçlerden nasıl etkilendiği üzerine. Habere göre önceden 60 hanenin bulunduğu köy, şimdilerde harabe evlerle dolmuş durumda ve herşeye rağmen köyünü bırakmayan Erdoğan Koca ise eşiyle birlikte kendilerinden başka kimsenin kalmadığı köyde yaşamaya devam ediyor. Erdoğan beyin iki oğlu da yatılı okullarda eğitimine devam edince, köyde eşi ve kendisi dışında kimse kalmamış. Hayvancılık yaparak geçimini sağlayan Erdoğan beyin köyü, nüfusun azalmasından dolayı şu anda Numanoluk köyüne bağlanmış ve köyde düzgün bir yol ve su şebekesi ise bulunmuyormuş. Numanoluk Köyü Muhtarı Selahattin Gülşen ise, konuyla ilgili olarak, "1985'de Numanoluk tarafına baraj geldi. Barajın geldiği tarihlerde genç nesil Eskişehir'e akın etmeye başladı. Buralarda kimse kalmadı. Erdoğan kışın Kırka'ya gitti, yazın geri geldi. Ardından buraya geldi ve hayvancılık yaptı. Yakın zamanlara kadar 3-4 hane vardı. Onlar da çocukları gidince gittiler. Buranın ilk sıkıntısı yol. Yol var ama asfaltlanması gerekiyor. Suları da yok. Eski köyde 5-6 hane kaldı. Yeni yerleşim yeri aldığımız köyde 40-50 hane oldu. Burada da 1 hane var" diye konuşuyor.

Fazla söze gerek yok. Kalkınma kırsaldan başlar ve kırsalı kalkındırmadan sürdürülebilir bir kalkınma sağlanamaz. Kırsaldan kentte göçü durduramazsan ne işsizlikle mücadele edebilirsin, ne kentsel sorunlarla ve çarpık kentleşmeyle… Diğer taraftan ne afet maruziyet riskini düşünebilirsin, ne de  pazarda satılan et, sebze ve meyve fiyatını kontrol edebilirsin…
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat