alexa
Eskişehirspor'a destek ol, SMS gönder

Güzel ve umutlu bir gündü

Cihan Yıldırım yazdı

25 Eylül 2018 09:30
A
a
Yaklaşık 15 yıldır gazetecilik yapıyorum. Bu süre zarfında iyi-kötü günler geçirdim. Umutlu ya da karamsar olduğum zamanlar oldu. Korktuğum anlar da oldu... Bütün bedenimin umutla, heyecanla dolduğu anlar da yaşadım.
Çok sevdiğim mesleğimin getirdiği, neden olduğu ve yaşattığı her şeye ‘eyvallah’ dedim...
Cumartesi yine mesleğimden kaynaklı ama bu kez şahsi bir mutluluk yaşadım. İki yönden mutlu oldum. Birazdan anlatırım, önce hikayeyi kısaca anlatayım. Perşembe günü arkadaşlar “Hürriyet’ten Ertuğrul Bey sizi arıyor” notu iletti. Dönüş yaptığımda arayanın Ertuğrul Özkök olduğunu öğrendim.
Özkök, Sümeyye Boyacı ile ilgili 17 Ağustos’ta yazdığım köşe için beni aramış. Hikayeyi yayınlamak istediğini ifade edip konuyla ilgili bazı fotoğraflar istedi.
Özkök’ü gökte ararken yerde bulmuştum.
Örnek aldığım yönleri vardı, gazeteciliğine saygı duyduğum bir isimdi. Çok şey öğrendim kendisinden... Bir gün bir yerde karşılaşırsak kuru bir teşekkür etmeyi planlıyordum. O teşekkürü hemen ettim.
Ben Özkök kadar kendini eleştiren, eleştiriye açık, dobra gazeteci çok az gördüm. Bu yönünü örnek aldım. Ve bana çok şey kattığını düşünüyorum. Aynı şekilde Ahmet Taşgetiren, Ahmet Hakan, Mehmet Ali Birand isimlerden de çok şey öğrendim. Birand’a koluma taktığım ‘sarı saat’ ile teşekkür ediyorum. Taşgetiren ve Ahmet Hakan’a hala borçluyum!
Özkök, ‘Herşey o gün bu havuzun başında o dakika başladı’ başlıklı 22 Eylül tarihli Hürriyet’teki köşesini tamamen Sümeyye’ye ayırmıştı.
Yazısına “Hikayeyi anlatan kişi kimdir, anlattığı kişi kimdir size sonunda söyleyeceğim. Önce bu harika gerçek hayat hikâyesini dinleyelim” diyerek başlayan Özkök, 17 Ağustos tarihli yazımı olduğu paylaştıktan sonra bazı eklemeler yaptı.
Özkök, yazının sonuna “Bu çocuğun arkasındaki gizli kahraman kimdi” başlığıyla “Bu çocuğun adı Sümeyye Boyacı. O artık 15 yaşında genç bir kız... Türkiye onu Dublin’de düzenlenen 2018 Avrupa Paralimpik Yüzme Şampiyonası’nda kazandığı altın madalya sayesinde tanıdı. Kanatsız Sümeyye’nin ‘uçmasını’ sağlayan ise Anadolu Üniversitesi Konservatuarı öğretim görevlisi Amine Aygistova’ydı...  Ve Dublin’de şampiyonluğa giden yol, işte bu fotoğrafta gördüğünüz havuzda, o küçücük ayakların suya değdiği an başlamıştı...” notunu ekledi.
Aynı yazıda “Bu kahramanı bize tanıtan gazeteci” başlığıyla “Bu yazıyı bana Urla Şarapçılık’ın başındaki arkadaşım Can Ortabaş gönderdi. Yazıyı yazan kişi Cihan Yıldırım’dı... Anadolu’dan bir gazeteci... Eskişehir Anadolu gazetesinin genel yayın yönetmeniymiş. Hemen arayıp konuştum. Olağanüstü güzel ve dramatik bir üslupla yazmıştı bu hikâyeyi. Fotoğraflarını istedim. Sümeyye için büyük çabalar harcayan kadını tanımak istedim. Hepsini gönderdi” notu vardı.
Son olarak “Teşekkürlerim” notuyla “Bu ülkede yaşayan bir insan olarak... Azmi ve kararlılığı için Sümeyye’yi ve onu destekleyen ailesini kutluyorum. Bu olağanüstü çabası için Amine Aygistova’ya minnetlerimi ifade ediyorum. Katkılarından dolayı Cumhurbaşkanı Gül’e, Türk Hava Yolları’na, o dönemin Eskişehir Valisi Kadir Çalışıcı’ya ve havuzunu açan Anemon Otel’e teşekkür ediyorum. Bu olağanüstü insanlık hikâyesini bu kadar güzel yazdığı için meslektaşım Cihan Yıldırım’la da gurur duyuyorum” cümlelerini paylaştı.
İşte benim için ‘güzel ve umutlu gün’ bu yazıyla başladı. Mutlu olmamın iki yönü var demiştim. İlki elbette Ertuğrul Özkök gibi bir gazeteci tarafından takdir edilmek... Sümeyye’nin ardından bir ‘madalya’ da ben kazandım.
Gazeteciliğin ne olacağının, nereye gideceğinin tartışıldığı, az çok hepimizde karamsarlık hakim olduğu bir dönemde Özkök’ün bu takdiri benim için farklı şeyler ifade ediyor. Güç aldık, moral bulduk, umutlandık... Teşekkür ediyorum.
Mutlu olmamın ikinci nedeni ise arayıp soranlar, mesaj atanlar, Özkök’ün yazısını ‘güzel cümleler’ ekleyerek paylaşanlar... Başta Sümeyye olmak üzere herkese çok teşekkür ediyorum.
 
1000
icon
DOST 25 Eylül 2018 09:52

TEBRİKLER

0 0 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat