alexa
Fast Express tepe banner kampanya 2

Çivisi Çıktı

Bazen ülkeye, yaşanan hayatlara, özellikle sosyal medyaya bakınca sadece Eskişehir meseleleri ile ilgili bir köşe yazmaya epey zorlanıyorum.

20 Nisan 2022 08:44
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk
Bazen ülkeye, yaşanan hayatlara, özellikle sosyal medyaya bakınca sadece Eskişehir meseleleri ile ilgili bir köşe yazmaya epey zorlanıyorum.
Çünkü Eskişehir olarak biz aynı otobüsün tek bir koltuğuyuz. Otobüs freni bozuk bir şekilde yokuş aşağı giderken buna seyirci kalabilmenin, o tek koltuğu kurtarmanın, emniyete almaya çalışmanın pek de akıl işi olmadığı ortada.
 
Şu an şehrin yolları altın kaplama olsa, şehirdeki herkesin bir eli yağ diğeri bal içinde olsa ve Eskişehir insanları en mükellef sofralarda en şatafatlı evlerde yaşasa ne olur?
 
Eskişehir’e her gün 250 uçak seferi olsa, çevreyolu 18 şeride çıkarılsa, Eskişehirspor şampiyonlar ligi şampiyonu olsa ne fark eder, mutsuzluktan kurtulabilir miyiz diye düşünmeden edemiyorum.
 
Çünkü ülke yangın yerine dönüşmüş durumda.
Bir yanda gerçek bir ekmek kavgası, diğer yanda tehlikeli sınırlarda gezen mülteci sorunu var.
 
Adalete güvenen kalmadı, eğitim ve öğretim can çekişiyor, tarım politikası içler acısı bir durumda.
 
Yıllarca övünülen sağlık sistemi çöküyor, vatandaş doktorlardan nefret eder hale geldi.
Üniversite bitirmenin herhangi bir anlamı kalmadı.
 
Hak ederek bir yere atandığını düşündüğümüz, derde derman olacak kadar konuya hakim dediğimiz bir bürokrat, yönetici bile kalmamış durumda.
 
Yahu ülkenin futbolu bile Uganda standartlarının altında şike, kolpa, siyasi lobinin sirayet ettiği saçma sapan ve sahipsiz bir yönetim anlayışla çöktü, gitti.
 
Sanatımız, edebiyatımız, müziğimiz, şiirimiz yani sanatçı, yazar, müzisyen, şairimiz bile can çekişiyor memlekette. Bir yere kadar türkülerin ekmeğini yiyen, sol tandasın türküleri ile gelenlerin gözden düşünce saray sofrasında dalkavukluk yarışından ya da muhalif kanadın puanlarını toplama derdine düşerek, söylemi ile eylemi birbirine tezat isimlerle sanata dair ne üretilebiliriz ki…
 
Cehaletin tırmandığı, insanlığın hızlıca ivme kaybettiği ve samimiyetsizlik yarıştırılan en önemli mecra ise sosyal medya.
 
Sosyal medya hepimizi esir eden modern çağın deccali olarak adeta insani erdemlerimizi boşaltıyor.
 
O kadar garip ki yaşadığı ömre bir eşek kadar faydası olmayan bazıları kendini her canlıdan üstün görüyor.
 
Kendi ismiyle paylaşım yapmaktan korkanlar gazetecilere cesaret testi yapmaya kalkıyor.
3 satır yazıyı okumaktan aciz olanlar beyin cerrahına ameliyat öğretiyor.
Dolmuşta para üstü gelmese sesini çıkarmaya utananlar twitter paylaşımında aslan kesiliyor. Kimileri doğruluğundan emin olmadığı bir iddia ile otomatik linçlerin parçası oluyor. Kimileri ise sırf dikkat çekmek uğruna içindeki kötüyü besliyor ve mesela sokaklardaki köpek sorununu onların öldürülerek, işkence edilerek çözüleceğini söyleyecek kadar ayarını kaçırmış halde. Çünkü bu kötü düşüncelere dahi popülist birine destek vereyim, yaranayım diyen başka kötüler var.
 
Ülkenin TV’leri, dizilerini yani kitle iletişim araçlarını hiç sormayın.
Bir kere Türkçe diye bir dil kalmadı. Ne olduğu anlaşılmayan bir dil ile Türkçeye ihanet eden, anadiline düşman isimler TV ekranlarının gediklisi olmuş durumda.
 
Hayattaki tek meziyeti poposu olanlar oturup saatlerce bir başka şarkıcının külotunu tartışıyor.
 
Polisin işini bir kadın yapıyor. Hiçbir yetkili de demek ki biz olayları çözemiyoruz, kayıpları bulamıyoruz, zayıfız, bu program aslında bizi aşağılıyor diye düşünmüyor. Üstüne bu programa destek veriyor. Bu kadın ise hem de karşısına çıkarılan her garibana tepeden bakıp ona milyonlarca insan önünde hakaret edebilecek kadar cüretkâr hem bundan ötürü kendisine sorgulamadan kahraman diye arka alanlar olduğunun farkında.
 
Dizilerin hemen hepsinde kadınlar entrikacı, yuva yıkan, şeytanla işbirliği yapan bir rolle izleyici karşısına çıkarılıyor.
Erkeklerin hemen hepsi zengin, çalışmadan lüks içinde yaşayan, plazada yaşayan ve katil bile olsa pek yakışıklı, pek haklı, aman ona bir şey olmasın rolünde biliyorsunuz değil mi?
 
Amaç iç dökmekse sayfalar dolusu yazabilirim, konuşabilirim. Ama bu yazdıklarım özne olarak yeterli diye düşünüyorum.
Çünkü bu benim değil aslında hepimizin her gün daha mutsuz, daha yorgun, daha huzursuz olmasına neden olay detaylar bütünü.
 
Hiç birimiz günahsız, hiç birimiz masum değil tabi ki…
Ama bazı yerlerde durmamız, serin kalmamız ve kendimizi bu nehrin akışına bu kadar kolay teslim etmememiz lazım.
 
Son olarak birkaç satır daha özel bir konuya değinmek istiyorum.
 
Bakın geçim sıkıntısı kaos ile içinden daha çıkılmaz bir hale gelebilir. Kaoslar ise her zaman iktidarın işine gelir.
 
Son zamanlarda birilerinin bile, isteye harladığı sığınmacı provokasyonu doruğa çıkmış bir durumda.
 
Bir yandan doğru, yanlış ama bizi öfkelendiren ve gergin bir ok gibi sinir uçlarına dokunan haberler pompalanıyor. Bu haberleri pompalayanlar sonra bu gerildiğini bildiği insanlara hümanizm adı altında masallar anlatmaya kalkıyor, yani mültecileri yanlış yer ve zamanda savunarak gerginliğe ince ayar yapıyor.
 
Korkuyorum çünkü haklıyken haksız duruma düşmemiz ve toplumsal kaos için birilerinin ilk taşı atması bekleniyor. Farkındayım ama bu durumu değiştirecek kadar etkili değilim.
O yüzden sürekli herkesi uyarmaya, itidalli olmaya çalışıyorum.
 
Evet, ülkede ciddi hatta geleceğimizi tehdit edecek kadar büyük bir sığınmacı krizi var. Hükümet bu göç sorununu yönetemiyor, kontrolden çıkmış durumda.
Ama bu bireysel değil, öfkeyle, şiddetle değil ancak ve ancak bir plan ve politika dahilinde çözülebilir. 10 senede bu noktaya gelen şey 2 günde çözülmez, unutmayın.
 
Birilerinin ekmeğine yağ sürmeyin.
 
 
 
 
Ariman web reklam 2
ECC Tur
1000
icon
Kadir zaim 20 Nisan 2022 22:14

Çok düşündüm: Sallayan mı utanmalı, onun sallamasında boncuk bulan elverişli kitlere havuç uzatan mı utanmalı

0 0 Cevap Yaz
Fm 20 Nisan 2022 20:32

Günaydın

0 0 Cevap Yaz
Hong Kong 20 Nisan 2022 09:52

Toplum çok ciddi bir ahlâki çöküntü içerisinde, iyi ve kötü diye bir kavram kalmamış. Sadece senin suçlun benim suçlum, senin partin benim partim, senin yolsuzun benim yolsuzum, senin hırsızın benim hırsızım diyerek fanatik bir yaklaşım ile olaylara bakıyoruz. En kötüsü de budur. Fanatikliğin bir üstü, holiganlık onun bir üstü magandalık onunda bir üstü teröristlik oluyor. Amaaaa ama ama... Kime göre, neye göre insanlar bu sıfata layık hale geliyor birilerine göre kendinden olmayan herkes terörist mesela. Terör kavramının bile içini boşalttılar. Millet ise ekranlarda milyonlarla oynayan mandrakelerden adalet bekliyor, kendisini soytarı ediyor

2 11 Cevap Yaz
Kral

Ahlaktan bahsedip ahlaksızlar ile sırt sırta vermek karakter zafiyetini belli ediyor.

2 2
Hong Kong

Yok kardeş rica ederim, o senin karakterinin zayıflığıdır olsa olsa.. yoksa kişi kendinden bilir işi lafını hiç duymadın mı ?

0 0
Bu riya neden peki ? 20 Nisan 2022 09:41

Polisin işini kadının biri yapıyor, çok doğru bir tespit valla helal olsun. Bir yetkili bile çıkıp bizim itibarimızla oynanıyor, bizi halk karşısında aciz gösteriyor demiyor. Hele hele devlet içinde devletçilik yapan bu kadın bir çok vatandaş tarafından itibar görüyor, şakşaklanıyor. Mesela biz vatandaş olarak çakarlı arabalarla gezip, belimize silah, elimize telsiz alıp devriye atsak ve bunu asayiş için yaptığımızı beyan etsek, devlet içinde devlet kurmak başta olmak üzere, terör suçundan, yasadışı örgüt suçundan, devletin itibarına saldırı suçundan, anayasaya muhalefet suçundan ve bir çok suçtan yargılanır, gün yüzü göremeyiz. Ama başkaları televizyonlarda hem hakim hem savcı hem polis olunca bu iş sanırım legal hale geliyor. Üstüne Yüzlerce milyar tl maaş almalarıda cabası. İşte size Yeni Türkiye..

1 7 Cevap Yaz
eses 20 Nisan 2022 09:25

işiniz gücünüz topluma karamsarlık pompalamak. Bugün Ukrayna'da suruye de ırak ta olsaydınız ne yazardınız bilmem

11 4 Cevap Yaz
asdas

Çıkarın şu at gözlüğünü artık. Yeter millete yapılan bu zulüm

2 9
Özer 20 Nisan 2022 09:22

Günümüz toplumunun yozlaşmasını anlatan güzel bir yazı olmuş

2 9 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Göksel Tantuni Eskişehir