alexa
Eskişehir Keskin Grup

CHP’yi eritme, DSP’yi diriltme gayreti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu öyle enteresan işler yapıyor ki, deyim yerindeyse CHP’yi eritmek için üstün bir gayret içerisine giriyor

8 Şubat 2019 08:13
A
a
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu öyle enteresan işler yapıyor ki, deyim yerindeyse CHP’yi eritmek için üstün bir gayret içerisine giriyor. Kılıçdaroğlu’nun ittifak bahanesiyle gerçekleştirdiği hamleler, CHP haricinde parlamentoda yer alan partilerin çıkarına olurken, can çekişen ‘küçük’ partiler için de ‘diriltme iksiri’ etkisi yaratıyor.
*
Bu noktada DSP’yi örnek vermek istiyorum… DSP’nin eski DSP olmadığını, ‘ideolojisi dışında farklı bir organizasyon’ tarafından yönetildiğini, muktedirlerce desteklenen bir parti haline geldiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Öyle ki, DSP merkezli şöyle bir plan yapıldığı konuşuluyor: Muktedirler, yerel seçimlerle birlikte DSP’ye can suyu verecek; yerel seçimlerden sonra şahlanmasını sağlayarak CHP çatısı altında örgütlenmiş ‘sol’ oyları iki kutba ayıracak. Dolayısıyla bölünmüş, birbirine muhalefet eden, buna bağlı olarak iktidarla mücadele edecek vaziyeti kalmayan, zamanla eriyip gidecek bir ‘sol’ yapı meydana getirme amacındalar, muktedirler.
*
Niye? Şöyle anlatayım… Hani birileri ‘bu ülkede beka sorunu var’ diyor ya... Aslında ülkenin beka sorunu yok, iktidarda bulunan muktedirlerin ve inşa etmeye çalıştıkları Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin beka sorunu var. Yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin olgunlaştırılması, parlamenter demokratik sistemden iyice uzaklaşılması ve tek parti yönetiminin sağlamlaştırılması açısından bir hayli önemli. İktidardaki muktedirlerin bunu başarmasının en önemli yolu ise yerel seçimlerde kazanılacak ezici bir zaferden geçiyor. Bunun için ulusal ve uluslararası yandaşlarıyla beraber ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.
*
İşte, muktedirlerin, yerel seçim zaferi ve sonrası için ihtiyacı olan, her anlamda kullanabilecekleri, aklınıza gelen her konuda destek verdikleri, rahmetli Bülent Ecevit’in çizgisinden tamamıyla çıkan bir DSP var şu an. O halde… “İdeolojimiz dışında hareket edebiliriz” diyen DSP, muktedirlerin beka sorununu ortadan kaldırma yolunda 
kullanışlı enstrümanlardan biri, öyle değil mi?
*
Bu noktada, ‘birilerinin aklıyla yönetildiği’ artık yüksek sesle dillendirilen, ‘kendi bekası için’ partiyi kutuplara ayıran Kemal Kılıçdaroğlu, muktedirlerin ekmeğine yağ sürüyor, ölmüş bir DSP’yi diriltmek için canhıraş gayret gösteriyor, CHP’nin ise temeline dinamit koymaya çalışıyor. Tüm bunları yaparken de ‘ittifak bahanesinin’ ardına sığınıyor.
*
Bakın, Kılıçdaroğlu’nun yıkıcı politikaları yüzünden, CHP’li olup da DSP’ye geçen ya da geçmek üzere olan isimler var. Bu isimlerin bazıları CHP’li mevcut belediye başkanları, bazıları ise hak edip-söz verilip aday yapılmayan CHP’li güçlü isimler.
*
Bu isimlerden bazılarını sıralayalım: -Foça: Gökhan Demirdağ -Menemen: Tahir Şahin -Ortaca: Hasan Karaçelik -Marmaris: Ali Acar -Şişli: Mustafa Sarıgül -Gaziantep: Celal Doğan -Bandırma: Dursun Mirza -Kırklareli: Mehmet  Kesimoğlu -Edremit: Kamil Saka -Kartal: Altınok Öz -Kadıköy: Aykurt  Nuhoğlu
*
Son söz: Muktedirler tarafından gerçekleştirilen ve Kılıçdaroğlu’nun bilerek ya da bilmeyerek destek verdiği bu plan, eğer tutarsa, vay solcuların haline! 

Karacan ve Doğan barışmalı

AK Parti MKYK Üyesi ve Eskişehir Milletvekili Harun Karacan seçim sahasına çıktı. Özellikle AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Burhan Sakallı ve AK Parti Tepebaşı Belediye Başkan Adayı Hasan Tuç’la beraber çalışma yürütüyor. Ancak Karacan’ı, AK Parti Odunpazarı Belediye Başkan Adayı Volkan Doğan’la göremiyoruz. İki ismin arasında bir sorun 
olduğunu biliyoruz. Ancak bu sorun, tüm adayların aleyhine işliyor. O nedenle bir an önce sorun çözülmeli, Karacan ve Doğan bir araya gelmeli. Ya Karacan abilik yapıp ‘gel kardeşim buraya barışalım’ demeli; ya da Doğan, Karacan’ın küçüğü olarak, ‘Harun abi senden yana olanları unuttum, benim kusurum varsa af ola, barışalım’ diyerek zeytin dalı uzatmalı.

Cumhur tıkır tıkır Millet kör topal


AK Parti, kendi içerisinde ciddi bir dağınıklık yaşıyor. Belediye başkan adayları ve milletvekilleri arasında bölünmüşlük söz konusu. Tabi bu bölünmüşlük hali, doğal olarak teşkilatın da belli saflara ayrılmasına neden oluyor. Ancak buna rağmen Cumhur İttifakı, tıkır tıkır işliyor. AK Parti ve MHP, sorunsuz bir biçimde paylaşımını yaptı. Her iki partinin üst düzey yöneticileri söylem ve eylem birlikteliği yaparak birbirlerinin adaylarını destekliyor. Ya CHP? AK Parti’den daha az olsa da, CHP örgütü, milletvekilleri ve belediye başkanları arasında da belli ölçüde sorunlar var. Dahası, Millet İttifakı kör topal işliyor. CHP ile İYİ Parti, paylaşım yapmakta bir hayli zorlandı. Sancılı bir süreç yaşandı. Partiler arasında atışmalar, yıkıcı söylemler meydana geldi. İYİ Parti’nin Odunpazarı’nda CHP’li Kazım Kurt’a karşı aday çıkarması da bunun tuzu biberi oldu. 

Eskişehirspor birleştirir

AK Parti Milletvekilleri Nabi Avcı ve Emine Nur Günay ile CHP Milletvekilleri Utku Çakırözer ve Jale Nur Süllü, Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu’nu ziyaret etti. Farklı partilerden olan milletvekillerinin bir arada gerçekleştirdiği ziyaretin ortak amacı, Eskişehirspor’du. Vekiller, Bakan Kasapoğlu’ndan, Eskişehirspor’a destek vermesini istedi. Bu gelişmeyi ciddiye alıyorum. İktidar partisi ile ana muhalefet partisi milletvekillerinin bir araya gelmesi, demokrasimiz ve kutuplaşmayı sonlandırmamız açısından bir hayli önemli. Keşke söz konusu ziyarette; AK Parti Milletvekili Harun Karacan, İYİ Parti Milletvekili Arslan Kabukçuoğlu ve MHP Milletvekili Metin Nurullah Sazak’ta olsaydı. Çok daha şık olurdu. Diğer taraftan bir kez daha gördük ki: Eskişehirspor bu şehrin birleştiren, bütünleştiren en güçlü ortak değeri.

Avcı ve Günay nerede?

AK Parti’de adaylar belirlenmeden önce ne diyorduk? Şunu: Nabi Avcı belediye başkanı gibi çalışıyor, projeler üretiyor, yatırımlar getiriyor, vatandaşla teması 
bir an olsun kesmiyor, vesaire... Ya bugün? Nabi Avcı’yı sahada göremiyoruz. Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde konuşmacı olarak bazı programlara katılıyor, Millet Bahçesi için TOKİ’yle temasta bulunuyor; onun dışında Nabi Avcı ortada yok. Bence Avcı, zaman kaybetmeden sahaya çıkmalı, AK Parti’nin adaylarıyla birlikte çalışma yapmalı, onlara azami destek vermeli. Diğer yandan Emine Nur Günay… Günay için de aynı şeyleri söylemek mümkün; o eski halinden eser yok şimdi! Günay’da adayların omzuna omuz vermeli, destek olduğunu göstermeli, vakit geçirmeden sahaya inmeli.

Koltuğa Nabi Avcı oturmalı

Meclis Başkanı Binali Yıldırım, AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak gösterildi. Bununla birlikte Meclis Başkanlığından istifa edip etmeyeceği hala tartışılıyor. Bana göre istifa etmeli, Meclis Başkanlığı yetkisini adaylık sürecinde kullanmamalı. Binali Yıldırım’dan boşalan Meclis Başkanlığı koltuğuna ise Nabi Avcı oturmalı.

Çizmelioğlu potansiyel aday

Hakan Çizmelioğlu, AK Parti içerisinde politika yapan genç bir isim. Teşkilat içerisinde önemli görevler alan, çekirdekten yetişen, genç olmasına rağmen deneyimli bir isim. Çizmelioğlu, AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanlığına atandı. Bununla birlikte şunu söyleyebilirim. AK Parti, gençlere büyük önem veriyor. Bakın… Volkan Doğan 
genç bir isim ve yıllarca Odunpazarı teşkilatını yönetti. İbrahim Yılmaz Kaynarca genç bir isim ve o da Tepebaşı teşkilatını yönetti. Doğan, bugün belediye başkan adayı oldu. Kaynarca ise adaylığı kıl payı kaçırdı. Şimdi Tepebaşı teşkilatı, yine genç bir isme, Çizmelioğlu’na emanet edildi. Çizmelioğlu’nu, önümüzdeki dönem potansiyel adaylar listesine ekliyorum. 

Volkan Doğan’ın stratejisi

Volkan Doğan’ın seçim stratejisini beğeniyorum. Eskişehir ve özelinde Odunpazarı halkının duyarlılıkları, ihtiyaçları ekseninde politikalar uyguluyor. Bunu yaparken de Eskişehirli ve Odunpazarlı olduğunun altını çiziyor. Yani ‘sizin içinizden çıkan bir yurttaşım, sizin gibiyim, içiniz rahat olsun’ diyor. Bu anlamda bir şey dikkatimi çekti. Volkan Doğan içerikli görsellerin tümünde (afiş, broşür, ilan, duvar giydirmesi, gezen araçlar vesaire) AK Parti logosu oldukça küçük; öyle ki dikkatle bakılmadığı sürece görülmesi zor. Aynı zamanda ‘AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan Adayı’ cümlesi de çok küçük yazılmış; görmek için görsele yakınlaşıp iyice incelemek gerekiyor. Bu uygulamadan şunu anlıyoruz: Volkan Doğan için önce Eskişehir, sonra parti geliyor. Parti, Eskişehir’e hizmet için sadece bir araç. Ha, bir de, Volkan Doğan sosyal demokratları ürkütmek istemiyor. 

Saadet Partisi ve Osman Yüksel

Saadet Partisi İl Başkanı Fesih Bingöl’le görüştük. Laf lafı açtı ve konu, döndü dolaştı AK Parti’yi bırakıp MHP’den Odunpazarı Belediye Başkan Aday Adayı olan Osman Yüksel’e geldi. Fesih Bingöl, Saadet Partisi olarak Osman Yüksel’e Odunpazarı Belediye Başkan Adayı olması için teklif götürdüklerini söyledi. Osman Yüksel’in bu teklifi önce kabul ettiğini, sonrasında ise Tacettin Sarıoğlu’nun telkiniyle vazgeçtiğini ifade etti. Bu noktada Fesih Bingöl’e, Osman Yüksel’in bağımsız aday olabileceği iddiasını hatırlatınca, Bingöl net konuştu: “Osman Yüksel bağımsız aday olmayacak. Aday olursa eğer Saadet Partisi’nden olacağını kendisi bizzat söyledi.”   

 
1000
icon
erhan 9 Şubat 2019 08:38

bu köşede CHP yi eleştirel yorum yazamazmiyiz sn editör

0 1 Cevap Yaz
Veli akyüz 9 Şubat 2019 02:19

CHP'yi eritmeyeceksin , bir çukur kazıp içine gömüp üstünede bir daha çıkamasın diye höyük dikeceksin . ÇÜNKÜ ; Türkiye böyle bir partiyi HAKETMİYOR !

0 1 Cevap Yaz
Es 8 Şubat 2019 10:11

Volkan dogan,mensubu oldugu partiyi neden kendine reklam araci yapmiyor?Nasil olsa iktidar partisinin adayi.Normal sartlarda bunun avantajlarini kullanir.Partisinin logosunu,saklama gayreti icinde olmasi, gorecegi tepkiden dolayi olmali.Ekonomi harap,alisveris,ticaret yok.Hersey allak bullak,vatandas gecim derdinde, pazara gidemiyor,elektrik gaz faturasini odeyemez durumda.Vatandas tum bunlarin sorumlusu olan partiye olumlu gozle bakmaz.Bu bilindigi icinde bu arkadas partisini olabildigince gizliyor.....

5 7 Cevap Yaz
Esnaf 8 Şubat 2019 09:04

Birakin karacan la volkan,yesinler birbirlerini .Ayni partiden olan sahislarin arasinda boyle bir durum olmasi ,temsil ettikleri bolge icin hayra alamet degildir.Aralarindaki sorunun kaynagi,ikisininde guc zehirlenmesi olmasidir.Yani cikar ve menfaat savasi.Kim daha guclu,kimin dedigi olur,patron kim, meselesi. Kerameti kendinden ibaret olanin, topluma faydasi ne olsun?Bunlar kendileri icin, etiket derdindeler......

7 13 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat