CHP’nin en ağır hastalığı…

Arif Anbar yazdı

13 Eylül 2017 09:30
A
a
CHP’nin yıllardan beri süre gelen en ağır hastalığıdır…
İktidara karşı yapamadığı muhalefeti, kendi içinde yapar.
Hatta öyle bir muhalefet yapar ki…
Oldukça yıkıcı, bölücü ve hizipçi bir muhalefettir bu.
İğrenç denebilecek dedikoduların dahi utanmazca ortaya atıldığı bir muhalefet.
Kazanan taraf, kaybeden tarafı bir sonraki kongreye kadar ezer, partiden atar, itibarsızlaştırmaya çalışır ve partinin kapısından içeri sokmaz.
Kaybeden taraf, kazanan yönetim ve destekçileri için deyim yerindeyse düşman haline gelir.
Kaybeden taraf için de aynı şey geçerlidir.
Yani kazanan taraf düşmandır.
*
 
Yani sakın!..
CHP’de parti içi demokrasi işliyor,  kongre süreci çok sesli bir hava içerisinde ilerliyor fasaryasını sıkmayın artık.
Minareyi çaldıktan sonra hazırladığınız demokrasi kılıfı yırtıldı kardeşim!
Dikmeye kalksan dikiş tutacak yeri kalmadı.
Milyonlarca CHP seçmeni, parti içerisinde yaşanan yıkıcı muhalefetin bir demokrasi süreci değil de, faşizm süreci olduğunu anladı ve dehşetle izliyor.
Ve inanın, başka gidecek hiçbir yerleri olmadığı için zorla, inanmayarak ve elleri titreyerek oy veriyor.
Tabii ki bu vaziyeti çok iyi bilen CHP’nin kompradorları, kıçları rahat etsin diye ısıtmalı koltuklarına oturuyor, arkalarına bir güzel yaslanıyor, o koca göbeklerini kaşıyarak ayranını yudumluyor.
Ne kadar yazık, ne kadar rezalet bir tablo!
 
*
 
Ancak bu böyle gider mi?
Bir yerde patlar!
“Görünen köy kılavuz istemez” diye çok güzel bir atasözü var.
CHP eğer, 2019’a bu hastalıklı tavır içerisinde gitmekte ısrar ederse, partinin tabela partisi halini alacağını net bir biçimde ifade edebilirim.
Ha, eğer, ülke menfaatleri, kişisel hırs ve egoların önüne geçer de, parti; Atatürk ilke, devrim ve görüşleri doğrultusunda yönetilirse, hem partinin hem de seçmenin kurtuluşu yakındır.
 
*
Şimdiden söylüyorum…
Eğer bu parti, tabela partisi haline gelirse…
Alın o tabelayı…
 
*
 
Konuyu kapattım!
 
 
 
Bırakın yesinler birbirlerini
 
Şimdi, tabi, Eskişehir’de de delege seçimleriyle birlikte CHP’de ortalık hareketlendi.
Mahallelerde çoğunlukla tek liste çıkacağını, Pazar günü yapılan ilk delege seçimleri ışığında tahmin edebiliyoruz.
İki ya da daha fazla liste çıkacak mahallelerde tabii ki olacaktır.
Hem Tepebaşı’nda hem de Odunpazarı’nda iki adaylı yarışın gerçekleşeceğini biliyoruz.
Çok küçük bir ihtimal olarak görülse de, Odunpazarı’nda üçüncü adayı da görebiliriz.
 
*
 
Ana yazıda, CHP’nin parti içi yarışlarının ne kadar yıkıcı olduğunu anlatmıştım.
Mahallelerde ve ilçe kongrelerinde ciddi bir yarış olacağı kesin.
Bu yarışın en az hasarla atlatılması gerekir.
Odunpazarı’nda Akın Sallarel, Tepebaşı’nda ise Vural Yörük’ün tekrar başkan seçileceği -olağanüstü bir durum yaşanmazsa eğer- kesin diyebilirim.
Buna rağmen Sallarel ve Yörük’ün karşısına çıkan Serhan Taşdemir ve Ahmet Saraç’ta seçimleri alabilmek için ellerinden geleni yapacak.
 
*
 
Bu rekabet süreci, eğer akıllı davranılırsa yıkım sürecine dönüşmez.
Aksine, avantajlı bir süreci beraberinde getirebilir.
Nasıl mı?
Şöyle…
Delege seçimlerinde ve ilçe kongrelerinde, bırakın herkes birbirini yesin.
Kavga etsin.
Güreşsin.
Sövsün.
Dedikodu yapsın.
Yani kongreciler enerjilerini bir güzel atsınlar.
Bu hastalıklı süreci yaşamadık demesinler.
Herhangi bir eksiklik hissetmesinler.
Sonra kımıl kımıl olmasınlar!
 
*
 
Ancak…
İl başkanlığı seçiminde herkesin kabullenebileceği, –kabul edeceği demiyorum- itiraz edilemeyecek, yıkıcı, bölücü ve hizipçi bir yapıda olmayan, tüm partilileri kucaklayabilecek bir yiğit çıkarılmalı.
Yönetim kurulu ve kurultay delege listesi de, partinin tüm kesimlerinin uzlaşacağı isimlerden oluşmalı.
İşte o zaman bu iş olur.
Partide başarı kaçınılmaz bir hal alır.
2019’a kenetlenmiş bir CHP kadrosuyla gidilir.
 
*
 
Değilse...
Dört kolluyu hazırlayın.
Allah rahmet eylesin der, bir Fatiha okur gömeriz.
 
 
 
 
Pes mi demeli yuh mu demeli bilemedim!
 
CHP İl Başkanı Sinan Özkar’ın devirdiği çamları sayacak olursak, kereste fabrikası açardık herhalde.
Herkesin bildiği için saymayacağım…
 
*
 
Ancak son yaptığı olayı duyunca, “Yok canım, bu kadar da olmaz” dedim.
Üstüne de düşüp araştırmadım.
Ancak ne yazık ki olmuş.
Bana ulaşan bir CHP üyesi, olayı bizzat kendisinin yaşadığını ve maalesef şaka yapmadığını söyledi.
CHP’linin dediğine göre Sinan Özkar aramış, bir gazetecinin yazısının altına aleyhinde yorum yaptığı gerekçesiyle, önce partilisini kınamış. Sonra ayar vermiş. Daha sonra ayarı da bozmuş. Ardından tehditkâr bir tavırla o yorumu kaldıracaksın deyip telefonu suratına kapatmış!
 
*
 
Pes mi demeli, yuh mu demeli bilemedim.
 
*
 
Tabi onu oraya getirene de!..
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Osman Usta
REPUBLIC