alexa
Eskişehirspor'a destek ol, SMS gönder

Prof.Dr. Alper Çabuk

Bu sefer ES geçti

Prof. Dr. Alper Çabuk yazdı

8 Ekim 2018 09:27
A
a
Türkiye’de kasırga olur mu olmaz mı derken geçtiğimiz hafta Yunanistan’ı vuran, neyse ki bizi es geçen Zorba – Kırbaç kasırgası, yumuşatılmış adıyla tropikal fırtınası, bizi bekleyen iklim olaylarına bağlı afetler konusunda uyarıcı oldu. En azından artık şunu biliyoruz; kasırga olur, bizi de vurur. 21. yüzyılda medeniyetimizin bizi getirdiği noktada, yol açtığımız küresel iklim değişiklikleri, karşı karşıya kalabileceklerimiz konusunda bildiklerimizi güvenilemez hale getiriyor.
Bizim gündemimizde kasırga varken, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) , Paris Anlaşması çerçevesinde taahhüt edilen 1,5°C Küresel Isınma Özel Raporu  metnini onaylamak üzere 1 Ekim’de Güney Kore’nin Incheon kentinde toplandı. 1-5 Ekim 2018 tarihleri arasında hükümetler tarafından tartışılıp onaylandıktan sonra Rapor, 8 Ekim 2018’de Türkiye saati ile sabaha karşı 04:00’de Güney Kore’de yapılacak bir basın toplantısı ile açıklanacak.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında hazırlanması kararlaştırılan bu rapor, küresel iklim değişikliğinin etkilerini ve onu engellemek için ne kadar sürede ve ne kadar miktarda sera gazı azaltımı yapmamız gerektiğini, buna bağlı olarak küresel ısınmanın nasıl 1,5°C derece ile sınırlanabileceğini açıklayan bir kılavuz olacak.  Ancak raporu beklememize gerek yok. Zira uzmanlar, Türkiye ve çevresinin iklim değişikliğinin etkileri açısından dünyadaki en hassas bölgelerden birinde bulunduğunu ve şu anda bile 1.5°C’lık eşik değerini geçtiğimizi ifade ediyor. Akdeniz havzasındaki son 900 yıldaki iklim trendlerini inceleyen NASA’nın çalışmalarına bağlı olarak, Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgede yağış bakımından son 900 yılın en kısır geçen döneminin yaşandığını, 1998’de başlayan kuraklığın son 900 yılın en kötü kuraklığı olduğu ifade ediliyor ve bu konuda ülkeler uyarılıyor. 
Küresel iklim değişikliği, birçok ülke gibi ülkemizin karşı karşıya olduğu ekonomik ve sosyal riskleri her geçen gün artırıyor. Türkiye’de 2017 yılında 598, 2016 yılında 654, 2015 yılında ise 731 meteorolojik afet gözlemlendi. Bu üç yıl, 1940’lardan beri ülke tarihinde en çok meteorolojik afetin görüldüğü yıllar olarak kayda geçti. Son yıllarda bu ekstrem iklim olayları yaz aylarında bile binlerce evde ve işyerinde ciddi tahribata yol açtı. Diğer taraftan tüm bu ekstrem iklim olaylarının dışında Türkiye’nin güney ve batı kesimleri için yüzde 30’lara varan yağış azalması ve bu bölgelerde çok ciddi bir kuraklık riski öngörülüyor. Ege Bölgesi’nde özellikle İzmir barajlarında doluluk oranındaki dramatik düşüş bunun bir işareti.
Sıklıkla ifade ettiğim gibi ana gündem maddemiz küresel iklim değişiklikleri olmak zorunda. Uzun erimli tüm öngörülerde ülkemizin küresel iklim değişikliklerinde çok fazla etkileneceği ortaya konuyor. Bu bakımdan hepimiz en azından bu konuda kendi üzerimize düşen görevi yapmalı, azami düzeyde bu konuya hassasiyet göstermeliyiz. Bu konuda Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) genel sekreter yardımcısı Elena Mananenkova, "Küresel anlamda 1.5 °C sınırına doğru ilerliyoruz ve sürekli ısınma trendi hiçbir azalma işareti göstermiyor. 1850’de kayıtlar başladığından beri son yirmi yıl en sıcak 18 yılı içeriyor. Uzun süreli iklim değişikliği göstergeleri acil iklim tedbirlerinin gerekliliğinin altını çiziyor." diye uyarıyor. Bize düşen her seferinde uyarmak ve bu konuda bilinç kazandırmaya çalışmak. Acilen tedbirler almak zorundayız, aksi takdirde yarın belki de çok geç olacak.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat