alexa
Fast Express tepe banner kampanya

Prof.Dr. Alper Çabuk

Bir musibet

Çok uzun zamandır belirttiğim gibi, 21.yüzyıl insanlığın ve medeniyetimizin afetlerle sınandığı bir yüzyıl olacak

1 Haziran 2020 08:50
A
a
Çok uzun zamandır belirttiğim gibi, 21.yüzyıl insanlığın ve medeniyetimizin afetlerle sınandığı bir yüzyıl olacak. Bunun için “bir musibet bin nasihatten evladır” diye bir atasözü vardır ya, gerçekten de insanın başına gelmeden bazı şeyleri anlatmak çok kolay olmuyor. Oysa ki, ben ve benim gibi on binlerce kişi COVID 19 salgını öncesinde dünyanın mevcut durumu ve gidişatı üzerinden gelecek günlerde insanlığı çok daha zor günlerin beklediğini ifade etmiştir. Şimdi medeniyetimiz çok zor bir sınavdan geçiyor. Bu zor günler elbet bitecek, bitecek ama bakalım gerçekten bu musibet insanlığın gerekli dersleri almasını sağlayacak mı? Ben bu konuda çok umutlu değilim, ama yine de yaşayıp göreceğiz. Gerekli dersler alınmazsa, on binlerce yılda kurduğumuz medeniyetimizin hızla başlangıç noktasına doğru gerilemesi kaçınılmaz olur. Aslında tüm canlılar için doğada çok basit bir kural vardır. Varlığını sürdürmek için güçlü olacaksın ya da çevreye uyum sağlayacaksın. Aslına bakarsanız, insanoğlu Endüstri Devrimine kadar büyük ölçüde çevreye uyum sağlamaya çalışmıştır. Bu yüzden, her zaman birçok sürdürülebilirlik yaklaşımlarının yeni yaklaşımlar olmadığını, giderek yitirdiğimiz ve 20.yüzyılın son çeyreğinden itibaren yaşanan sorunlar nedeniyle yeniden önemsemeye başladığımız yaklaşımlar olduğunu ifade etmişimdir. Endüstri Devrimi öncesinde insanoğlu sahip olduğu sınırlı olanaklarla yaşamını sürdürmeye çalışırken, ister istemez çevreye ve çevreyi oluşturan sistemleri anlamaya ve bunlara uyum sağlamaya çalışmıştır. Dolayısıyla çevreyi sınırlı ölçüde etkilemiştir. Buradaki temel güdüsü, sahip olduğu sınırlı olanaklarla, çok sınırlı şekilde kontrol edebildiği çevrenin kendini tehdit eden özelliklerine karşı kendini koruyabilmek güdüsüdür. Endüstri Devrimiyle birlikte insanoğlu, fosil yakıt kullanımının yaygınlaşması, makineleşme, sahip olduğu teknolojik çözümler gibi faktörlerin etkisiyle çevrenin kendini tehdit eden çok daha fazla unsurunu kontrol etmeye başlamıştır. En basitinden daha önce ortam sıcaklığı ya da aydınlatma onun için yeterince kontrol edemediği unsurlarken, sonrasında bunlar daha kolay şekilde kontrol edilebilir unsurlar haline gelmiştir. Buna bağlı olarak insanoğlu, kendini korumak içgüdüsüyle sahip olduğu çevreye uyum sağlama kaygısını bir kenara bırakıp, her geçen gün sahip olduğu teknolojik olanaklarla çevreyi kontrol altında tutma arayışına gitmiştir. Bu noktada uyum sağlamak yerine, daha güçlü olmayı yeğlemiştir, yani çevreye ve çevreyi oluşturan sistemlere meydan okumaya başlamıştır. Ama bence ıskalanan şey, bu meydan okuma için insanoğlu yeterince güçlü değildir ve hiçbir zaman olmamıştır. Bu yüzden de toplum içinde daha zengin ya da daha güçlü olan bir kısım insan ayakta durmayı başarabilse de, güçsüzler ortaya çıkan sorunlardan çok etkilenmiş ve hep kaybeden genel olarak insanlık olmuştur. Salgın öncesinde verilere baktığımızda, yeryüzünde yaşanan afetlerden her yıl on binlerce insan hayatını kaybetmiş, milyonlarca insan yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmıştır. Tüm gelişmişliğimize rağmen açlık, kuraklık ve temiz su kaynaklarına sahip olamadığı için her gün binlerce insan hayatını kaybetmiştir. Ama bu sefer durum aslında çok daha anlaşılabilir. Zira bu salgında da bu etkiler çok daha büyük ölçekte hissedildi ve geçen haftaki yazımda da belirtiğim gibi, salgından en çok etkilenen ülkeler sıralamasıyla, dünyanın en büyük ekonomilerine sahip olan ülkeler sıralaması oldukça büyük ölçüde paralellik gösteriyor. Konu ne kadar güçlü olduğun değil, ne kadar dirençli olduğun. Dirençliliği artırmak için ekonomik güç belki de önemli bir parametre, ama bu parametre meydan okumak amacıyla bir araç olmaya başladığı andan itibaren kaybetmeye mahkumuz. Bu sadece daha dirençli olmak için kullanılacak bir araç olmalı. Daha dirençli olmanın en kestirme yolu da uyum sağlamak. Medeniyetimiz ve teknolojimizin bugün geldiği seviye düşünüldüğünde yapacağımız şey çok basit. Bugün yaşadığımız musibet ve bugüne kadar yaşadığımız musibetlerden dersler çıkarmak; çevreyi ve çevreyi oluşturan sistemleri anlamak ve uyum sağlamak… Herkese sağlıklı ve mutlu günler dilerim.

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat