alexa
Eskişehirspor'a destek ol, SMS gönder

Baro’da kan değişimi…

Arif Anbar yazdı

15 Eylül 2018 09:29
A
a
Eskişehir’de yakın zamanda önemli bir seçim gerçekleştirilecek.
Baro seçimlerinden bahsediyorum.
8 Ekim Pazartesi günü, Baro seçimleri bitmiş olacak ve mevcut başkan Rıza Öztekin dışında yeni bir yüz, baronun patronu haline gelecek.
Rıza Öztekin dışında diyorum çünkü aday olmayacağını açıkladı.
 
*
 
Peki, Baro’nun patronu olabilmek için kimler kollarını sıvadı?
Önce Özgür Evren Kırdemir çıktı yola; bağımsız bir aday olduğunu söylememiz mümkün.
Öyle yavan bir biçimde “Ben adayım” demedi tabii ki.
Ciddi bir kampanya üreterek kamuoyu nezdinde varlığını ispatladı.
Profesyonel görseller geliştirdi mesela, süreç içerisinde bu görselleri ilgililere sundu.
Avukatlarla yaptığı görüşmeleri dahi neredeyse bitirdi; hatta bir tur daha atacağını duyuyoruz.
En önemlisi de dişe dokunur, avukatların sorunlarını çözecek olan gerçekçi projeleri var Kırdemir’in…
Mesela avukatlara vize kolaylığı.
Mesela Baro çocuk evi.
Mesela avukatların daha konforlu yaşayabilmeleri için kurumsal anlaşmalar; örneğin otopark-takım elbise indirimleri.
Mesela 2 Eylül İş Merkezinde bulunan ve Baro Lokali diye bilinen ancak neredeyse hiçbir avukatın faydalanmadığı mekan, avukatların faydalanabileceği sosyal tesis haline getirilecek.
Mesela Eskişehirspor’la kurumsal işbirliği yapılacak, bu noktada kentin ve kentlinin değerlerine sahip çıkmak adına adımlar atılacak.
Vesaire…
 
*
 
Kırdemir’in ardından Mustafa Elagöz “Ben de varım” dedi.
Elagöz’ü, mevcut Baro Başkanı Rıza Öztekin’in yönetiminden tanıyoruz.  
Yani bir nevi Rıza Öztekin’in adayı olduğunu net ifadelerle söyleyebiliriz.
Onun dışında cemiyet hayatında ve sosyal hayatta pek de görmedik ve bilmiyoruz.
Dahası, Elagöz’ün projelerine baktığımda, bir diğer aday Kırdemir’in projelerini inceler gibi oldum.
 
*
 
En son geçtiğimiz günlerde Pınar Turhanoğlu da adaylığını açıkladı.
Turhanoğlu’nu daha çok politika sahnesinden tanıdığımızı söyleyebilirim.
Politik kimliği, avukatlık kimliğini az da olsa geride bırakmış gibi görünüyor.
Bu noktada, Turhanoğlu’nu destekleyecek grubun, AK Parti’li avukatlar grubu olduğunu ifade edebiliriz.
Beri yandan, Turhanoğlu’nun projelerini incelerken de, yine Kırdemir’in projelerini inceliyormuş hissine kapıldım.
 
*
 
Sona yaklaşırken…
Hangi kurumda olursa olsun kan değişimleri yararlıdır.
Bu anlamda Baro’da yaşanacak değişim faydalı olacaktır.
Dahası, birbirinden değerli üç adayın yarışacak olması, Baro’da demokrasinin ve rekabetin gelişimi açısından oldukça önemlidir.
 
*
 
Bu bölümü kapatırken şunu da ifade etmek istiyorum.
Özgür Evren Kırdemir şimdilik bağımsız gibi görünüyor…
Mustafa Elagöz’ün arkasında Rıza Öztekin var.
Pınar Turhanoğlu’nun arkasında AK Parti var.
Bu noktada çok çetrefilli ve oldukça renkli bir seçim izleyeceğimizi düşünüyorum.
 
 
“Dündar Ünlü’nün mesajlarını üzerime alınmadım!”
 
ES TV ekranlarında yayınlanan Vaziyet’in bu haftaki konuğu AK Parti Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay’dı.
Tabi konuk Günay olunca, son haftalara damgasını vuran AK Parti içerisindeki tartışmayı konuşmadan olmazdı.
 
*
 
Günay’a; Harun Karacan’ın açıklamasıyla başlayan, şahsının açıklamasıyla zirve yapan ve son olarak Dündar Ünlü’nün açıklamasıyla devam eden parti içi tartışmaya ilişkin görüşlerini anlatmasını istedik.
 
*
 
İşte Günay’ın, parti içi o tartışmalara ilişkin verdiği cevap:
 
            NASIL BU HALE GELDİ
            BEN DE ANLAMADIM
  • “Evet, bayramlaşmada bir şey yaşandı. O konunun muhatabı da ben değilim. Ama daha sonra Sayın Ayşe Kaytan Uçak’la biz daha önceden bir röportaj konusu vardı, daha ekonomi ağırlıklı. Sonra başka sorular soruldu. Ben de daha önce yaşanmış bir şeyin çok küçük bir parçası olarak samimiyetle içtenlikle cevap verdim. Ama orada ne bir isim geçiyor, ne bir hedef var… Yani nasıl bu hale geldi ben de anlamadım. Özellikle Sayın Dündar Ünlü için söylediğim hiçbir şey yok. Tam tersi, yine röportajın için de var: ‘Şu ana kadar yani geçmişte görev yapmış tüm yöneticilerimiz ve il başkanlarımıza teşekkür ediyorum’ cümlesi var. Bu cümle hiç görülmedi, bir iki küçük kelime –hatta cümle de demiyorum- bu esnetildi esnetildi yorumlar yapıldı, cevaplar verildi, karşı yorumlar geldi. Ben de bir süre seyrettim, izledim.
 
           SKM’DE BİR UYUMSUZLUK VARDI…
  • Şöyle söyleyeyim… Yani Sayın Dündar Ünlü’yle bizim hiçbir şeyimiz yok. Bakın ben orada röportaj içinde de söylüyorum. Dördüncü vekil çıkarmak için bizim hedefimiz oydu. Ve dördüncü vekil kim? Ve biz kampanya döneminde Sayın Ünlü’yle simülasyonlarımızın üzerinde görüştük konuştuk, ne kadar yakın olduğumuzu paylaştık, birlikte çalıştık. Ama o dönemde SKM içinde bir uyumsuzluk vardı, sadece onu söyledim ben. Tekrar söylüyorum, ben geçmişte görev yapan tüm yöneticilerimize, il başkanlarımıza, arkadaşlarımıza… Çok büyük bir fedakarlık çünkü teşkilatlarımızda çalışmak. Çünkü hem yönetici pozisyonunda… Esas teşkilatımızın tabanı… Yani mahalle başkanlarımızdan tutun gönüllülerimiz… Sahada olan onlar. Bakın biz bazen onlara eşlik edebiliyoruz. Ama bu parti onların omuzlarında buraya geldi. Bizi 17 yıldır iktidar yapan bizim teşkilatlarımızdır. Dolayısıyla teşkilatlara söz söyleyecek biri olursa en önce beni karşılarında bulurlar.
 
 
           ÜNLÜ’NÜN MESAJLARININ
           MUHATABI BEN DEĞİLİM

ÜNLÜ’NÜN MESAJLARININ MUHATABI BEN DEĞİLİM

 
  • Ve Sayın Dündar Ünlü’yle biz bir dönem geçirdik. Kendisine teşekkür ettim her zaman. Sayın Murat Özcan, vekaleten il başkanlığı yaptı, zor bir dönemde, seçim kampanyası döneminde. Ama bu isimlerin hiç biri yok röportajda,  tem tersi onlara teşekkür var. Onun için diyorum bu hale nasıl geldi ben de şaşıyorum. Dündar Ünlü’yle bu olaydan sonra hiç görüşmedik ama her an görüşebiliriz, burada hiçbir şey yok. Bakın, biz aynı çatı altında görev yapan insanlarız, partilileriz, siyasetçiyiz. Sayın Dündar’da siyasetçi ben de siyasetçiyim. Tabii ki bir araya geleceğiz, burada hiçbir şey yok. Ve ben şöyle söyleyeyim size, her ailede herkes aynı düşünür mü? Hayır. Ama en önemlisi şudur. Farklı düşünmek, farklılıklar aslında zenginlik getirir. Ben partimiz için de aynı şeyi söylüyorum. İşte düşünce farklılıkları olabilir, hayata bakış açısı farklılıkları olabilir, karakter-mizaç farklılıkları olabilir, entelektüel birikim farklılıkları olabilir… İşte tüm bunlar üslup ve tarza yansır. Yeter ki asgari siyasi nezaket, etik ve üslup içinde kalınsın. Benim tek baktığım bu. Onun dışında, hatta zenginliktir… Dolayısıyla burada hiçbir şekilde bir kişi muhatap değildi, o yüzden de Sayın Ünlü tarafından atılan mesajları hiç kendi üzerime alınmadım. Çünkü muhatabı ben değilim. Çünkü öyle bir şey söylemedim.”
 
*
 
Evet…
Emine Nur Günay’ın açıklaması bu şekilde.
Her ne kadar yapıcı açıklamalar gibi görünse de, parti içerisinde yaşanan bu kırgınlık kolay kolay düzeleceğe benzemiyor.
Sadece seçimlere kadar askıya alınabilir, hepsi o kadar.
 
 
 
Süllü’den Büyükerşen’e övgü…


Süllü’den Büyükerşen’e övgü…


 
Geçtiğimiz günlerde CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü’yle görüştük. Haliyle aklımızı kurcalayan bazı soruları kendisine yönlendirdik.
 
*
 
Özellikle merak ettiğim bir konu vardı.
Şöyle ki…
CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun bir çalışma yapmış ve AK Parti-MHP ittifakı olduğu takdirde yerel seçimlerde CHP’nin kaybedeceği kentleri belirlemişti. Söz konusu kentler arasında Eskişehir’de vardı.
 
*
 
Bakın Seyit Torun’un bu çalışması üzerine Süllü ne dedi:
 
            SEYİT TORUN’A KATILMIYORUM
  • “Kesinlikle katılmıyorum. Şöyle, genel başkan yardımcımızın açıklaması da o yönde olmadı. İttifaklar konusunda konuşuluyordu. Zaten ertesi gün de Seyit Bey bir açıklama yaptı o konuyla da ilgili. Ben şöyle… Eskişehir açısından zaten Eskişehirlilerin bir gönül ittifakı olduğunu düşünüyorum. Yani partilerin genel merkez bazında oturup anlaştığı ittifaklar olmasa da Eskişehir’in gönlünde var. Eskişehirli kendine yönelik yapılan hizmetlere çok iyi sahip çıktı bugüne kadar. Biz Eskişehirliler çok şanslıyız o anlamda. Ve başkanlarımızın yaptığı iyi çalışmaları çok çabuk benimsiyor Eskişehirliler. Ve mutlaka da seçim zamanı geldiğinde onun karşılığını veriyor Eskişehirliler. Bakın bugün başka illerde, diyelim ki tramvay yapılır, hemen tramvaylar birkaç ay içerisinde yıpranır. Ancak Eskişehirli kendi için yapılan iyi hizmetleri çok iyi sahipleniyor. Ve o sahiplenmenin karşılığında başkanlarımıza oy olarak seçimlerde veriyor. Şimdi Eskişehirliler… Yıllar önce Eskişehir’i hepimiz biliyoruz. Şehir tozlu çamurlu, bir turistin yolunu kaybetmese uğramayacağı bir şehirken yepyeni bir şehir haline geldi. Ve bunu tamamen belediye başkanlarımıza borçluyuz. Bunu da Eskişehirli çok iyi biliyor. Şehriyle gurur duyuyor.
 
           TAKSİCİ BÜYÜKERŞEN’İ İSTİYOR
  • Yani bir şehir dışına çıktığınızda bile ne diyorlar? İşte Yılmaz Hoca’yı soruyorlar. Diyorlar ki, şöyle bir başkanınız var… Ben en son İstanbul’da işte o kadın forumuna gittiğimde taksiye bindim. İşte konu İstanbul’un trafiğinden sorunlarından açıldı. Eskişehirliyim deyince şoför bana dedi ki, ‘Ne kadar şanslısınız, Yılmaz Büyükerşen var. Bir gönderseniz de burada belediye başkanlığı yapsa.’ Dolayısıyla yani Eskişehirlinin dışında da, şehir dışında da bizim başkanlarımızın bir karşılığı var. Ve onu da Eskişehirli çok iyi biliyor, başkanlarına sahip çıkıyor. Ben onun için asla kaybedeceğimizi düşünmüyorum. Yani ne ittifakı olursa olsun… Çünkü Eskişehirlinin gönül ittifakının bizden yana olduğunu biliyorum. Biz farklı partilerden de oy alıyoruz yerel seçimlerde.”
 
*
 
Merak ettiğim bir konu daha vardı.
O da, Seyit Torun’un gündem yaratan bu çalışması, nasıl oluyor da AK Parti’ye yakın bir isim olan Abdülkadir Selvi’ye sızıyor ve onun aracılığıyla kamuoyuna yayılıyor?
 
*
 
Jale Nur Süllü’nün bu konuya ilişkin açıklaması ise şöyle oldu:
 
           HANİ BÖYLE HİZİPÇİ…
  • Yani tabi ben… Ama tabii ki… Belli konuların yani parti içi organlarda kalması gerektiğine inanıyorum. Hani ama… Nasıl sızdı ne oldu hani onun içinde olmadığım için onu açıklama şansım olmaz tabi. Olmaması gereken şeyler bunlar ama… Sonuçta bunlar çok da öyle devlet sırrı gibi değil. Dolayısıyla yani biz demokratik bir partiyiz. Ben hep bunu söylüyorum. Hani bize şey gibi bakılıyor; hani böyle hizipçi, sürekli tartışma halinde… Ama ben onun demokrasinin gereği olduğuna inanan biri olarak o konuda hiçbir şekilde, yani öyle düşünmüyorum.”
 
*
 
Süllü’nün ittifak tartışmaları ve CHP içerisindeki önemli bir konunun dışarıya sızmasına ilişkin açıklamaları okudunuz.
Takdiri size bırakıyorum.
 
 
CHP’de önseçim fasaryası!
 
Yerel seçimler hızla yaklaşırken, partilerin belediye başkan adaylarının hangi isimlerden ve nasıl bir yöntemle oluşacağı tartışılıyor.
Buna ilişkin CHP’nin MYK toplantısında çıkan bir karar var.
Karara göre CHP’de aday belirleme yöntemi belli oldu.
Üç yöntemle belediye başkan adayları belirlenecek:
“Önseçim, anket ve merkez yoklaması!”
Bu kararı, MYK toplantısının bitmesiyle birlikte CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun açıkladı.
 
*
 
Kararın açıklanmasıyla birlikte çok güldüm.
Çünkü…
Aday belirlemek için üç yönteme karar verilmiş ya…
Yahu kardeşim, başka yöntem var mı Allah aşkın?!
Zaten halihazırda üç yöntem var.
CHP’nin koca koca adamları toplanıyor, “Üç yöntemle aday belirlenecek” kararı alınıyor.
Yahu siz kimi kandırıyorsunuz?
Şunu söyleseler anlarım:
“Aday belirleme yöntemimiz sadece anket.”
Ya da…
“Aday belirleme yöntemimiz sadece merkez yoklaması.”
Ya da…
“Aday belirleme yöntemimiz sadece önseçim.”
 
*
 
Ancak CHP yöneticileri, partililerini kandırmak adına “Toplantı yapmış gibi, karar almış gibi, aday belirleme yöntemini ortaya koymuş gibi görünerek” ne kadar acınacak halde olduklarını orta yere bir kez daha koydular.
 
*
 
Her üç yöntemin de uygulanacağına ilişkin karar almak şunu gösteriyor:
“Gaz almak için bir zahmet bir iki yerde önseçim yapılır, geriye kalan her yerde merkez istediği adayı istediği yere aday yapıp geçer!”
Yani…
CHP’liler önseçim kelimesini duyup heyecanlanmasınlar.
Zira daha sonra, her zaman olduğu gibi hayal kırıklığına uğrayabilirler.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat