alexa
Eskişehirspor'a destek ol, SMS gönder

Andımız

Arif Anbar tartışılan "Andımız"ı yazdı...

20 Ekim 2018 09:16
A
a
Türküm, doğruyum, çalışkanım.
İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi, özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey Büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, durmadan yürüyeceğime, ant içerim.
Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türküm diyene!

*

“Demokratikleşme Paketi kapsamında “Türküm, doğruyum, çalışkanım… Ülküm, yükselmek ileri gitmektir...” diyen “Andımız” da kaldırılırmış bulunuyor. Dilerseniz,önce “Andımız”ın yazarı Dr. Reşit Galip’in yaşam öyküsünde neler var, özetleyelim. Reşit Galip ya da Mustafa Reşit Baydur, 1893’te Rodos’ta doğmuş. Öğrenciliği devam ederken gönüllü olarak gittiği Balkan Savaşı’nda yaralanmış. Ardından Birinci Paylaşım Savaşı’nda (Birinci Dünya Savaşı) Çatalca ve Kafkasya Cephelerinde savaşmış. Birinci Paylaşım Savaşı sonunda İstanbul’da Köycüler adlı cemiyetin kurucularından biri olmuş. Cemiyet, köylere yerleşip çalışan on beş gençten oluşuyormuş. Kurtuluş Savaşı‘nda köylerde milli mücadelenin propagandasını yapmak için bir örgüt kurmuş. 1923 yılının Mart ayında hekimlik yaptığı Mersin’e gelen Atatürk’ü, yaptığı konuşma ile önderi etkilemiş ve O’nun önerisiyle 1925 ara seçimlerinde Aydın milletvekilliğine seçilerek meclise girmiş.

ATATÜRK’ÜN FİKİR FEDAİSİ

Dr. Reşit Galip’in fikir dünyamızda en çok iz bırakan hizmetinin, Bakanlığı döneminde 1933 yılında gerçekleştirdiği Üniversite Reformu olduğunu biliyoruz. Anlatalım: Atatürk, İstanbul Darülfünu’nun çağdaş bir üniversiteye dönüştürülmesi kararını 1931’de vermişti. Çünkü Darülfünun üniversite olmaktan çıkmış, üstelik Kurtuluş Savaşı’na da uzak durmuştu. Kararın uygulanması Reşit Galip’in bakanlığı sırasında gerçekleştirildi. Darülfünun yerine İstanbul Üniversitesi’nin kurulmasına dair kanun 31 Mayıs 1933’te TBMM’de kabul edildi. Yeni öğretim kadrosunun saptanması için öncelikle 150’ye yakın müderris ve müderris yardımcısının görevlerine son verildi. Yerlerine, Nazi Rejimi’nden kaçan Alman bilim adamları atandı. Ancak yasanın yürürlüğe girmesinden önce kadronun saptanmasına ilişkin yoğunlaşan eleştiriler yüzünden Reşit Galip, 1933’te bakanlıktan ayrılmak zorunda kaldı.

KARAKTERİ VE DEVRİMCİLİĞİNDEN ÖDÜN VERMEYEN ADAM

Dr. Reşit Galip, karakteri ve devrimciliğinden ödün vermeyen bir Adam’dır. Bununla ilgili yıllar yılı bir efsane gibi anlatılacak olayı kısaca özetleyelim: 1931 Sonbaharında bir gece Atatürk’ün Sofrası’nda Reşit Galip söz alarak, Milli Eğitim Bakanı Esat Bey’i eleştirir ve gericilikle suçlar. Sofra gerilir ve Atatürk, Bakanı’nı zor durumda bırakan bu çıkıştan hoşlanmaz ve “Yoruldunuz, buyurun biraz istirahat edin” diyerek kibarca Reşit Galip’in sofradan ayrılmasını ister. Bununla birlikte genç devrimcinin yılmaya niyeti yoktur. “Burası sizin değil, milletin sofrasıdır. Milletin işlerini görüşüyoruz. Burada oturmak sizin kadar, benim de hakkımdır” der. Ortalık buz gibi olur ve Atatürk yanındakilere dönüp “Öyleyse biz kalkalım” der. Sofradaki heyet, Reşit Galip’i orada bırakıp çıkarlar. Sonra neler olur? Bu olağanüstü sahnenin devamı daha da ibret vericidir: Reşit Galip bütün geceyi Dolmabahçe Sarayı’nda pencere kenarındaki bir koltukta geçirir. Atatürk uyandığında Genel Sekreteri’ne Reşit Galip’i sorar. “Sabaha kadar bekledi, mahcubiyetini size iletmemizi istedi. Ankara’ya gidecek kadar borç para istedi. 25 lira verdik” derler. Atatürk “Ankara’ya gidecek adama 25 lira mı verilir. Bari benim hesabımdan birkaç yüz lira verseydiniz. Cebinde beş parası yok ama karakterinden hiç taviz vermiyor. Parası yok ama cesareti var” diye ekler. Ve çok geçmeden, 1932 yılında 39 yaşındaki Reşit Galip Milli Eğitim Bakanlığı’na atanır.

ANDIMIZ’IN İŞLEVİ NEYDİ?

Reşit Galip, Bakanlığı sırasında öğrencilere Atatürk ilkelerine bağlılık ruhu aşılamaya çalışmıştı. Cumhuriyet 10. yılını doldururken 23 Nisan 1933 sabahı çocuklarına kendi yazdığı bir andı okutmuş ve o gün Çocuk Haftası’nın açış konuşmasında da bu metni tekrar etmişti. Bu konuşmanın ardından Bakanlıkça yayımlanan bir genelge ile okullarda bu ant sürekli hep bir ağızdan okutulmuştur. Andımız’ın işlevi neydi? Etnisitesi ne olursa olsun Türkiye sınırları içinde yaşamakta olan insanlara Millet bütünlüğü içinde bir ideale yönlendirmesiydi. Bu bağlamda Ant, ilkokul öğrencilerinin vatan, cumhuriyet, Türk milleti, saygı ve sevgi kavramlarını içselleştirebilmelerinin simgesiydi. Şimdi soralım… Andımız içeriğinde, ulusun bütünlüğüne ve birliğine aykırı konular var mı? Bu fikir etrafında çocuklarımızı toplamanın ne sakıncası olabilir? Bilenleriniz vardır. Her devletin “Andımız”a benzer metinleri söz konusudur. Örneğin günümüzde Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) okullara giderseniz sabahları çocukların “ABD’nin bayrağına ve o bayrağın simgelediği cumhuriyete bağlı kalacağıma, herkese özgürlük ve adaletle; tanrının gözetiminde, bölünmez, tek ulus için ant içerim…” sözlerini duyarsınız. “Andımız” Yazarı Dr. Reşit Galip’i saygı ile anıyorum.”

*

NOT 1: Yukarıda okuduğunuz yazı, Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı tarafından 18 Ekim 2013 tarihinde kaleme alınmıştı. Bugün, yine, Andımız konusunda tartışmalar başlayınca, Kaymakçı’nın bu önemli yazısını, siz değerli okurlarımızla paylaşma gereği duydum.

NOT 2: Andımız yazarı Dr. Reşit Galip’le ilgili Yener Oruç tarafından 2007’de kaleme alınmış bir kitap da var: Atatürk’ün Fikir Fedaisi. Bu kitabı incelemenizi tavsiye ederim.

NOT 3: Prof. Dr. İlber Ortaylı: Andımız’ın kaldırılması yanlıştı ve küstahlıktı.
1000
icon
Yalancı yazı 20 Ekim 2018 10:05

Ezanı da türkçe yapan adam olduğunu neden söylemiyorsun

0 2 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat