alexa
Hatipoğlu-WEB

Prof.Dr. Alper Çabuk

Anadolu’nun Başarı Hikayesi

Prof. Dr. Alper Çabuk yazdı

23 Nisan 2018 09:28
A
a
Son birkaç yıllık dönemde Açıköğretim Sisteminde okuyan öğrencilerimize yönelik olarak yardımcı öğrenme malzemeleri kapsamında 1241 eKitap, 379 Sesli Kitap, 816 derste 10.000in üzerinde video, 1157 Etkileşimli Video, 7227 ünite özeti, 4686 sesli özet, 6137 sorularla öğrenelim, 1615 Deneme Sınavı, 5513 Yaprak Test, 9000 Çözümlü Sorular, 300.000’nin üzerinde alıştırma sorusu, 5881 Canlı Ders Kaydı hazırlanmış. Anadolu Üniversitesinde çalışan tüm öğretim elemanlarının katkısı olan binlerce kişilik devasa bir ekibin titiz çabalarıyla oluşturulmuş devasa bir iş bu. Bu devasa işi görmek ve bunu takdir etmek yerine, bu devasa öğrenme malzemesi içinde cımbızla seçilmiş ve bana göre kasten servis edilmiş bir soru üzerinden kıyametler koparıldı geçen hafta. Sosyal medyada ve bazı yayın organlarında da yer alan bu konu, e öğrenme portalinde paylaşılmış, öğrencilere yardımcı bir hizmet olarak sunulan yarım milyon sorudan birindeki ‘ataerkil toplumlarda’ ifadesi soruyu hazırlayan tarafından unutulduğu için ortaya çıkan yanlış algılama ile ilgiliydi. Sosyal medya çalkalandı, imza kampanyaları başlatma çabalarına girildi. Yukarıda Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Sisteminde son birkaç yılda üretilmiş yardımcı ders malzemesi sayıları var. Milyonlarca kişiye eğitim veren yüzbinlerle kişinin kolektif çabasıyla ortaya çıkan ve çok titiz şekilde, çok yoğun emek verilen bir sistem bu. Bu sistemin bir bileşeni olan yardımcı öğrenme malzemeleri kapsamında yapılan katkılar mutlaka yine başka hocalar tarafından da değerlendirmekte. Tartışma konusu soru nitelikli soru diye hazırlanan ve sorunun yanıtıyla birlikte e öğrenme malzemesi olarak paylaşılan sorulardan. Sadece soruyu çekince soru yazarının dikkatsizliği nedeniyle ‘ataerkil toplumlarda’ ifadesini soru kökünde kullanmadığı için sorunlu bir durum çıkıyor. Ama zaten aslında bu portalde ders çalışan bir öğrenci konu anlatımı, soru ve yanıttan oluşan bütüne baktığı için yanlış algı oluşmuyor. Özetle ataerkil toplumlardaki yanlış eğilimleri vurgulamak için hazırlanmış bir soruda ‘ataerkil toplumlarda’ ifadesi yanlışlıkla unutulunca bu tür bir sorun çıkmış. Mikroskopla sorun arayıp, sorunu büyütmek yerine, Anadolu Üniversitesi gibi çözümün bir parçası olmak lazım. Herkese sağduyu sahibi olmalarını dilerim.
 
Geçen hafta Bartın, Zonguldak, Karabük illerinde Açıköğretim Sisteminde öğrenim gören öğrencilerin başarı belgesi dağıtım törenlerine Açıköğretim Sİsteminden Sorumlu Rektör Yardımcımız Prof.Dr.Yücel Güney başkanlığındaki Anadolu Üniversitesi ekibiyle birlikte katıldım. Gittiğimiz her ilde törene katılan öğrencilerimizin mutluluğunu ve başarılarını paylaşmak az da olsa parçası olduğumuz sistemle ilgili biraz daha fazla gururlandırdı beni. Gittiğimiz her ilde farklı başarı hikayelerine şahitlik etmiş oldum. Kimi ilimizde dokuzuncu üniversitesi okuyan öğrencilerimizden, üniversite okumayı çok istemekle birlikte çeşitli imkansızlıklar nedeniyle okuma fırsatı olmamış ancak Açıköğretim Sistemi yardımıyla üniversite okuma fırsatına kavuşmuş öğrencilerimize kadar pek çok öğrencimizle tanıştım. Bunların içinde bir hikaye vardı ki, aslında Anadolu Üniversitesinin başarı hikayesinin bir yansıması gibiydi. Öğrencimiz Zonguldak İdari Mahkemesi Başkanı Sayın Cemil Hulusi Parlak. Kendi başarı hikayesini şöyle anlatıyor:
 
“Sekiz çocuklu bir ailenin yedinci çocuğu olarak dünyaya geldim. Rahmetli babam berberdi. Annem, okuryazar değildi, çilekeş, fedakar, yüreği sıcacık bir Anadolu Kadınıydı. Malatya’nın bir köyünden çocuklarını okutmak için yıllar önce kalkıp şehre göç eden bir anne ve babaydı onlar. Binlerce örneği olduğu gibi...Rahmetli babamın berberlik yaparak bütün kardeşlerimin eğitim giderlerini karşılaması mümkün olmadığından, ailemin kararıyla ortaokulu bitirdiğim 1980 yılında, MKE’nin Kırıkkale’de bulunan Çırak Okuluna gönderildim. İki yıl eğitim veren bu okul, bir sanat okulu idi. 16 yaşında, MKE Kırıkkale Mühimmat Fabrikasında işçi olarak çalışmaya başladım. İlkokulu ve ortaokulu birinciliklerle bitirdikten sonra, daha 16 yaşında, koskoca bir silah fabrikasında, okul hayatından uzakta kalmak ve daha önemlisi, üniversitede okuyan kardeşlerimin eğitim giderlerine destek olmak omuzlarıma tonlarca yük yüklemişti. Bazı geceler düşünmekten ve üzülmekten uyuyamadığımı hatırlıyorum. Yaptığım iki şey vardı, birincisi sorumluluklarımı yerine getirmek, ikincisi de hayal kurmaktı. İnsan hayatı, sadece okulla ve eğitimle sınırlı değildir elbette. Ancak önemli olan, her insanın bir hayalinin, hedefinin olmasıdır. Bu yüzdendir ki, geceler hayal kurmak için, gündüzler ise o hayallere kavuşmak içindir. Askerlik sonrası 22 yaşında, askerliğini yapmış ortaokul mezunu bir fabrika işçisi olarak hayallerim vardı. Dahası hayallerimi gerçekleştirecek gücüm, azmim ve kararlılığım. Açıköğretimle o yıllarda tanıştım, liseyi dışardan bitirip, üniversite sınavlarına girdim. Şükürler olsun ki, girdiğim üniversite sınavında il birincisi olarak ilk tercihim olan Ankara Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümünü kazandım.  1990 yılında girdiğim Fakülteyi, 1994 yılında dereceyle bitirdim. Mezun olduğum günlerde açılan ve girdiğim ilk iş sınavı olan idari yargı hakimliği sınavını kazanarak, 28 yaşımda hakimlik stajına başladım. Artık geceleri rahat uyuyabiliyordum, zira kendime verdiğim sözü tutmuştum. Hayallerimin bir bölümünü gerçekleştirmişti. Peki bitti mi hayallerim, asla. Hayaller olmadan, gerçekler yaşanmaz.
Şu anda Zonguldak İdare Mahkemesi Başkanıyım. Okumaya yazmaya doyamadım. İşte bu açlığımı Açıköğretim Fakültesiyle gideriyorum. Her dönemde yüksek onur belgesi aldığımı da ifade etmek isterim. Bizler, Açıköğretim Fakültemizin bize sunduğu bu imkanların farkına varan, bu imkanlardan yararlanan şanslı insanlarız. Elbette ki bizim bu süreçte sıra arkadaşlarımız olması. Teneffüslerde hocalarımızın peşinden koşarak soru sorma imkanımız olmadı. Kantinde oturup çay içip, sohbetler edemedik. Derslere geç kalıp, korku ve endişeyle dersliklere sızmaya çalışmadık. Ancak bizim kalvyemizin tek bir tuşu altında, parmaklarımızın ucunda, adeta koskoca bir bilgi ve iletişim okyanusumuz vardı. Ders çalışmak için e-kampüsümüz, araştırma yapmak için Akademia’mız, 24 saat açık e-kütüphanemiz, her türlü sorularımıza cevap bulabileceğimiz AOS Destek imkanlarımız oldu. Dahası özenle hazırlanmış kitaplarımız”.
 
İşte Anadolu Üniversitesi tıpkı Cemil Hulusi Parlak’ın hikayesi gibi milyonların başarı hikayelerinin önemli bir parçası. Açıköğretim Fakültesinin tanıtım filminde denildiği gibi “bugün Dünyanın dört bir yanında 1.500.000 öğrenci ben derse gidiyorum derken, bu kapıdan içeriye giriyor”.
 
İyi ki Anadolu Üniversitemiz var. Bu toprakların, Anadolumuzun nesillerin nitelikli eğitim almasına adanmış, gelecek nesillere aktarılacak, önemli bir başarı hikayesi bu. İyi ki var, iyi ki bu sistemin bir parçasıyım. Bu sistemin bir parçası olmak da benim kişisel başarı hikayemin önemli bir parçası.
 
İşte bu yüzdendir ki, Anadolu’ya dil uzatırken, dur iki kere düşün...
 
1000
icon
Hayri Leloğlu 25 Nisan 2018 00:47

AÖF dekanı bile vekil. Dekanlıkta yer alan çoğu yardımcı vb hepsi dışarıdan oradan buradan sisteme monte edilme. Bunlar da 35 sene önce yapılan işleri (akademik danışmanlık, sınavlara sabah girdiğin binaya yakın binada öğleden sonraki oturumda girme, vb) kendileri icat etmiş zennedip gazetelere haber yaptırıyorlar. Deveye sormuşlar nerem doğru ki demiş misali.

0 4 Cevap Yaz
Hayri Leloğlu 23 Nisan 2018 10:35

Başarı ölçüsü öğrenci sayısıdır. Bu kadar ders malzemesi, bunca emek. Ders sayısı şu olmuş bu olmuş önemli mi sizce. Öğrenci sayısının 1.3 milyondan 800 binlere düştüğünü duyuyoruz. Diğer aöf üniversitelerinin sayıları katlanarak artarken Anadolu aöf neden düşüyor. Methiyeler yerine biraz da objektif düşünsek ne güzel olurdu değil mi?

0 1 Cevap Yaz
Alper Çabuk

Kalite nicelikten ibaret sayılması ciddi bir hata olmaz mı Hayri beyciğim

0 0
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat