alexa

‘Bu utanç hepimizin’ dememek için…

Hani şu Çernobil faciasından sonra, çaydaki radyasyonun zararlı olmadığını ispatlamak için çay içen ANAP’lı bakan var ya; hah, aynı tezgah işte!

25 Kasım 2019 08:35
A
a

Neyin nesi olduğunu zamanında kaleme aldığımız bir aklı evvel, Süleyman Çakır okulunda yapılan gizli bir toplantıda çıktı kürsüye, kömürlü termik santralin muhteşem bir şey olduğunu söyledi; yetmedi, Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen aleyhinde çirkinliğe varan ifadeler kullandı.

 

*

 

Süreç içerisinde kömürlü termik santralin ne kadar sağlıklı(!) olduğunu anlatmak için öyle taklalar attılar ki, evlere şenlik.

Krem dağıttılar krem; bir yerlerimize sürüp zevk alacak, kömürlü termik santralin hazzını yaşayacaktık bu kremlerle.

 

*

 

Neler yapmadılar ki…

Zeytinyağı dağıttılar mesela; kömürlü termik santralin kurulu olduğu bir yerde üretildiğini ve çok sağlıklı olduğunu söylediler.

Her sabah bir kaşık atacakmışız ağzımıza, şifa niyetine!

Ancak öğrendik ki; söz konusu zeytin yağları satılmadığı için, algı malzemesi niyetine kömürlü termik santral kurulmak istenen bölgelerde yaşayan vatandaşlara dağıtılarak aynı tezgahı yapıyorlarmış.

 

*

 

Hani şu Çernobil faciasından sonra, çaydaki radyasyonun zararlı olmadığını ispatlamak için çay içen ANAP’lı bakan var ya; hah, aynı tezgah işte!

 

*

 

Yeter artık vatandaşı yanıltma gayretiniz!

Yeter artık büyük sermaye gruplarının ekmeğine yağ sürüp halkı sağlığından ettiğiniz!

 

*

 

 

Biz gittik kardeşim.

Kömürlü termik santralin faaliyette olduğu yerlere gittik.

Bir güzel inceledik.

Yaşam yok.

Her bir yerleşim yeri, hayalet şehir ya da hayalet kasaba halini almış.

İnsanların büyük bölümü kaçmış, evlerini ve tarlalarını yok parasına satmışlar; eeee, kömürlü termik santralin olduğu yerde toprak para eder mi?

Zorunlu olarak kalanlar ise perişan, hastalıktan kırılıyorlar.

Hiç kimse memnun değil, mutlu değil.

Her taraf gri, evler külle kaplanmış, kıraathanelerin perdeleri simsiyah; masa örtüsü zaten kullanmıyorlar, çünkü külün üstesinden gelemiyorlar!

İnsanın yüreğini en çok parçalayan ise geleceğimiz olan çocuklarımızın durumu; her biri öksürüyor, her biri halsiz, her biri potansiyel kansere yakalanacak bireyler.

 

*

 

İşte, bu fecaat durum, her an Eskişehir’in de başına gelebilir.

Çünkü uzun süredir Eskişehir’e kömürlü termik santral kurmak için uğraş veriyorlar.

Hem de Türkiye’nin en verimli tarım topraklarının yer aldığı, muktedirlerin ‘burayı korumak için sit alanı ilan ettik’ dedikleri Alpu Ovası’nı gözlerine kestirdiler.

 

*

 

Yahu, söz konusu zehir santralini dikmek için Türkiye genelinde geçerli olan ilgili yönetmeliği değiştirdiler!

Yasalar ‘yapamazsın’ diyordu.

Yönetmelikler ‘yapamazsın’ diyordu.

Çıkan bütün mahkeme kararları ‘yapamazsın’ diyordu.

 

*

 

Ancak bunlar ısrar ediyorlar, ‘yapacağız’ diyorlar; zira yatırım planına da aldılar!

 

*

 

İnsanları, hayvanları hasta Eskişehir.

Turizmi bitmiş Eskişehir.

Kültür-sanatı ortadan kalkmış Eskişehir.

Öğrenci kentliğinden vazgeçmiş Eskişehir.

Doğası tahrip edilmiş Eskişehir.

Ortadoğu şehri Eskişehir.

 

*

 

İşte, söz konusu kömürlü termik santral Eskişehir’e kurulduğunda, olacak facialar özetle bunlar.

 

*

 

Bakın, ülkemizde durum o kadar tehlikeli bir vaziyete büründü ki…

Daha yenice meclise bir kanun teklifi geldi.

Neydi o teklif?

15 termik santralin baca filtrelerinin takılması, 2 buçuk yıl daha ertelensin!

Ve bu teklif, maalesef meclisten geçti!

Bu 15 termik santral, 2013 yılından bu yana çevre yatırımlarını gerçekleştirme taahhütlerini yerine getirmiyor ve insanları feci bir biçimde zehirliyor.

Bu nedenle söz konusu santrallerin kapatılması gerekirken, tam aksine bu santrallar kollanıyor ve ‘2 buçuk yıl daha filtre takmayarak zehir saçabilirsiniz’ deniyor.

 

*

 

Peki, ya Anayasa ne diyor?

56. Maddede şunu: “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”

 

*

 

O halde meclisten geçen söz konusu kanun teklifi, Anayasa’ya tamamen aykırılık taşımıyor mu?

Bal gibi taşıyor, fakat Anayasa’yı tanıyan kim?

 

*

 

Özetle…

Türkiye’deki santrallerin halini görüyoruz.

Hiçbiri yasal zorunluluklarını yerine getirmiyor.

Santrallerin olduğu yerlerdeki insanların, şehirlerin ve doğanın halini de görüyoruz.

Tek kelimeyle: Fecaat.

 

*

 

O halde ne yapacağız?

Anayasa’nın 56. Maddesinin bize verdiği hakkı sonuna kadar kullanarak demokratik çerçevede direnişimize devam edeceğiz.

Çünkü muktedirler, söz konusu kömürlü termik santrali Eskişehir’e dikmek için her yolu deneyecekler.

O halde yurttaşlar olarak bir araya gelecek, omuz omuza verecek ve tek vücut olup muktedirlerin karşısına dikileceğiz.

Bunu başarabilirsek, ‘bu gurur hepimizin’ diyebilmeye devam edeceğiz.

Peki, eğer başaramazsak?

Bu utanç hepimizin’ olacak.

1000
icon
Muzo 25 Kasım 2019 12:43

Yazımızın Atina imzamı atarım..filtre takılsa bile , hiç bir filtrenin görevini tam olarak yapamayacağını ve maliyeti düşürmek için gece bu filtreleri calistirmayacaklarina adım gibi eminim ...

1 8 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat